Kadınlar Sever Hikâyesi Olan Şeyleri… Ya Erkekler?


 

“İstemeden de olsa yerleştirdiğim yerden önüme düşen kaygıları, annemin çocukken sarmama izin verdiği yün topu gibi yeniden sarıp, yerine koydum.”

 

kadinlar-sever-hik-yesi-olan-seyleri-ya-erkekler-Erhan-Sertbaş-2-294x350

Dursaliye Sahan yazdı

Okuma grubumuzun eline bu ay bir öykü kitabı geçti. Erhan Sertbaş’ın kaleme aldığı kitap, Sola Yayınlarından çıkmış: Kadınlar Sever Hikâyesi Olan Şeyleri.

(İnsan ister istemez ya erkekler diyor… Onlar hayatın hikâyesiz yüzlerini mi tercih eder?)

Çoğu durum öyküsü tekniğinde yazılmış 19 kısa hikâye. Yani serim, düğüm, çözüm gibi kesitler varla yok arasında.

İlk sıradaki Büyücüler Meydanı ile  30-40 yıl önceki bir İstanbul semtine gidiyorsunuz. Hatta sokakların parke taşlı olduğu hissine bile kapılabilirsiniz.

Meydanlar bulundukları şehrin kalbi gibidir. Nabız kalp için neyse, adımlar da meydan için odur. Çünkü yürüyen, koşuşan, zıplayan sayısız ayak o meydanların var olma nedenidir. Bir yanıyla da özgürlüktür meydanlar.

Sahaf dükkânı işleten karakterin ağzından, komşusu olan diğer esnafları ve o küçük meydana hayat veren günlük yaşam tarzını görüyoruz. Çemberin etrafındaki en güçlü karakter saat tamircisi.

kadinlar-sever-hik-yesi-olan-seyleri-ya-erkekler-Erhan-Sertbaş-3-350x350

“Müşterileri onun saatler yerine zamanı onardığını söyler.” (sayfa: 8)

 “Saatçi Nihat Abi, çoğu insan anlamasa bile zaman zaman saatleri durdurur, gece uzar gider.” (sayfa: 10)

Çingene Salatası’nda meydandan kalkıp bir ara sokağa sapıyorsunuz. Kapılardan biri açılıyor: İçerde munis bir anne. Canı gibi sevdiği oğluna hayat tüyosu veriyor: Özellikle Çingene Salatası’nı öğrenmesini tavsiye ediyor. “Kadınlar sever hikâyesi olan şeyleri.” diyor.

Öykü bitince aklıma hamburger geldi. Yaprak sarması ile hamburgerin aynı başlık altında sıralanması ve hamburger sektörünün insanoğlunu yakın bir gelecekte yutacak olması ancak kapitalist sistemde mümkün olabilir.

Kardan Adam’da biraz ateşin büyüsü anlatılmış. Bir olguyu en yalın ve kestirme haliyle anlatmak ancak zıddını kullanmakla mümkündür.

“Yükselen her kahkahada ben biraz ölüyorum. Ruhumdan bir parça şöminede yanan odunların alevine karışıp bacadan atıyor kendini.” (sayfa: 19)

“Ruhumun geri kalanını da teslim ettim, uçup gitti şöminenin bacasından. (sayfa: 20)

Ve çok tanıdık bir olay örgüsünün bitmiş hali üzerinden Behice’nin hikâyesi başlıyor: Ölen ablasının yerine 14 yaşında eniştesiyle evlendirmiş olan kadının, yok edilen gençliğini ve hayatını kızlarında yeşertme umudu.

Öykünün kodu hayat sözcüğüne yüklenmiş gibi.

“Hayat, gerçekten de bu sıcak iklimin kavurduğu evlerin soluk alınabilecek yaşayan bir organı gibiydi.” (sayfa 23)

“Hayatın bir köşesindeki mutfağa girdi,” (sayfa 23)

“Hayata yeniden çıktığında yaramaz bir serçe sürüsü çığlıklar atarak karşıladı onu.” (sayfa 23)

“Bir gün hayata çıkmak istediğini söyledi anneme.” (sayfa 27)

“Sol tarafına inen felçle hayatta yığıldı kaldı,” (sayfa 28)

Ayna öyküsünü okurken yine ilk sıradaki öykü geliyor aklınıza. Yazar hep o meydanın etrafında gibi.

Ve işte o gizemli saatçinin kendini anlatan cümlesi: “İskelede günün yorgunu bir kalabalık, ben saatleri biriktiriyorum teneke kutularda.” (sayfa 33)

Bir zamanlar veresiye defteri olan bakkallar vardı. Hesap makineleri yoktu. Parmak hesabı yaparlardı. Çoktan tarihe karıştılar. Sertbaş’ın öykülerindeki o mahallelerde o bakkallar gibi tarihe karışmak üzere. Muhtemelen bizden sonraki nesiller göremeyecek. Bu nedenle de Yazar bir dönemi gelecek kuşaklara anlatarak tarihe küçücük bir not düşmüş oluyor.

Sertbaş’ın meydanda dolaşan delisi de aslında akıllı olup, deli numarası yapan derviş türünden sanki.

“Suçum aynaya bakmak. Nasıl göründüğümden çok ne gördüğümle ilgili. Allah’tan ben bu dünyadan değilim.” (sayfa 37)

Küf öyküsünde kendimize bakış açımıza göndermeler var. Göremediğimiz yanılgılarımız…

Aynadaki çıplak bedenimin korkunçluğuna aldırmadan ruhumun son zerrecikleri bileğimdeki anahtarı çevirip ayrıldılar benden.” (sayfa 41)

 “Düşünsene; aynada kendimize bakarken çoğu zaman göremeyiz içimizden akanları ya da kendimize bakarken köreliriz; eğriliverir bütün duygularımız ayna körü oluruz.” (sayfa 44)

Beyaz zehrin kullanıcıları, satıcıları ve çarpan etkileri sistemdeki çarpıklıklarla birlikte Çocuk ve Saldalyalar’da kaleme alınmış.

“Meydandaki caminin köşesinde boyozcu Sinan var, al bu parayı, benden selam söyle; otuz beşin Fatih dersin, iki boyoz, üç fişek dersen anlar, al da gel hadi koçum.”( Sayfa 49)

Aşkın bir çeşit karantina halinden, ana baba çocuk ilişkilerini kediler üzerinden analiz eden Kedici’ye kadar hepsi özgün olan hikâyelerden sıkılmak mümkün değil.

 “Bu yaşında tüm detayları hafızasında tutacak kadar eksik olan neydi acaba hayatında? 

“Babam kedileri sevmezdi, severdi de yanına yaklaştırmazdı. Hoş bizi de pek yaklaştırmazdı yanına.” (safa 70)

Seni Öldürdüğümü Meleklere Söyleme, Olur mu?

Aklıma yıllar önceki edebiyat öğretmenim Nurdan Hanım geldi. “İsimlere takılmayın, sizi kolayca yanıltabilir” derdi. Evet ama hâlâ isimler beni etkiliyor. Bekle Dedim Gölgeye başlığını görüp de o kitabı karıştırmayacak kaç okuyucu olabilir.

Öyküye dönecek olursak kaybettiği sevgilisi ile planladıkları tren yolculuğunu yalnız gerçekleştiren adamın meleklere uzanma duygusu diyebilir miyiz? Bilmiyorum.

Sonuç olarak Erhan Sertbaş karakter ve kurgu yaratmakta zorlanmıyor. Bu da onun başarılı bir öykücü olduğunu kanıtlıyor. Karşı cinsi şaşırtacak kadar iyi analiz ediyor.

Yazma potansiyeli olan okuyucuya özgün eserlerle kendini hatırlatacak bir edebiyatçı olduğunu düşünüyorum. Elbette en başarılı öykücüler bile kusursuz değildir. Örneğin bazı uzun cümlelerin bölünmüş olmasını arzu ederdim.

Kısa öykü uzun öyküden daha güçlüdür.

Aklımda kalan cümleleri her zamanki gibi defterime not ettim:

“Ben bir köleyim, özgürlüklerimin kölesi.” (Sayfa 115) cümlesi oldu.

“Ben bir mavi olsam / Deniz bulaşsa her yanıma, balık koksam…”

“Eğer korkmazsan hiçbir şeye cesaret edemezsin.” (Sayfa 120)

“İstemeden de olsa yerleştirdiğim yerden önüme düşen kaygıları, annemin çocukken sarmama izin verdiği yün topu gibi yeniden sarıp, yerine koydum.”

“Bana anlattığı her şey onun dünyasında sıradan olaylardı belki ama ben duyduklarımı unutma şansına sahip değildim. Kendi dünyama asla masum olarak dönemeyecektim; onun suç ortağı olmuştum.” (Sayfa 130)

 

 

Kaynak: http://www.murekkephaber.com/kadinlar-sever-hik-yesi-olan-seyleri-ya-erkekler/5736/

 

Reklamlar

Adil Okay’ın Yeni Kitabı, “Arkası Yarın” Bir Ayrılık Hikayesi


 

ARKASI YARIN”, YAZAR-ŞAİR ADİL OKAY’IN SON KİTABI

 

Adil Okay'ın -Yeni Kitabı- Arkası Yarın -Bir Ayrılık Hikayesi- (3)“(Bu) kitap, arka planda, siyasi mültecilikten Türkiye’de hapishaneler sorununa; insandaki söz ve eylem tutarsızlığından, bilim insanlarının nasıl olup da faşizmle ya da polislerle iş birliği yapabileceği sorununa kadar daha başka birçok konuya, (…) parmak basıyor. İşte bu nedenlerle kitabı değerli buluyor ve ele aldığı konularla toplu tartışmaları tetikleyebilirse amacına ulaşacağını düşünüyorum. Tabii kitabın özgün kurgusu; akıcı, sade ve canlı diliyle edebiyatımıza yaptığı katkıyı da göz ardı etmeden…”

 

Hasan Şahingöz

 

ARKASI YARIN”, YAZAR-ŞAİR ADİL OKAY’IN SON KİTABI.

 
Adil Okay'ın -Yeni Kitabı- Arkası Yarın -Bir Ayrılık Hikayesi- (4)Fakat, “Arkası Yarın”ın bizleri çağırdığı tartışma konusu bununla da bitmiyor. Çünkü kitap, arka planda, siyasi mültecilikten Türkiye’de hapishaneler sorununa; insandaki söz ve eylem tutarsızlığından, bilim insanlarının nasıl olup da faşizmle ya da polislerle iş birliği yapabileceği sorununa kadar daha başka birçok konuya, birkaç cümleyle de olsa parmak basıyor. İşte bu nedenlerle kitabı değerli buluyor ve ele aldığı konularda kitlesel, toplu tartışmaları tetikleyebilirse amacına ulaşmış olacağını düşünüyorum. Tabii kitabın özgün kurgusu; akıcı, sade ve canlı diliyle edebiyatımıza yaptığı katkıyı da göz ardı etmeden…Mayıs ayında, Ütopya Yayınevinden çıkan “Arkası yarın – Bir Ayrılık Hikâyesi” adlı kitap; iki sevgilinin konuşmaları ve “kedi-köpek gibi didişmeleri” üzerinden, kadın-erkek ilişkilerini ele alıyor. Zira kitabın kahramanları olan sevgililer; aralarındaki itim ve çekimle, aralarındaki sorunlar ve bu sorunları çözüş biçimleriyle sadece kendilerini değil, gerçeğinde bütün erkek ve kadınları temsil ediyorlar. Bu yanıyla kitap, kadını erkeği ile, bir yandan kendimize dışarıdan bakma imkânı sağlarken öte yandan, “Kadın ve erkek arasındaki ilişkiler dün nasıldı, bugün nasıldır? Neden böyledir; bundan sonrası nasıl olmalıdır?” türünden sorular etrafında hepimizi meseleyi tartışmaya çağırıyor.

***

Genelde imgelere dayalı olduğu için şiirin, her okurda farklı çağrışımlar, farklı duygu ve düşünceler yaratacağı söylenir. Fakat bu gerçeklik sadece şiir için değil, roman ve öykü (elbette ki diğer bütün sanat dalları) için de geçerli bir durumdur. Çünkü sanat dalları ve onları içerikleri ile biçimleri ne kadar çeşitliyse, sanat dallarının okuyucuları, dinleyicileri ve izleyicileri de o kadar çeşitlidir; zira kimi yoksul kimi zengindir, kimi eğitimli kimi eğitimsizdir, kimi şu ya da bu konuda uzmandır kiminin hiçbir konuda uzmanlığı yoktur, kimi mutludur kimi mutsuz, kimi umutludur kimi umutsuz… Dolayısı ile her sanat eserinin her sanatseverde farklı farklı duygu ve düşünceler, farklı farklı çağrışımlar yaratması biraz da bu yüzdendir. Ne de olsa; statülerdeki, tecrübelerdeki, ilişkilerdeki, bilgi ve uzmanlıklardaki, ruh hâllerindeki farklılıklar algılarda da farklılıklara yol açmaktadır. Hâliyle “Arkası Yarın”ın her okurda farklı farklı duygu ve düşüncelere, farklı farklı çağrışımlara yol açması ya da açacak olması doğaldır.

Örneğin; 23 yıldır hapiste yatan, yatmaya da devam eden biri olarak kitapta öne çıkan konu olmasına rağmen, yetersiz bilgi ve tecrübe nedeniyle, kadın-erkek ilişkileri benim üzerinde konuşup tartışabileceğim bir konu değil. Fakat yine de Adil Okay, “Arkası Yarın”la sosyolojinin de temel konularından/problemlerinden biri olan “Toplum-birey ilişkisi”, “Sosyalleşmenin bireysel davranışlar üzerindeki etkisi…” üzerine yeniden düşünmeme neden oldu. Ancak hepsi bu kadar da değil; zira Adil Okay kitabında insanlığın sadece “kadın-erkek ilişkisi ve cinsellik” gibi kadim konularına/sorunlarına değil, aynı zamanda “insanın yaşamdaki amacı; şefkat, güven ve saygının yaşamlarımızdaki yeri; hakikate ulaşmanın yolları…” gibi daha başka kadim konularına/sorunlarına da dikkat çekiyor. Bu nedenle, kitapta, “Senin hayatının amacı ne peki?” sorusu, erkeğin sadece sevgilisine yönelttiği bir soru olarak değil, tek tek hepimize yönelttiği bir soru olarak karşımıza çıkıyor. Tıpkı kadının sevgilisine, “… Benim aradığım yiyecek, içecek ve seks değil sadece… Şefkat, güven, saygı…” (s. 97) şeklinde cevap verirken, sadece kendi adına değil hepimiz adına konuştuğu gibi ya da yine kadının, Badiou’nun “Hakikate ulaşmanın yolu bilim, sanat, felsefe ve aşktan geçer…” sözünü aktarırken (s. 150) sadece sevgilisini değil, bizleri de aydınlatmaya çalıştığı gibi…

İşte bu nedenlerle, kadın ve erkek ilişkileri ile cinselliğin yanı sıra, “Arkası Yarın”ın önümüze koyduğu problemlerden, gerçeklerden hareketle, gelin isterseniz şu konuları da tartışalım:

Sosyalleşmek nedir? Nasıl sosyalleşiyoruz; bugüne kadar kimler tarafından nerelerde, nasıl sosyalleştirildik? Sosyalleştirilme biçimimiz bugünkü ilişki ve davranışlara nasıl yansıyor?

Bireyler olarak toplumsal inanç, değer ve kurallarla hangi noktalarda uyumsuzluk yaşıyoruz; bu uyumsuzluklar başımıza ne gibi dertler açıyor? Beğenmediğimiz toplumsal inanç, değer ve kuralları nasıl değiştirebiliriz?

İnsanın yaşamdaki amacı nedir? İnsanların yaşamsal amaçları farklı mıdır; yoksa bütün insanlarda ortak olan yaşamsal bir amaç var mıdır?

Şefkat, güven ve saygı nedir; bunların yaşamlarımızdaki önemi ve eksikliklerinin nedenleri nelerdir? Şefkat, güven ve saygıyı hak etmek için neler yapıyoruz ya da neleri yapmalıyız?

“Hakikate ulaşmanın yolu; bilim, sanat, felsefe ve aşktan geçer” diyen Badiou haklı mıdır? Haklıysa neden ve peki nasıl?..

Tüm bunlar fazla mı felsefi? Tüm bunları ve benzeri konuları tartışmak, gerçekten tam bir zaman kaybı mı?

İyi ama içinde bulunduğumuz durumun; yoksunluk, yoksulluk ve zayıflıkların; bilim, sanat, felsefe ve aşkta yeterince gelişmemiş olmamızın; neredeyse her konuda Batı’nın ağzının içine bakmamızın, neredeyse her konuda Batı’nın kuyruğuna takılıp kalmamızın sebebi de bu değil mi zaten: Yeterince düşünmemek; yeterince soru sormamak, yeterince sorgulamamak; yeterince inceleme ve araştırma, yeterince gözlem ve deney, yeterince bilim ve felsefe yapmamak!

İşte bu nedenlerle, Adil Okay’ın yeni kitabı “Arkası Yarın”, Celâl Soycan’ın iddia ettiği gibi sadece “iyi okur” değil, herkes, hepimiz tarafından okunmayı ve üzerine kafa yorulmayı, üzerine düşünülmeyi ve tartışılmayı fazlası ile hak ediyor.

 

11 Haziran 2017

 

Hasan Şahingöz. 1 No’lu F Tipi hapishane  Tekirdağ

O dizi çalıntı çıktı!


Gündem

FETÖ’nün kanalı Samanyolu TV’de yayınlanan ‘Küçük Gelin’ dizisinin ‘çalıntı’ hikaye ile yapıldığı ortaya çıktı.

0x0-fetocu-kanalin-dizisi-bile-calinti-cikti-1496733188342
Öykünün kendisine ait olduğunu söyleyen Dursaliye Şahan, senarist Erkan Çıplak’ın kendi hikayesinden alıntı yaptığını iddia ederek mahkemeye başvurmuştu.
Sabah gazetesinden Yüksel Aytuğ’un yazısı şu şekilde:
Haber, tam da kaynağından geldi; yazar-senarist Dursaliye Şahan ve avukatından… Samanyolu TV’de reyting rekorları kıran ‘Küçük Gelin’ dizisinin ‘çalıntı’ hikaye ile yapıldığı, Anadolu Adliyesi 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararı ile kesinleşti. Mahkeme; dizinin, yazar Dursaliye Şahan’a ait öykü ve projeden intihal edilerek yapıldığına hükmederek, yapımcı firma ve senarist Erkan Çıplak’ı, yazar Dursaliye Şahan’a maddi-manevi tazminat ödemeye mahkum etti.
KANALA İHTARNAME

FETÖ’nün kanalı Samanyolu TV’de yayınlanan ‘Küçük Gelin’ dizisinin ‘çalıntı’ hikaye ile yapıldığı ortaya çıktı. Öykünün kendisine ait olduğunu söyleyen Dursaliye Şahan, senarist Erkan Çıplak’ın kendi hikayesinden alıntı yaptığını iddia ederek mahkemeye başvurmuştu.
Kaynak: Ulusal Kanal

O dizi çalıntı çıktı

https://www.haberdizin.com/o-dizi-calinti-cikti/embed/#?secret=JndQsk497j

Kayıp Çağ ve Evrim Teorisi


Kayıp Çağ 1″ isimli roman, insanın var oluşundan önceki mitolojiyi saymazsak henüz bilgi sahibi olamadığımız çağları ve insandan önceki varlıkları anlatıyor.

select.jpg

 

Dursaliye Sahan yazdı

KAYIP ÇAĞ 1

Evrimi bırak öncesine bak…

Dünyanın değil ama Türkiye’nin gündemine zaman zaman oturan “evrim gerçek mi?” sorusuna geçtiğimiz günlerde Aziz Sancar cevap verdi ama hangi kulaklar duydu, hangi beyinler nasıl algıladı orası muallak.

Ve fakat bu kez durum vahim. Bildiğimiz evrim teorisi artık ders kitaplarından çıkarıldı.Yerine konanlar ayrı bir yazı konusu.

Gelişmiş ülkelerde evrim teorisi artık kanıtlanmış bir bilgi olarak çoktan geçilmiş durumda. Onlar başka sularda yeni yeni bilgiler edinirken, biz evrim teorisinde yeni fıkralar üretmek üzere cirit atmaktayız. Kime kolay gelsin, kime geçmiş olsun diyeceğimi bilemiyorum. İşte bu evrim teorisinin ders kitaplarından çıkarıldığını duyunca aklıma geçen ay okuduğum Kayıp Çağ romanı geldi.

AchillesValentin’in, 3.ncü kitabı.

Fantastik türdeki romanın kısacık özeti şöyle: İnsanın var oluşundan önceki,(mitolojiyi saymazsak) henüz bilgi sahibi olamadığımız çağları ve insandan önceki varlıkları anlatıyor.

Şimdi kitabın edebi değerini bir yana bırakalım. Sadece teması tam da bizim evrim tartışmamıza küçük bir ışık olduğunu söyleyebilirim.

Şu ilkel egoist bencilliğimizin gözlerimizi nasıl kör ettiğini anlamadan bilimde yol almamız mümkün değil. Bırakın dünyayı neredeyse gezegenin tek sahibi olduğumuz konusunda hem fikir olduk.

Yok öyle bir şey!

Dünyadaki her şey insanoğlu için yaratılmıştır cümlesi baştan sona yalan. Canlılar zincirindeki mütevazi bir halkadan öte değiliz.

Mitoloji mitolojidir.

Mitolojiden bilim çıkarmaya çalışmak boşa kürek sallamak.

Kitaba dönecek olursak, yalın, akıcı ve duru bir üslup kullanılmış. (Kimileri şiir gibi dese de ben romanda devrik cümleleri sevmem.)

Hikâyesi güçlü bir roman. Birbirine karışan karakterler ve paralelindeki birden çok düğümler zinciri olay örgüsünü zaman zaman kaçırmanıza neden olsa da dikkatle okuduğunuzda aklınızda kalacak bir kurgusu var.

Bazı yazarlar romanlarına karakter haritasını da ekliyor. Daha çok gençlik ve macera romanlarında görüyorum. Bence bu da yararlı bir katkı.

“Delice bir süratle kaçıyordu. Dalağı şişip de koşamayacak hale gelene dek arkasına bile bakmadı. Ormanı terk etmişken avuç içleriyle dizlerine dayanıp nefeslenmeye çalıştı. Arkasına bakıp bakıp takip edilip edilmediğini kontrol ederken gökyüzünde tüylerini diken diken eden bir çığlık duydu. Ani bir hareketle doğrulup gökyüzüne baktı. Kırmızı kanatlı devasa bir yaratık kimsenin erişemeyeceği bir yükseklikte daireler çizerek uçuyordu…”( Sayfa 35-36)

Kayıp Çağ’da mekanve topluluk zenginliği beklediğinizden fazla olabilir.Fakat insanın var oluşundan önceki bilinmeyen o çağlarda beyin fırtınası yapmak bile heyecan verici.

Adından anladığım kadarıyla Kayıp Çağ 1’in devamı, 2.nci cilt geliyor.

Sonuç olarak karakter enflasyonunu saymazsak okunması gerekenler arasında. Hatta evrim konusuna takılanlara naçizane öneriyorum.

Sağlıcakla kalınız.

Küçük Gelin dizisi çalıntı çıktı – Sözcü Gazetesi


dursaliyesahan-367x350
Geçtiğimiz yıl FETÖ’nün yayın organı olduğu için kapanan Samanyolu TV’de oynayan ve büyük kitleler tarafından takip edilen Küçük Gelin dizisinin, Anadolu Adliyesi 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararına göre çalıntı hikaye ile yapıldığı ortaya koyuldu.
Magazin7 Haziran 2017 – 12:04
2014 yılında başlayan davada hakim bilirkişi raporu ve FSEK 68’inci maddesi doğrultusunda karar vererek, dizinin Yazar Dursaliye Şahan’a ait öykü ve projeden intihal edilerek yapıldığına hükmetti. Dava sonucunda Makro ve Mikro Yapım ve senarist Erkan Çıplak, çalıntı hikaye için yazar Dursaliye Şahan’a maddi manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.

BAKMAK İÇİN ALDI, ÇALDI VE YAYINLADI

FETÖ’nün yayın organı olduğu için 30 Nisan 2016’da kapanan Samanyolu TV’nin kadrolu senaristlerinden Erkan Çıplak, 2005 yılında Yazar Dursaliye Şahan’dan sadece bakmak için aldığı dizi projesini daha sonra kanala kendi eseri gibi sunarak, Murat Keskin yönetiminde Küçük Gelin dizisini hayata geçirdiler. Hikâyesinin dizi yapıldığını fark ettiğinde, kanala ihtarname gönderen yazar Şahan’a yöneticiler kayıtsız kaldılar. Mahkemenin bilirkişi olarak tayin ettiği, yönetmen ve senarist Semra Dündar Öğün ve İ.Ü.H.F. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azra Arkan Serim hazırladıkları raporla intihalin boyutlarını ve detaylarını göz önüne serdiler.

Senarist Erkan Çıplak mahkemeye verdiği yazılı savunmasında, yazardan proje aldığını hatırlamadığını, dizinin hikayesini de akil insanlardan duyduğunu iddia etti. Kanalın avukatı Nazif Aktaş ise, Dursaliye Şahan’a, “Bu kadar reyting yapan bir dizinin öyküsü sizden alınmışsa buna sevinmeniz gerekir. Neden büyütüyorsunuz?” diyerek şaşırttı. Mahkeme, Şahan’ı haklı bulurken, Şahan’ın avukatları Ebru Özge Beşlioğlu ve Ada Jale Orhan, “Sektörün gelişmesinde sanatçının ve eserin korunması ile hukuki koruma ve mücadelenin sağlanması çok önemli. Eser sahibi müvekkilimizin gösterdiği hassasiyetin, telif hakları konusundaki bilinçlenmeye katkı sağlayacağını düşünüyoruz” dediler.

 

Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/hayatim/magazin-haberleri/kucuk-gelin-dizisi-calinti-cikti/

 

 

Dr. Muhsin Boz, Tottenham Çocukları Kitap Yorum ve Özeti


Dünyanın en kötü duygusu, yalnızlık, istenmemek ve hep alay edilmekti.

tothennam-640x334.png

 

Sivas doğumlu Dursaliye Şahan’ın ilk roman denemesi. Başka edebi türlerde çalışmaları var mı? Elbette. Özellikle öykü edebi türüyle kalbi atıyor, yatıp kalkıyor, soluyor… Pek çok öykü yarışmasında ödüller almış. Düzenlediği kitapların yanında yayımlanmış öykü kitapları da var. Edebi renkliliğinin yanı sıra mesleki renklilik… : banka memurluğu, temizlik işçiliği, öğretmenlik, gazetecilik.

Tottenham Çocukları, ilk roman denemesi olduğu halde oldukça başarılı. İtiraf edeyim ki, beklediğimin çok üstünde bir kitap.

Doğu’da, Şirvan’ın Heredile adlı bir köyünde, ailesiyle beraber yaşayan Keko lakaplı (asıl adı Ali Kemal) 13 yaşında bir Kürt çocuğu, ilkokul diplomasını almaktadır. Daha törendeyken, 2-3 hafta sonra köyden kaçmanın planlarını yapmaktadır. Hedef, Ankara’dır. Ama hedeflere çoğu zaman tam varılamaz. Hedefteki ilk engel babadır. Baba dayağı, henüz 13 yaşındayken evlendirme planları, hesapları… Hep çocuk gelinler işlenir ya toplumumuzda… Çocuk damatlar ıskalanır. Evet, bu toplum onun da sancısını çekiyor. Köyden kaçıp gitmek isteyen sadece Keko değil, ondan bir-iki yaş büyük ve küçük çocuklar da. Keko’dan 2-3 yaş büyük, ilkokul ikiden terk amcasının kızı Gülistan da kaçma planları yapmaktadır. Gülistan, babaanne tarafından “ocaktaki en edepsiz avrat” olarak sayılmaktadır. Gülistan köyden kaçmak için kendince bir plan yapar: “Keko beni kaçır!” Ama Keko Hatun adında bir kızla nişanlandırılır. Hatun’un Keko’dan tuhaf bir isteği var: Takılınca, bol olduğu için düşen yüzüklerin iplerle daraltılarak parmaklara geçirilmesi…  Evlenmeden, ömür boyu nişanlı kalınarak yüzüklerin parmaklarda öylece durması…

Keko kaçma planları yaparken, Rahmi adında bir amcasının olduğunu öğrenir. Rahmi köyü yıllar önce terk etmiş (aslında baba tarafından kovulmuş) ve İstanbul’a yerleşmiştir. Dede, neredeyse Rahmi’yi hayatından silmiştir. Ama beklenmedik birtakım olaylar olur ve dedeyle, Keko İstanbul’a giderek Rahmi’nin evine yerleşirler. Ama o da ne! Amca ocağında amca şiddeti! Babasından sonra bir de amcasından dayak yer. Keko’nun bir kuzeni vardır. Tahir. Öylesine sindirilmiş ki hayatta… adeta zekâ seviyesi düşük bir evlat muamelesi görmektedir. O da değişik nedenlerle okulu bırakmıştır.

TV reklamlarından olayların 1975-1980’li yıllarda yaşandığını öğreniriz. Keko, özel bir koleje para ödemeden burslu olarak başlar. Bu okula girmesinde amcasının payı vardır. Çünkü amcası okulun servis şoförlüğünü yapmaktadır Ancak bu defa okulda değişik şekillerde şiddetle karşılaşır: … “… Dünyanın en kötü duygusu, yalnızlık, istenmemek ve hep alay edilmekti.” “…Yeni sınıfımdaki bütün çocuklar, sözleşmiş gibi, yüreğimde küçüklü büyüklü birer yara açmayı başarıyordu. O yaralar bazen yeni duygulara yeni düşüncelere dönüşüyor, nadiren de güçlenmeme neden oluyorlardı. Bulutlara yakın bir yerde bir ipin üzerinde sirk cambazı gibi yürüyor, düşmemek için gayret ediyordum.”  Şiddete bir de etnik baskı girer. Kürt kimliği! Bu kadar sorun varken, bir de Aycan adında bir kıza âşık olur. Keko, bir gün çok zor bir durumda olan bir kedi yavrusunu ağaca tırmanarak kurtarır. Bazı arkadaşları artık onu sayarken, okul idaresi ve diğer arkadaşları tam tersine eleştirirler. Hatta sürekli onunla uğraşan Levent adındaki bir öğrenci ona, “mankey” (maymun) adını takar. Keko’nun yeni yetenekleri keşfedilir: Çok hızlı koşma, güzel futbol oynama. Onunla her daim uğraşan, alaya alan Levent’i öfkesine hâkim olamayarak döver. Okuldan atılma noktasına gelinir. Keko kendince gerekeni yapar: Okulu terk eder; dönmemek üzere kaçar.

Ama bu arada okulun futbol takımına seçilmiştir. Hem okulun sahibi, hem öğretmenler, hem idare Keko’dan futbol adına çok şeyler beklemektedir. Okul idaresi onu yeniden kabul eder. Keko, istemeye istemeye ayak sürüyerek okula döner ve yeniden başlar. Yeni adı çok hızlı koştuğu için, Tavşan Keko.

Derken Gülistan İstanbul’a gelir ve Keko’yu bulur. Dudak uçuklatan bir şekilde köyden kaçmıştır. Gülistan’ı, yasak olduğu halde gizli bir şekilde okula alır. Bodruma kazan dairesine indirir. Yarı aç yarı susuz onu öylece okulda bırakır o gece. Ama Gülistan bu! Kazan dairesinden çıkar, kantin kapısını kırar ve karnını bir güzel doyurur bisküvilerle. Kazan dairesinin isi üzerinde, Aycan’la tanışır. Gülistan öyle cesur bir kız ki, gece Rahmi’nin evine gelir. Adeta polisiye filmlerine taş çıkartacak şekilde eve girer, kimseye görünmeden banyosunu yapar. Evden çıkar ve Aycanların evine gider. Temizlikçi olarak işe alınmıştır: “Ben dağa çıkıyorum,” diye bir mektup bırakarak köyden çıkan Gülistan abla, kaçtığının dokuzuncu günü Aycanların evinde hizmetçi olarak işe başlamıştı. Peki, ilk yedi gün nerelerdeydi. Kim bilir neler yaşamıştı?”

Bir süre sonra ilginç bir gelişme olur ve Gülistan’ın hamile olduğu anlaşılır. Aslında İstanbul’a geldiğinde hamiledir. Bu yüzden işten çıkarılacaktır. Tam o sırada, çok istemesine rağmen yıllarca çocuk sahibi olamayan Aycan’ın teyzesi olanları duyar. Gülistan’ın gayrımeşru çocuğunu kabul edecektir. Aycan’ın teyzesi Filiz Hanım’ın eşi polis müdürüdür. Bu durum, gelişmesi olasılık dâhilinde olumsuz bir takım olayların da sigortasıdır.

Artık her şey yolunda gibi giderken bir haber alınır: Keko’nun babası Ajar korucu olmak zorunda bırakılmıştır. Gülistan, Keko ve dede olanlara çok üzülürler. En çok da dede… “Bir korucunun babası olacağına bütün evlatları ölse evladır.”

Zaman hızla akıp giderken, Gülistan’dan sonra Keko da Aycan’ın ailesi tarafından sayılır, sevilir. Yazlığa davet edilir. Hatta ona kıyafetler alınır: Mayo, gözlük, şapka, üst baş, ayakkabı. Keko artık kitap da okumaktadır. Halk Kütüphanesi’ne giderek kitaplar alır. Hayyam, Anton Çehov… okuduklarının arasındadır. Gülistan bir oğlan çocuğu doğurur. Ali Kemal ortaokulu bitirmiş, liseye başlamıştır. Yarıyıl karnesini aldıktan kısa bir süre sonra Korucu Ajar baba, vurulur. Kimin vurduğu belli değildir. Derken, lise birinci sınıfı bitirir Keko ve takdirname alır.

Kuzeni Tahir gibi içleri enerji dolu binlerce, onbinlerce genç vardır Türkiye’de.  Bu enerji adam gibi bir yere kanalize edilemediğinden bu gençler patlamaya hazır, öylece dururlar. Bu enerji kullanıldı kullanıldı; kullanılmadığı zaman başka yerlere akıp gider. Bir defasında Keko’ya: “Ben siz geldikten, dedemi tanıdıktan sonra hayatı sevdim,” diyen Tahir Kato dağına gidip savaşçı olmaya karar verir. Gider de. Hatta dağa ulaşır ve örgüte katılır. Keko İstanbul’dan Heredile’ye gelir, Fatih öğretmeni bulur ve dağa henüz tam çıkmayan Tahir’i kurtarır. İstanbul’a dönülür. Büyük bir sevinç vardır ailede.

Keko, lise-2. sınıfı bitirir. Keko ve yenge (Rahmi Amca’nın eşi) pazardan dönerken Gülistan’la karşılaşırlar. Yenge İstanbul’a geldiğinde Gülistan, henüz memede bir bebektir. Doğal olarak Gülistan’ı tanımaz. Tanıştıktan sonra eve davet edilir. Eve girdiklerinde, dede uyumaktadır. Gülistan dayanamayıp dedenin ceketinin ucunu öper, ağlar… Geliş nedeni, nikâha davet. Kimin nikâhı? Gülistan-Ozan çiftinin. Ozan kim? Aslen Bursalı bir güvenlik görevlisi. Nikâhta Aycan-Keko da vardır. Artık aşklarını birbirlerine itiraf etmişlerdir.

Ve son bölümün başlığı: Büyü Bozuluyor. Kocası Ajar’ı kaybeden Keko’nun annesi töre gereği ölen kocasının kardeşleri ile evlenmek istemez. Tuhaf bir şekilde insan tacirlerinin eline düşer ve Londra’ya gelir. Yıllarca çalışsa altından kalkamayacağı, ödeyemeyeceği senetlere imza atar. Çok kötü şartlarda fabrikalarda çalışmaya başlar. Keko, aylar sonra annesinden haber alır. Londra’ya gelir, annesini bulur. O da çalışmaya başlar ama bir anda kendini uyuşturucu çetelerin içinde bulur. Aziz adında bir uyuşturucu tüccarının tuzağına düşer. Keko’artık öyle bir noktaya gelir ki…

Bir arkadaşıyla intihar eder. Arkadaşı ölür ama kendisi ilkin ölmez, hastaneye kaldırılır…

Kitap bu şekilde biter. Peki, Yazara Dursaliye Şahan bu romanı yazmakla neyi hedefledi? Bir okur olarak şunu anladım. Demin de söz ettiğim gibi Türkiye’de içleri enerji dolu binlerce/ onbinlerce genç vardır. Bunların çoğu değişik nedenlerle küstürülmüştür. Eğer bu enerji dikkate alınır ve gençler kazanılırsa kimse dağa çıkmaz. Gülistan karakteri ile bu mesaj verilmek istenmiştir. Gülistan her şeye rağmen normal yaşama tutunmaya çalışıyor: Aşiret törelerine kendince itiraz ediyor. Gençliğini yaşıyor, sevişiyor, hamile kalıyor. Dağı değil, İstanbul’u seçiyor. Çocuğunu doğuruyor, evlatlık veriyor ve de evleniyor. Evlatlık verdiği aileye baktığınızda…  “Güvenlik mesleği”nden ekmek parası yiyen insanlar. Bir süre sonra nikâh kıydığı Ozan adlı gencin mesleği: Güvenlik. Bilmem, sizler de o çok ince çizgiyi gördünüz mü? Dağa çıksa hayatın akışı nasıl bir anda tamamen değişik olacaktı. Çıkmayıp da nasıl seyrediyor, nasıl akıyor?

Ufak bir katkı. Doğa betimlemeleri çok az. Eğer kitabın devamı gelecekse, satırların biraz da doğayla bezenmesi, soluklandırılması gerek.

Dursaliye Şahan hedefine ulaştı mı? Bence fazlasıyla.

Kitap: Dursaliye Şahan, Tottenham Çocukları (Roman), Sola Yayınları, 2016

Muhsin Boz, 2017,  Antakya 

 

https://www.e-koc.org/dunyanin-en-kotu-duygusu-yalnizlik-istenmemek-ve-hep-alay-edilmekti/embed/#?secret=spqcNDzHqu

 

 

Küçük Gelin’in senaristinden ‘çalıntı senaryo’ açıklaması! – Medyatava


Medyatava Özel:  ‘Küçük Gelin’ dizisinin senaryosunun çalıntı olduğu mahkeme tarafından kabul edilmişti…

dursaliye-şahan-küşük-gelin-sıla-dizisi-yazi-atolyesi-18-300x222

Samanyolu TV’de yayınlanan ve izleyenler tarafından yoğun ilgi gören “Küçük gelin” dizisinin senaryosunun çalıntı olduğu mahkeme tarafından kabul edildi.

Bu gelişmenin ardından dizinin senaristliğni üstlenen Erkan Çıplak, Instagram hesabından bir açıklama yayınladı.

 

İşte, Çıplak’ın o açıklaması:

“Dün sabah basında “Küçük Gelin” dizisi ile ilgili çıkan haber gerçeği yansıtmamaktadır.Açılan dava şahsım ve yapımcı şirket aleyhine sonuçlansa da verilen karar adil değil tamamen konjöktüreldir. Biz senaristler , televizyon kanallarının talepleri doğrultusunda dizi hikayeleri yazar, profesyonel olarak en iyi şekilde işimizi yapmaya çalışırız. Bir sosyal sorumluluk projesi olarak sipariş edilen Küçük Gelin hikayesi , Gaziantep, Diyarbakır ve Siit gibi şehirlerde alan araştırması yapılarak, bölgeyi ziyaret eden akil insanların raporu incelenerek , unicef’in basında geniş yer bulan küçük gelinler hakkındaki makalesi referans alınarak ve küçük gelinler ve ailelelerle bizzat görüşülerek oluşturulmuştur.

Ayrıca böylesine başarılı bir hikayeyi tek başıma yazmadım , projeyi en başından itibaren her biri mesleğini yıllardır profesyol bir şekilde ifa eden Erkan Birgören, Betül Yağsağan, Hale Çalap, Ayça Mutlugil,Tuba Altınışık gibi senaristlerle birlikte yazdık ve devam ettik. (Erkan Birgören ve Betül Yağsagan birkaç bölüm sonra Karagül dizisine geçince ekipten ayrılmak zorunda kalmışlardı) Dizinin rating rekorları kırdığı dönemde yazılı ve görsel basında yer alan röportajlarda da fikrin nasıl ortaya çıktığı ve hikayenin nasıl yazıldığına dair açıklamalar mevcuttur. (Oya Doğan Vatan Gazetesi röportajı, Burcu Sağlam Yenişafak gazetesi röportajı ve birçok internet sitesinde şahsımla ve dizi oyuncuları ile yapılan röportajlar mevcuttur) İntihal suçlamasına gelince, davacı kişinin hikayesi ile Küçük Gelin hikayesinin “ küçük kızın berdel gitmesi” dışında hiçbir benzerliği yoktur. Esasında “berdel” kadim bir gelenektir, birçok film ve hikayeye konu olmuştur. Öte yandan herkesin gözden kaçırdığı bir durum var. Davacı Dursaliye Şahan’ın intihal edildiğini iddia ettiği “güvercin” adlı aynı hikayesi için 2011 yılında “Sıla” dizine de dava açmış ve benzerlikten dolayı davayı kazanmıştır.

Bakıldığında aynı hikayenin , hem Sıla hem de Küçük Gelin dizi hikayesine benzemesi mümkün değildir, türk seyircisi her iki dizinin bambaşka hikayeleri olduğunu bilmektedir. Bu da alınan kararın könjöktürel bir karar olduğunun göstergisidir. Meslek hayatımda 17 yılı devirmiş, özgün ve başarılı projelerde yer almış bir senarist olarak ilk defa “intihal” ile suçlanmak şahsımı derinden yaralamıştır. İlk fırsatta itiraz davası açmakla birlikte, şahsımı intihal etmekle suçlayan ve mesleki kariyerimi zedelemeye çalışan bu kişi hakkında gerekli hukuki mücadelemi ivedi olarak başlatacağım.

Kamuoyuna duyurulur… ”

Olayın geçmişi:

İngiltere’de yaşayan senarist Dürsaliye Şahan, başlıca rollerini Çağla Şimşek, Bengü Öztürk, Arda Esen ve Ufuk Şen’in paylaştığı, Erkan Çıplak’ın yazdığı “Küçük Gelin” dizisinin “Güvercin” adlı hikayesinden alındığı iddiasıyla 27 Mart 2014’te mahkemeye başvurdu. İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açıldı.

Senarist Dürsaliye Şahan, dilekçesinde “Güvercin” adlı hikayesini 2005 yılında okuması için dizinin senaristiyle paylaştığını ancak kendisine hikayesinin TV projesi olmaya uygun bulunmadığının söylendiğini belirtti.

2013 yılında ise Samanyolu TV’de hikayesinden intihal yapılarak “Küçük Gelin” dizisinin çekilmeye başlandığını,  projenin senaryosu incelendiğinde Erkan Çıplak imzalı dizinin yıllar önce kendisine sunulan hikayeden oluştuğunun ortaya çıkacağını öne sürdü.

ŞİRKET MADDİ MANEVİ TAZMİNAT ÖDEYECEK

100. bölümü ekrana gelmek üzereyken yayıncı kanalı kapanan “Küçük Gelin”in senaristi Erkan Çıplak ise karşı dilekçesinde dizide konu edilen küçük gelin hikayesinin anonim olduğunu savundu.

Çıplak, 2005 yılından itibaren çalıştığı Samanyolu kanalında, “Beşinci Boyut” ve “Büyük Buluşma” dizilerinin hem senaryo doktorluğunu ve hem de senaryosunu yazdığı için hikaye arayışı içinde yüzlerce kişiyle görüştüğünü ancak davacıyı hatırlamadığını söyledi.

Bilirkişi raporları doğrultusunda ilerleyen mahkeme 3 yıl sonra sonuçlandı ve senarist Erkan Çıplak ile yapımcı şirket maddi manevi tazminata mahkum edildi.

BAKMADAN GEÇME

Kaynak: Medyatava – http://www.medyatava.com/haber/kucuk-gelinin-senaristinden-calinti-senaryo-aciklamasi_146064

 FETÖ’cü kanalın dizisi bile çalıntı çıktı


Günaydın Haberleri

 

0x0-fetocu-kanalin-dizisi-bile-calinti-cikti-yazi-atolyesi-1-300x169

 

KANALA İHTARNAME

 

Aslında davanın hikayesi 2014 yılında başlamıştı. Samanyolu TV’nin kadrolu senaristlerinden Erkan Çıplak, Dursaliye Şahan’dan sadece bakmak için aldığı dizi projesini daha sonra kanala kendi eseri gibi sunarak, Murat Keskin yönetiminde ‘Küçük Gelin’ dizisini ekrana taşıdı. Hikayesinin dizi yapıldığını fark ettiğinde kanala ihtarname gönderen yazar Şahan’a yöneticiler kayıtsız kaldı.

Mahkemenin bilirkişi olarak tayin ettiği yönetmen ve senarist Semra Dündar Öğün ve İ.Ü.H.F. Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azra Arkan Serim; hazırladıkları raporla, intihalin boyutlarını ve detaylarını göz önüne serdiler.
Senarist Erkan Çıplak mahkemeye verdiği yazılı savunmasında, yazardan proje aldığını hatırlamadığını, dizinin hikayesini de akil insanlardan duyduğunu iddia etti.

Samanyolu TV’nin avukatı Nazif Aktaş, 100’üncü bölümü yayınlanmak üzere iken kanalın kapanması ile yarım kalan dizinin dava edilmesini anlamsız bularak yazara, “Hanımefendi, bu kadar reyting yapan bir dizinin öyküsü sizden alınmışsa buna sevinmeniz gerekir. Neden büyütüyorsunuz?” diyerek hukukla bağdaşmayan bir tutum ortaya koydu.

Dursaliye Şahan’ı İngiltere’deki ortak dostlarımız nedeniyle şahsen de tanıyorum. Konuyla ilgili sohbet etmişliğimiz de var. Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; 4 yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre Birgün Gazetesi’ne ve Avrupa Gazetesi’ne röportajlar yaptı. Birçok öyküsü İngilizce’ye çevrilerek, çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayınlandı. Yurt içinden ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri alan Şahan, son romanı ‘Tottenham Çocukları’nda, PKK’yı ve Londralı gurbetçi gençler arasındaki intiharları konu aldı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/magazin/2017/06/06/fetocu-kanalin-dizisi-bile-calinti-cikti-1496741629?paging=3

Kitap tanıtımı Roman Gökçen Taner


 

Kitap tanıtımı Roman Gökçen Taner

Kitap tanıtımı Roman Gökçen Taner

Türkiye’den Çıkıp Giden Bir Doğu Batı Öyküsü Tottenham Çocukları Herkesin gözünde doğu ve batı deyince kültürel bilgigelir. Oysa bu sözcükler, sadece yön anlatmak için söylenmekten öteye gidemez. Japonya’nın Amerika’nın batısında olduğunu düşünsenize… Doğunun batıya gidişini anlatan bir kitap okudum. Dursaliye Şahan’ın Sola Yayınları’ndan çıkan Tottenham Çocukları… Günümüzde, […]

Türkiye’den Çıkıp Giden Bir Doğu Batı Öyküsü — Tottenham Boys üzerinden

Haftanın Hikayesi – Gün Zileli – Mevsimler — Yazı Atölyesi üzerinden


Haftanın Hikayesi – Gün Zileli – Mevsimler Aşk ve sevgi zaman ötesinden bir sesleniştir aslında. Bir gün ansızın gelir ve ansızın yüreğimizin bir köşesine oturuverir. Yakup Kadri, “Sanki benim ağzımla onun kulağı arasında ki mesafe beş on kilometredir.” der. Gün Zileli – Mevsimler İletişim Yayınları, s.163-165 “Bir yakınınızı arıyor olmalısınız… Öyle ya buraya başka…

Haftanın Hikayesi – Gün Zileli – Mevsimler — Yazı Atölyesi üzerinden

Türkiye’den Çıkıp Giden Bir Doğu Batı Öyküsü


Kitap tanıtımı
Roman  

Gökçen Taner

 

gokcen taner fotograf-yazı atölyesi.

Tottenham Çocukları

Türkiye’den Çıkıp Giden Bir Doğu Batı Öyküsü

Herkesin gözünde doğu ve batı deyince kültürel bilgigelir. Oysa bu sözcükler, sadece yön anlatmak için söylenmekten öteye gidemez. Japonya’nın Amerika’nın batısında olduğunu düşünsenize…

Doğunun batıya gidişini anlatan bir kitap okudum. Dursaliye Şahan’ın Sola Yayınları’ndan çıkan Tottenham Çocukları…

Günümüzde, romanları kitap kapağına bakarak, arka yazısını okuyarak ve başlıklarına bakarak alıyoruz. Oysa bütün bunlar, romanla okuyucu arasındaki ilişkinin değil, yayınevi, yazar ve kitabevi üçgenindeki fikir ortaklığının size sunduğu bilgilerdir. Oysa roman okunduğu süre içerisinde okuyucu ile ilişkide olacak, birçok duyguyla onu eline geçirecektir. Dursaliye Şahan’ın romanı Tottenham Çocukları da bunun en iyi tarifi belki de… Bir katalizör gibi, birçok duygunun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Kitap ve benim aramdaki bu kısa süreli hikâye benim için ilginç bir şekilde başladı. Dursaliye Hanım’ın kitabını okuyup ona yorumlamamı istemesiyle, okumaya başladım. Bu klişe cümleyi buraya da yazacağım; kitap çok akıcı… Hızla okuyup bitirince, içinde şu paragrafın geçtiği bir yorum attım; “Böyle bir süreçle ve hızla okuduğum kitabı beğendiğimi söylemeliyim. Hiç görmediğim için bilemiyorum, İngiltere’de ‘Çok güzel olmuş,’ nasıl denir, ama Türkiye’de küçük harflerle söylenebiliyor. Ne biliyim Mehmet Şenol Şişli’nin bir şiirinde yazdığı gibi, ‘Susmak batıda utanç, doğuda ise erdem sayılmakta.’”

tıttenham-cocuklari-kitap-onerisi-

Tottenham Çocukları, ismini garip bir şekilde silkeleyerek, sizi Keko isimli bir Kürt çocuğu ve onun yaşam öyküsüne götürüyor. Şırnak’ın Heredile Köyü’nde, köyün doğal hayatlarından biri olarak başlayan öyküsü, onun kaderine karşı duruşu ile çok ilginç bir noktaya taşıyor. Keko, nam-ı diğer Ali Kemal, hepimizin yaşamının bir yerlerinde gördüğü, maruz kaldığı veya tanıştığı kişiler gibi birisi. Bana kendi hayatımdan, bazı arkadaşlarımdan örnekler verdi. Bu öykülerin hepsine şöyle bir dışarıdan bakmamı ve “Aa, böyle mi oluyormuş,” dememi sağladı.

Kitabı okurken, ‘Nerede yaşarsa yaşasın, insan iyidir veya kötüdür’den ziyade, bu ikircikli yapıdan kurtularak, ‘İnsan iyidir, sadece yaşam onları acımasız bir döngüye sokuyor, kötülük ve iyilik ying-yeng gibi birbirinin içine giriyor,’ fikrini buldum. Karakterler üzerinde oldukça iyi çalışan Dursaliye Şahan, okuyucuyu bazen çok sinirleneceği durumlarla baş başa bırakıyor. Oysa bu olay örgüsü geliştiğinde, okuyucu aslında karakterlerin sadece yaşam çizgisinde dünya tarafından bu hale getirildiğinin farkına varıyor. Keko’nun da omuzlarında melekleri ve şeytanları mı var, yoksa onlar sadece onun yaşamında olan birileri mi ayırdına varmak biraz zor oluyor. Zaten karakterler de olay örgüsü içerisinde yerini buluyor.

Olay örgüsü demişken, Heredile’de başlayan İngiltere’ye giden bu öykü, aslında bir insanın yaşam çizgisine atıfta bulunurken, birçoğundan dem alıyor, daha fazlasının gerçeklerine vurgu yapıyor. Aslında dünya üzerindeki bir kesimin asla yaklaşmak istemeyeceği bir hayatı anlatırken, okuyucuyu o hayata yaklaştırıyor. Yaklaşılan hayatsa aslında Kaf Dağı’nın arkasında falan değil, yanı başımızda… Görmek istemediğimiz bir yerde durup duruyor.

Birkaç simgesel sözcükle anlatmak gerekirse, içinde tarla, değirmen, futbol, okul, kadın ve belki de en önemlisi aşk olan bir öykü. Kitabı okuduktan sonra birileri; “Aşk var da, bu bir aşk kitabı değil,” diyebilir. Ama yaşanan da tam olarak, saf, gerçek aşk… Bazıları “Futbol dedin ona kandık,” diyebilir. Fakat zaten, bütün renkleriyle futbol da bu… Siyasetinden aşkına, futbolundan okuluna hepsi gerçek… Belki de romanın en iyi tarafı da bu.

Özetlersek; bilmediğiniz bir şey okumayacaksınız, aslında tam olarak bildiğiniz, ama birçoğumuzun unuttuğu öyküsü var kitabın. Kolay anlaşılan kitapta, öyle boş süslü ve ağdalı cümleler beklemeyin, her şey hemen hemen net. Bir yaşam öyküsü okuyacaksınız aslında fazlası değil.

Kitapla ilgili tek eleştireceğim nokta; zaman içerisinde salınırken, birden okuyucuya anlatılmak istenen öyküye giriliyor ve içeriden çıkılamıyor. Dursaliye Hanım, belki de ön sunuş olarak vermek istemiş, aklımda kalmayan bir bölüm olarak okumuş bulundum.

 Kaynak: https://gaiadergi.com/?s=tottenham+%C3%A7ocuklar%C4%B1

Tottenham Çocukları Kitabı, yazarı Dursaliye Şahan kitabin final cümlesi


Tottenham Çocukları Kitabı, yazarı Dursaliye Şahan kitabin final cümlesi de en az kitabın tamamı kadar yüreğime dokundu diyebilirim: “Öl Keko öl! Öl güzel gözlü çocuk, hemen öl! Bu dünya seni hak etmiyor. Sen öl!” Şebnem Pişkin Sık sık dünyanın hiç de yaşanası bir yer olmadığını düşündüğüm bu son günlerde elime geçen ve bir çırpıda […]

Tottenham Çocukları Kitabı, yazarı Dursaliye Şahan — Tottenham Boys üzerinden

Türkiye’den çıkıp giden bir doğu batı öyküsü Tottenham Çocukları


Türkiye’den çıkıp giden bir doğu batı öyküsü Tottenham Çocukları Herkesin gözünde doğu ve batı deyince kültürel bilgi gelir. Oysa bu sözcükler, sadece yön anlatmak için söylenmekten öteye gidemez. Japonya’nın Amerika’nın batısında olduğunu düşünsenize… Doğunun batıya gidişini anlatan bir kitap okudum. Dursaliye Şahan’ın Sola Yayınları’ndan çıkan Tottenham Çocukları… Günümüzde, romanları kitap kapağına bakarak, arka […]

Türkiye’den çıkıp giden bir doğu batı öyküsü Tottenham Çocukları — Tottenham Boys üzerinden

Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”


Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları” Okuma listeme ekle Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola etiketiyle yayımlandı. Tanıtım bülteninden Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da […] […]

Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları” — Tottenham Boys üzerinden

Geçtiğimiz sezonlarda dikkat çeken Sıla dizisinin öykü yazarından yeni roman


Geçtiğimiz sezonlarda dikkat çeken Sıla dizisinin öykü yazarından yeni roman… Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan Tottenham Boys ve Bombacılar roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli intihar salgını üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film […]

Geçtiğimiz sezonlarda dikkat çeken Sıla dizisinin öykü yazarından yeni romanı Tottenham Çocukları  — Tottenham Boys üzerinden

Kendimize Söyleyen Hikayeler / Yazı Atölyesi


Kendimize Söyleyen Hikayeler / Yazı Atölyesi Eve evden gidiyordum ve bir araba beni kesti. Adam gerçekten yavaş ilerliyordu ve yarım mil boyunca onu takip ettim. Durduğu gibi ilginç bir hikaye değil. Ama başka bir satır eklediğimizi varsayalım: Böylece bütün zamanı boynuma koydum. Ya da belki de farklı bir çizgi: Bu yüzden… Yazar Todd May’den bir Hikaye […]

Yazı Atölyesi — Tottenham Boys üzerinden

Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola Yayınları


Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları” Okuma listeme ekle Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola etiketiyle yayımlandı. Tanıtım bülteninden Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da […]

Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları” — Tottenham Boys üzerinden

Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları


Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı,… […]

Tottenham Çocukalrı — Tottenham Boys üzerinden

Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları


Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları” Okuma listeme ekle Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola etiketiyle yayımlandı. Tanıtım bülteninden Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak […]

Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları — Tottenham Boys üzerinden

Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan Sola Yayınları


Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan Sola Yayınları Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim. Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı […]

Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan — Tottenham Boys üzerinden

Kafka’nın Gözüyle Okuyucu / Açık Gazete


Kafka’nın Gözüyle Okuyucu / Açık Gazete Askar Yılmaz Tottenham Çocukları Sayın Dursaliye Şahan’ın yeni bir eseri. Eserin sıcaklığı üzerinde. Eseri soğutmadan okudum. Okumak yeterli değil. Eserle ilgili düşüncelerimi de yazdım. Eleştirilerin yararlı olması dileğimle, Dursaliye Hanım’a başarılar… Tanıdık, dost bir yazarın eserini okumaya başladığımda, daha sorumlu okur titizliği duygusuna kapılırım. Çok uzun süredir arkadaş-dost ilişkilerimizin olduğu […]

Kafka’nın Gözüyle Okuyucu / Açık Gazete — Tottenham Boys üzerinden

Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu.


Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. Türkiyeli gençler arasındaki gizemli intihar salgını romanlara girdi Göçmen ailelerin korkulu rüyası, gençler arasındaki ani intiharlar karşısında çaresiz kalan anne babaların önüne çıkan nedenlerden biri de Londra’daki çeteler oldu. Polisin özellikle dikkat çektiği ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ içindeki Türk ve Kürt gençler geride iz bırakmadan […]

Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. — Tottenham Boys üzerinden

 

IMG-20170226-WA0000

 

 

 

Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu


Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu. Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan […]

Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu. — Tottenham Boys üzerinden

Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları Adlı Yeni Kitabı Raflarda!


Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları Adlı Yeni Kitabı Raflarda! Kitap Tanıtım Bülteni Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim. Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki […]

Tottenham Çocukları Adlı Yeni Kitabı Raflarda! / Yazı Atölyesi — Tottenham Boys üzerinden

Aralarında Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu


Aralarında Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. Türkiyeli gençler arasındaki gizemli intihar salgını romanlara girdi Göçmen ailelerin korkulu rüyası, gençler arasındaki ani intiharlar karşısında çaresiz kalan anne babaların önüne çıkan nedenlerden biri de Londra’daki çeteler oldu. Polisin özellikle dikkat çektiği ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ içindeki Türk ve Kürt gençler geride iz […]

Tottenham Çocukları kitap oldu / Olay Gazetesi — Tottenham Boys üzerinden

Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Tottenham Çocukları”, Kitapçılarda


Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Tottenham Çocukları”, Kitapçılarda… Yazar Biyografisi Dursaliye Şahan Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre […]

Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Tottenham Çocukları”, Kitapçılarda — Tottenham Boys üzerinden

Dursaliye Şahan Yeni Kitabında Gençlerin Gizemli İntiharlarını İşledi


Dursaliye Şahan Yeni Kitabında Gençlerin Gizemli İntiharlarını İşledi Yazar Dursaliye Şahan, “Çoğu göçmenin gerçek yaşamları hikâyelerdekinden, romanlardan çok daha zor. Ana sorun para gibi görünse de asıl sorun daha derin. Kültür çatışması, kimlik bunalımı diyerek geçiştirmek anlamsız. Çetelerin içindeki entrikaları ve olayları olduğu gibi yazmaya kalksaydım muhtemelen baba bir korku romanı çıkardı. Tottenham Çocukları Şırnak’dan […]

Dursaliye Şahan Yazdı Tottenham Çocukları Roman Oldu — Tottenham Boys üzerinden

Tottenham’ın Türkiyeli Çocukları / Milliyet-Evrensel Haber


Nevsel Elevli – Londra/Milliyet İngiltere’nin başkenti Londra’yı sarsan mafya çetelerindeki Türk ve Kürt gençlerinin yer aldığı roman, gizemli intiharlarıyla gündemden düşmeyenleri anlatıyor. Londra’nın altını üstüne getiren mafya çeteleri ‘Tottenham Boys’un ve ‘Bombacılar’ın içindeki Türk ve Kürt gençlerini konu alan roman piyasaya çıktı. Gizemli intiharları ile akıllarda yer eden çete üyeleri üzerindeki sır perdesi halen […]

Tottenham’ın Türkiyeli Çocukları / Milliyet-Evrensel Haber — Tottenham Boys üzerinden

Londra´daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu


Londra´daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu. Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” Londra´nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys´ ve ‘Bombacılar´ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını´ üzerindeki sır perdesi İngiltere´deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, […]

Londra´Daki Türk ve Kürt Çocuklarının da İçinde Olduğu Çete Savaşları Roman Oldu. — Tottenham Boys üzerinden

ABC Gazetesinden Yeni Çıkan Kitaplar / Yazı Atölyesi


YENİ ÇIKAN KİTAPLAR ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz. Dursaliye Şahan TOTTENHAM ÇOCUKLARI Sola Yayınları Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim. Gelen istihbaratın […]

ABC Gazetesinden Yeni Çıkan Kitaplar / Yazı Atölyesi — Tottenham Boys üzerinden

‘Çocuk gelinler sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın sorunu’


Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, […]

Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” / Karadeniz Haberleri — Tottenham Boys üzerinden

Dursaliye Şahan Londra Kitap Fuarında


Dursaliye Şahan Londra Kitap Fuarında izlenimler

548

Londra kitap fuarının en iyi ‘edebiyat ajanı’ ödülü bizden birine, kalem ajansın kurucusu Nermin Mollaoğlu’na gitti.

Londra kitap fuarı / London Book Fairy de gün çabucak bitti.

Kültür bakanlığı standında döne ve Semiha hanımla karşılaştık…

Fuarla ilgili izlenimlerimi köşemde yazacağım…

Yok, bizim fuarlarla karşılaştırmayacağım.

sonuçta elma armut gibiler…

 

Özlü Sözler


Özlü Sözler

C5NKDWwXUAI0hy8

Kalktım yürüdüm elimdeki çaresiz soruyla.
İnsan neden hep sona bırakır kendini ?
/ Şükrü Erbaş

” Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz,
biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk..! ”
/ Victor Hugo

Doğrudur; severiz yaşamı,
Yaşama değil de,
Sevmeye alışkın olduğumuz için.

___/ … F / Nietzsche

Şairler şiirler yazıyor, ressamlar resimler yapıyor ve biz ozanlar türküler söylüyoruz..Peki, bütün bunları niçin yapıyoruz?
Dünya alışkanlıktan değil de,sevgi ve mutluluktan dönsün diye.”

Hasret Gültekin

” Aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
ölüme direnerek şimdilik..”
/ Turgut Uyar

Sevgi basitti,
Karmaşık olan bizlerdik..
/ Frida Kahlo

Seni hangi türkü ağlatıyorsa
Hangi söz vuruyorsa taa yüreğinden
Oradadır işte o
İyi bak ona..!

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Ve bu yorgun, bu hüzünlü yüreği,
benim değilmiş gibi, hiç kimse görmeden,
şöyle bir yol kenarına bıraksam…

Edip Cansever

Herkes toprağının kaderini sırtında mı taşır ? Yoksa bu sadece bizim lanetimiz mi?

Ece TEMELKURAN

“Gözlerimizin değil,
acılarımızın uykuya ihtiyacı var.”

Musa Anter

Biz küçükken bir gülerdik,
Kalbimiz kahkahalar atardı.

/ Nazım Hikmet

Yüreğim diyorum, kekeme
Alıngan, serseri yüreğim
Sen nerden bilebilirsin
Bir şiirin nasıl yazıldığını…

Ahmet Telli

Oysa ben sana
olduğum gibi gelmiştim;
dağınık, hesapsız,yaralı..
Cezmi Ersöz

Hayat yaşandığı kadardır.
Ötesi ya hatıralarda bir iz
ya da hayallerde bir umuttur.
/ Pablo Neruda

K/ayıplar diyarından geliyorum
Hüznü
Gözyaşını
Bir de umarsız insanları
İyi bilirim.
/ Sultan Karataş

” Huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar.
Bana biraz bahar gerekiyor.
Çok üşüdüm.”

___/ … M / Gorki

Gidiyorum
Bu şehri bu yağmuru bu düşleri.
Bu aşkı bu kavgayı bu kederi.
Size bırakarak.
/ Behçet Aysan

İnsan kendi kıyılarına vura vura kuruyan bir nehir midir Ahmet Abi?

Edip Cansever

“Yeryüzü, kendileriyle konuşmaya değmeyen insanlarla kaynıyor.”

Voltaire

Umut günün davetkarıdır..

” Her gün Kalbimin sızladığı bir memlekette
yaşamaktan yorgunum… ”
/ Birhan Keskin”

Bugün dünyayı istediğin renge boya…
Bir renk de kendinden kat…
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak…
/ Can Yücel

“Elimden bir şey gelmiyor deme!
Avuçlarında ne dualar gizlidir..”

İbrahim Tenekeci

” Bazen; susarak ettiğimiz laflar,
konuşarak harcadığımız sözlerden
daha çok şey anlatır..”

___/ … F / Engels

Ağzımızdan dilimizi çaldılar / Cebimizden paramızı /Alnımızdan terimizi
ve renk renk ayırmadan / Gözlerimizi.
/ Cahit Irgat

Bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz,
çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz.
/ Oğuz Atay

Ve biz…..
Bir kış daha geçireceğiz
Büyük öfkemizin içinde
Ve ümidimizin ateşinde ısınarak.!

(Nazim Hikmet)

“Bazen tükendikçe çoğalır
Çoğaldıkça yeniden gülersin
Ve yükleyip geleceği sırtına
Yine yaşamı karşılıksız seversin…!”

Adnan Yücel

Kaldı işte.
Çayımız bardakta,
Çocukluğumuz sokaklarda,
Mutluluğumuz kursağımızda,
Sevdiklerimiz uzaklarda…

Nazım Hikmet

“Hiç tanımadığım bir insanın derdine üzülecek kadar insanım…”

Yılmaz Güney

çimdeki karanlığı patlatacağım
Zifiri bir su akacak
kamışımdan toprağa

Can yücel

Köklerin neredeyse orada çiçek açarsın…

E.Marie Wiseman
‘Erik Ağacı’

Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,
Anadoluyum ben,
Tanıyor musun ?
/ Ahmed Arif

Çalmadık,
Çırpmadık..
Yediysek cebimizden,
Harcadıysak ömrümüzden…

___/ … C / Yucel

Kalıbının mevsimi değildir kış,
kışlığını da puştluğunu da yoksula gösterir.
/ Kerim Hanedan

İnsanlık çok ilerledi; artık görünmüyor !
/ Robin Sharma

Bilemiyorum hangisi daha kötü..
Düş kurmak mı, yaşamak mı..?

Louis Aragon

Ne zaman güneş saklasa kendini, derim ki
Bir gün tüm ışığı saklananlar hesap soracak..
/ Birsen Kirişci

Saklasam çocukları ve şiiri
Yüreğimin en derinine.
İkisi de fazla güzel
Bu boktan dünya için !

___/ … B / Eroğlu

Çok şey vardı anlatılacak,
O yüzden sustum.
Birini söylesem diğeri yarım kalacaktı,
Sen duydun mu sustuklarımı ?
/ Oğuz Atay

Bir katilin, bir hırsızın başkan olduğu yerde dürüstler ya hapiste ya da mezardadır.

Fidel Castro

“Sabahın sahibi vardır.
Gün daima bulutta kalmaz.
Herhal ilerdedir
yaşanacak günlerin
en güzelleri…”

Nazım Hikmet Ran

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek.
/ Cemal Süreya

Güzel olan ne çok şey kaybettik,
Sokakta oyunları,vefalı komşuları ve
Yaraya merhem olan o eski insanları…

___/ … U / Gökbulut —

“Kuvvetini Mazluma değil ,
Zalime kullan !
Hacı Bektaş Veli —

Sırtımı dönüp de yattığım dünya!
hiç iyi değilim,
sordun diye söyledim..

İ.Tenekeci —

Bir de bir kavga var ki adı yaşamak,
O kavgadan vazgeçmeyin çocuklar…
/ H.H. Korkmazgil —

Ben çocukluğumdan beri “ıskalanmış ömürler” dükkanı açmak isterim.
Ne renkli bir yer olurdu kim bilir…

Jorge Franco

Soğuk bir mevsim bu
Sesimiz kısık
Göğümüz puslu
Yarınımız tesadüf işte…
/ Necla Bektaş

Bildirin bir yerlere çocuklar,
‘Geceler bozuk’ deyin,
‘Gündüzler bozuk’ deyin,
Yaşamak be çocuklar
‘yaşamak bozuk’ deyin..

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Gülüşleri kaç para eder çocukların?
Ayakları kaç kış üşür?
Elleri yetmişinde nasır tutmalı insanın,
Yedisinde değil…

Hugo Chaves

Yürüdüğün yollar hep aynı yere çıkıyorsa,
Yeni bir yol bulmak için gitme zamanı..
/ Aret Vartanyan —

Ben yalnızlığı
Gökte uçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Garip, naçar gördüm.
Ben yalnızlığı
Gelir geçer gördüm…
/ Cahit Külebi

Bizim intikamımız çocuklarımızın atacağı kahkahalar olacak..
Bobby Sands

Anneler olmasa kim kimi severdi ?
/ Gülten Akın

“Her gün kalbimin sızladığı bir memlekette yaşamaktan yorgunum.”
/ Birhan Keskin

İnsanlığa dair ne varsa,
oradan başlayalım
bu sabah.
/ B.Eroğlu

Öğrendim ki,
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek;
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Ataol Behramoǧlu

Öğrendim ki,
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek;
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Ataol Behramoǧlu

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
/ Can Yücel

İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar.
/ Yaşar Kemal

Bu pis dünyada
en azından
biz
kendi köşemizi
temizliyorduk.
/ Kurt Vonnegut

Sen gülünce gün Cumartesi olur,
Bir kuş havalanır gökyüzüne.
/ Özdemir Asaf —

Unutma !
Umut diye bir şey var her gecenin koynunda
Yoksa nasıl olurdu yarınlar…

___/ … S /Karataş

http://www.turknostalji.com/sinema-tiyatro/

Bilim insanları, Rusya’nın Siberya bölgesi ile ABD’nin Alaska eyaleti arasında yerin 3 bin metre derinliğinde erimiş demir akıntısı olduğunu bildirdi. Sıvı haldeki sıcak demir, batıya doğru hareket ediyor.

Danimarka Teknik Üniversitesi Ulusal Uzay Enstitüsü’nün Nature Geoscience dergisinde yayınlanan araştırmasına göre, 3 kilometre derinlikteki ‘demir nehri’, Dünya’nın manyetik alanını haritalandıran Avrupa Uzay Ajansı’nın Swarm uydularından elde edilen veriler ile bulundu.

Genişliği 420 kilometre civarında olan erimiş demir akıntısının yılda 50 kilometre hızla ilerlediği belirtiliyor. Dünya’nın çekirdeğinin dış katmanına yakın bir yerdeki akıntının derinliği konusunda ise kesin bir bilgi yok. Yer kürenin en iç kısmını oluşturan çekirdek, 2 bin 890 kilometre derinlikten Dünya’nın merkezine (6 bin 370 km) kadar uzanıyor. Yani çekirdek 3 bin 480 kilometre kalınlıkta.

Danimarka Teknik Üniversitesi’nden yerbilimci Chris Finlay, “Dünya’nın yüzeyinde yaşayan insanlar olarak bu bize çok fazla bir şey ifade etmiyor olabilir. Ancak bunun çok yoğun bir sıvı metal olduğunu hatırlatmak zorundayız. Bu akıntıyı sağlamak için çok büyük miktarda enerji…

Hangi çiçek, diğerini “sarı açtı” diye ayıplar?
Hangi kuş, “farklı ötünce” diğerine yasak koyar?
Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar.
Ah insanlar! Her şeyi bulup kendini bulamayanlar…
Charles Bukowski

“Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.”

Harper Lee – Bülbülü Öldürmek

Hayatın sunduğu yol dikse, sen de başını dik tut.

Leonardo da Vinci

Sıradan zenginlik çalınabilir belki ama, ruhunuzda barındırdığınız zenginlikleri asla sizden çalamazlar…
Oscar Wilde —

Soğuk olan hava değil Mahsun.
İnsanlar soğuk.
Hayat çok soğuk.
Keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya,
sen de bu kadar üşümeseydin.
Çok değil, bir iki aya kadar da kış biter zaten.
İdare et.
Üşümezsin…

Tabutta Rövaşata

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
Ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
Vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması, topuysa,
Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
Ven vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

NAZIM HİKMET RAN

-Paul Sartre diyor ki; ” O kitabı masanın üzerine bırakmakta sonuna kadar özgürsün. Ama kitabı açacak olursan, bunun sorumluluğunu da yükleniyorsun demektir.”

Bazı insanlar, bütün dünya ile yürekten dostturlar. Bazıları da kendilerinden nefret ettikleri için, çevrelerine de nefret saçarlar.
John Steinbeck –

İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…

SabahattinAli – İçimizdeki Şeytan

“Bir akvaryumu yazmak, akvaryumda yaşamaktan kolaydır. Bu yüzden her dize biraz eksik, her şiir biraz yalandır. Aslolan hayattır…”
Yılmaz ODABAŞI

“…Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi? Kim ne diyebilir ki?”
Şükrü Erbaş

“Bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. Bunlar çirkin ama hayatın gerçeği.”
“Gerçek olması doğru olduğu anlamına gelmez,” dedi Jem…
Harper Lee/Bülbülü Öldürmek

View original post

 

RÜYALARI GERÇEKLEŞTİRMENİN EN İYİ YOLU UYANMAKTIR.

Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır.

Aptallığin en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır.

Kötümser yalnız treni görür, İyimser tünelin sonundaki ışığı, Gerçekçi tünelle birlikte ışığı hemde gelecek treni görür..

J.HARRİS
“Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır; siz namuslulardan olun” Teoman Cem Kadıoğlu

Yer : Troy Cafe
124 Kingsland Road E2 8DP

Buses: 140/242/67/243

Station: Hoxton

 

 

 

 

Yazı Atölyesi – Sekiz Mart


Yazı Atölyesi – Sekiz Mart

  • ,,'gif'.gif
  • Editörden
  • O-KU-MA-LAR – 14 Şubat Dünya Öykü Günü

    Yazar: Editör     Tarih: 11 Şubat 2017

    14 Şubat Dünya Öykü Günü   Evet, aynı zamanda Sevgililer Günü. Bu kısmını geçiyorum, erken seçim propogandası gibi her yerde bayraklarla kutlanan Aşıklar Günü’nün önemini binlerce anlatıcısına bırakıyorum. Öykü Günü’ne dönelim. Geçtiğimiz yıldan bu yana ne değişti? Görüyorum, harfler, sözcükler, sarı sayfaları bekleyen o güzel cümleler hızla bir uçurumun dibine doğru kayıyor. Gözler akıllı telefonlara, kulaklar twitter türü iletişim(siz) araçlara mahkum. Aklımız ve irademiz ipotek altına alınmış gibi. Klişe ve kolaycı bir yaklaşım olacak ama sanatın üzerinde de bir üst aklın mevcuditiyetinden eminim. Başka türlü bu kaosu nasıl izah edebiliriz ki? Birçok coğrafyada olduğu gibi ülkemizde de sanatçı iktidarın ‘tu […]

    Devamını Oku

  • Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Tottenham Çocukları” Kitapçılarda / Yazı Atölyesi

    Yazar: Editör     Tarih: 7 Aralık 2016

    Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Tottenham Çocukları”, Kitapçılarda… Yazar Biyografisi Dursaliye Şahan   Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre Birgün Gazetesi’ne ve Avrupa Gazetesine röportajlar yaptı. Ayrıca Karikatürist Semih Bulgur ile birlikte, ‘Zabit Londra’da’ isimli haftalık bant karikatürünü hazırladı. Birçok öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayımlandı. Yurt için den ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri aldı. Anadolu Üniversitesi […]

    Devamını Oku

  • KİTAP HABERLERİ
  • Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan

    Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan

    Yazar: Editör     Tarih: 4 Mart 2017

    Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan    Sola Yayınları Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim.   Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef’ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? Kaç fotoğraf kullanılacak? Hele de haber siyasî bir nitelik […]

    Devamını Oku

  • Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”

    Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”

    Yazar: Editör     Tarih: 2 Mart 2017

    Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”      Okuma listeme ekle Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola etiketiyle yayımlandı. Tanıtım bülteninden Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları,’ intiharı muamma olan, özellikle annesini kurtarmak için canını feda ederek çete içinde efsane olan bir genci anlatıyor. Kitabın yazarı Dursaliye Şahan, karakterlerin ve olayların kurgu olduğunu belirterek […]

    Devamını Oku

    • Blog’dan Son Yazılar
    • Dünya Kadınlar Günü’nde Unutulmayan Kadınlar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 8 Mart 2017 15:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Sinema, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Dünya Kadınlar Günü’nde unutulmayan 8 kadın   Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Tarihte iz bırakan, güçlü kadınları tekrar hatırlıyoruz. Sanatın birçok dalında hep öncü oldular. Kimi bilimde çığır açtı, kimi söylediği şarkıyla gönlümüzde taht kurdu. Ülkemizi ileriye taşıdılar. İşte unutulmayan 8 kadın… 1- SABİHA GÖKÇEN: 8 BİN SAAT UÇTU     Dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçen Sabiha Gökçen, aynı zamanda Atatürk’ün manevi kızlarından biri. Bir Bursa ziyareti sırasında Atatürk tarafından 12 yaşında evlat edinildi, Üsküdar Kız Lisesi’ni bitirdi. Ardından Türk Hava Kurumu’nun Havacılık Okulu’na girdi. Yüksek planörcülük kurslarına katılmak üzere Sovyetler Birliği’ne bağlı Kırım’a giden Gökçen, […] Devamını Oku

    • Dünya Emekçi Kadınlar Günü / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 8 Mart 2017 15:41     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Sinema, Yazı Sanatı

      Dünya Kadınlar Günü   Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı .   8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması […] Devamını Oku

    • Türk Edebiyatının En Önemli Yapıtları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 5 Mart 2017 21:55     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Sözler Özdeyimler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sait Faik, Haldun Taner, Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Tomris Uyar., Orhan Kemal, Bilge Karasu başta olmak üzere Türk öykücülüğünün en değerli isimlerini ve çok değerli hikayeleri….   Sait Faik, Yaşar Kemal, Refik Halit Karay, Haldun Taner, Onat Kutlar,  Orhan Kemal, Bilge Karasu Leyla Erbil, Oğuz Atay, Vüs’at O. Bener, Tomris Uyar, Memduh Şevket Esendal, Cemil Kavukçu, Ferit Edgü,  1. Sait Faik Abasıyanık (1906-1954) – Alemdağ’da Var Bir Yılan   Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık’ın 1954’te hayatını kaybetmesinden önce yayımlanan son kitabı.   Alemdağ’da Var Bir Yılan, karamsarlığın ve yalnızlığın ön planda olduğu bir kitap. Ayrıca eserdeki hikayeler, diğer öykülerinden farklıdır. O zamana kadar çoğunluğu biyografik izler taşıyan, ancak başkalarına […] Devamını Oku

    • Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Mart 2017 13:34     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Diziler, Dursaliye Şahan Kitapları, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Sinema, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Tottenham Çocukları – Dursaliye Şahan    Sola Yayınları Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim.   Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef’ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? Kaç fotoğraf kullanılacak? Hele de haber siyasî bir nitelik […] Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi – Yaşar Kemal – Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Mart 2017 22:58     Kategori: Dergiler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Sözler Özdeyimler, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Haftanın Hikayesi – Yaşar Kemal  Yazarlar, yaşamda mutluluğu, umudu ekmeğe katık etmek gibi her gün yeni bir sürprizle uyanırlar güne. Bu nedenledir ki sanata ve sanatçıya karşı çevrilen yüzlere inat, kardeşçe birlik içinde direngen olmalı. Yazar çizerler, hayatın güzellik işçileridir. Bizler uyurken, onlar düşlerimize bir tutam YILDIZ serpiştitirler her gece. yaşamın güzelliklerini, manasını diri tutmak adına şiir ve öykülerinde güzelliği, iyiliği inşa eder gibi çalışıp didinirler.. Hayata karşı umudunu yitiren direnen bir anne baba gibi, bir sevgilinin aşka düşmüşlüğü gibi, insanın en umutsuz anında uçurumların kıyısından son anda çekip alır gibi yaşama çağırırlar yeniden. Ve lakin yazılan her tümce, yazardan çok […] Devamını Oku

    • Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”

      Yazar: Editör     Tarih: 2 Mart 2017 08:46     Kategori: Basında Biz, Dursaliye Şahan Kitapları, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Resim Galerisi, Roman, Sinema, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sıla dizisinin öykü yazarından “Tottenham Çocukları”      Okuma listeme ekle Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları adlı romanı Sola etiketiyle yayımlandı. Tanıtım bülteninden Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları,’ intiharı muamma olan, özellikle annesini kurtarmak için canını feda ederek çete içinde efsane olan bir genci anlatıyor. Kitabın yazarı Dursaliye Şahan, karakterlerin ve olayların kurgu olduğunu belirterek […] Devamını Oku

    • Dört Yazar Dört Hikaye / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 1 Mart 2017 12:06     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Senaristler, Sinema, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Ingeborg Bachmann, Latife Tekin, Safiye Erol, Leyla Erbil    Bachmann’ın Malina Kitabı, sıradışı yapısı ve içedönük derinliğiyle okurlarına sunuyor. Bachmann’ın Varlık dergisinin 95 ya da 94 yılındaki bir sayısında yayımlanan bir şiiri. HENÜZ KORKUYORUM Henüz korkuyorum seni nefesimin incecik telleriyle bağlamaktan, düşlerin mavi bayraklarıyla süslemekten ve sisli kapılarında karanlık şatomun, beni bulasın diye meşaleler yakmaktan … Henüz korkuyorum seni alacalı günlerden ve güneş zamanının altın çavlanlarından ayırmaktan, ayın o korkunç çehresinde gümüş rengi köpükler saçtığında yüreğim. Kaldır başını ama bakma bana! İndirilmekte bayraklar, meşaleler sönmüş, ve ay kapanmış kendi yörüngesine. Gel, zamanıdır artık, gel ve tut beni, ey kutsal çılgınlık!   […] Devamını Oku

    • Dostoyevski’den Alıntılar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 28 Şubat 2017 10:23     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

       Yazar Dostoyevski’den Alıntılar   Dostoyevski in en çok okunan kitaplarından biri Suç ve Ceza . Romanın baş kahramanı Raskolnikov un kendi içinde yaşadığı iç sıkıntıları ve yaşam mücadelesini anlatan kitapta kahramanın yaşadığı olaylar karşısında verdiği aldığı karaları anlatıyor Raskolnikov  kendi vicdanı ve iç dünyası ile hesaplaşması konu alan kitap gayet akıcı ve sürükleyici bir şekilde okuyucusu hiç sıkmıyor. Kısa Özeti Ekonomik kriz içinde bulunan Rusya da hukuk öğrencisi olan Raskolnikov maddi sıkıntılar yüzünden hukuk eğitimini bırakmak zorunda kalır. Fakirlik ve sefalet içinde bulunduğu hayatından bir çıkış yolu aramaktadır. Sürekli olarak zengin ve fakir arasında ki ayrımı eleştirmektedir. Tefeci bir kadından para alan kahramanımız tefeci kadını […] Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi – Gamze M. Tutan – Köye Gogle Geldi

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Şubat 2017 07:18     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Haftanın Hikayesi – Gamze M. Tutan – Köye Gogle Geldi   Yaşamda her şeye rağmen, sevmek güzel bir eylemdir. İtalo Calvino, “Birlikte iyilik yapmak, birbirimizi sevmenin tek yolu.” der. Gamze M. Tutan – Köye Gogle Geldi Bugünün pasajı, Habitat’ın “İnternetle Hayat Kolay” adlı projesi için farkındalık yaratmak adına gönderilmiştir. Siz de Habitat’ın Facebook sayfasına tıklayıp, detayları öğrenebilir ve bu iyilik projesinde gönüllü olabilirsiniz. ** Üniversiteye yeni başlamıştım. Tabii okulda ilk yıl hep gariptir, anlamaya çalıştığın tuhaflıklar, yeni arkadaşlar, dersler ve saireler… Koca bir dönemin nasıl geçtiğini hatırlamıyorum. Çok değerli bulmadığımdan mı, yoksa bana bir şeyler katmadığından mı bilmiyorum. O vakitlerde […] Devamını Oku

    • ‘Çocuk gelinler sadece Türkiye’nin değil bütün dünyanın sorunu’

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Şubat 2017 19:07     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Dursaliye Şahan Kitapları, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Sinema, Yazarlar, Yazı Sanatı

      “Tottenham Çocukları” isimli romanın yazarı Dursaliye Şahan ile kitabını konuştuk. Yazar, yazım serüvenini anlatarak, kitabıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.   Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com Film senaryosu ve öyküler de yazan Dursaliye Şahan, “Eskiden öykülerimden bir türlü emin olamaz, hep bir şeyleri eksik hissederdim. Son yıllarda özgün yazmanın çok da kolay olmadığına tanık olunca, bütün yazdıklarım birden gözümde değerlendi.” sözleriyle yazım çalışmalarını anlattı. Dursaliye Şahan kimdir? Anne… Aklıma ilk gelen sıfatım ve zenginliğim bu. Edebiyatla tanışmış şanslı insanlar grubunda olduğumu düşündüğüm de oluyor. Kendimi bildim bileli sigara tiryakisi gibi okuyorum ve öyküler yazıyorum. Eskiden öykülerimden bir türlü emin olamaz, hep bir şeyleri eksik hissederdim. […] Devamını Oku

    • Eski İstanbul Film Festivalleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Şubat 2017 08:20     Kategori: Diziler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Senaristler, Sinema, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Eski İstanbul Film Festivalleri     Festival bu yıl 2012 ve 2013’ünparlak filmlerinden unutulmaz sinema klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin Film Festivali’nde prömiyeri yapılan filmlere, Altın Lale ve FACE yarışmalarındanbelgeseller ve çocuk filmlerine uzanan bir yelpazede izleyiciyle buluşacak. Festival programında “Kadın Hikâyeleri” gibi yeni bir bölümün yanı sıra, uzun bir aranın ardından yeniden canlandırılan “Edebiyattan Beyazperdeye”, Eylül’de başlayacak 13. İstanbul Bienali işbirliğiyle hazırlanan “Ben–Kentli Vatandaş Değil Miyim?” ve “Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas” gibi özel bölümler yer alıyor. Festival kapsamında sektörden her yıl daha çok ilgi toplayan Köprüde Buluşmalar’ın da sekizincisi düzenlendi. FESTİVALİN ONUR ÖDÜLLERİ  İstanbul […] Devamını Oku

    • Tomris Uyar Kitapları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 22 Şubat 2017 20:34     Kategori: Dergiler, Duyuru, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Tomris Uyar – Kitaplarından Alıntılar   Uyar, 1986 yılında yayımlanan Yaza Yolculuk öykü kitabı ile 1987 yılında ikinci kez Sait Faik Öykü Ödülü’nü almaya hak kazanır. Kitapta yer alan dokuz adet öyküde bambaşka karakterler aracılığıyla yazın farklı yüzlerini mükemmel bir biçimde yansıtır. Yazar, bu kitabındaki öykülerde, bireylerin toplumsal çatışmalar çerçevesinde düştüğü ayrımları, yalnızlıkları, mutsuzlukları ve acıları oldukça sade ve abartısız bir dille bize sunmaktadır. Aynı zamanda eski öykülerinde yer alan karakterle yarattığı yeni öyküler, esere postmodernist bir hava katmış, öykücülük içinse deneysel ancak oldukça güzel bir etki oluşturur. “Kadife bir gece bu: başka türlü anlatamam sana.”     Tomris Uyar, […] Devamını Oku

    • Yıl Boyunca İzleyebileceğimiz Filmler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Şubat 2017 20:44     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema

       Yıl boyu izleyeceğimiz filmlere birlikte bakalım.     Oscar ödülleri için geri sayım başladı. Aralık 2016 Filmleri‘nden de hatırlayacağınız gibi, sinemalarda Oscar’ın etkisi hissedilmeye başlamıştı. Ocak ayı için de aynı şeyi söylemek mümkün. Ocak ayının ilk haftası ile başlıyoruz. Haftanın açılış filmi gerilim – biyografi türünde Snowden Filmi Luke Harling ile Anatoly Kucherena’nın yazdığı iki farklı kitaptan senaryolaştırılan film, uzun zamandır bir komple teorisi olarak bahsedilen olayları, Edward Snowden’in itirafları ve belgeler zinciri ile beyazperdeye taşımaya hazırlanıyor. Yönetmen koltuğunda bulunan Oliver Stone, aynı zamanda Kieran Fitzgerald ile senaryoya da imza atmış. Snowden rolüyle Joseph Gordon-Levitt izleyeceğimiz filmde kendisine Shailene Woodley, Melissa Leo, […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR – Roman Okuma Zekası ve Eksi Sıfır

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Şubat 2017 19:56     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Röportaj Söyleşi, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Roman okuma zekası ve Eksi Sıfır  Roman okuma zekası ve Eksi Sıfır Yeni bir şey keşfettim. Herkesin bir roman okuma zekası var. Doğuştan mı geliyor yoksa sonradan ediniliyor onu bilemiyorum. Dergilerde filan rastladığımız, bir roman nasıl okunmalı cümlelerini saçma bulmuşumdur. Hatta biraz da iğreti olurum. Sonuçta her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır, herkesin de bir okuma biçimi vardır. Kendi adıma söyleyecek olursam benim birkaç okuma biçimim vardır. Gazete okurken aklım satır aralarındadır. Misal: “Milli Eğitim Bakanından müjde. Ders kitapları ücretsiz dağıtılacak,” cümlesini ben, “MEB aracılığı ile devlet kasasından milyonlarca lira büyük şirketlere akacak. Bu arada küçücük çocuklara o kadar çok […] Devamını Oku

    • 2. Kısa Film Kolektifi Film Festivali / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 19 Şubat 2017 09:41     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kadıköy Belediyesi, 2. Kısa Film Kolektifi Film Festivali’ne ev sahipliği yapıyor.   2. Kısa Film Kolektifi Film Festivali, bu yıl Kadıköy Belediyesi tarafından düzenleniyor. 10 Şubat tarihinde Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi’nde Festival Afişleri Sergisi ile başlayan festival, 17-18-19 Şubat’ta da Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde kısa film seçkileri, Kolektif Muhabbetler ve sesli betimleme özel seansı ile devam edecek. Kısa Film Kolektifi, önemli kısa film festivallerinde kaçırılan ya da tekrar izlenmek istenen kısa filmleri, amatör ve profesyonel sinemacıları aynı platformda buluşturmayı hedefliyor. “Afişler tasarımcılarıyla varlar” düşüncesiyle yola çıkılarak düzenlenen Festival Afişleri Sergisi’nde, ünlü tasarımcılarının ve afiş yarışmalarının genç yeteneklerinin afişleri seyirciyle buluşuyor. […] Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi – Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye

      Yazar: Editör     Tarih: 18 Şubat 2017 06:45     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Haftanın Hikayesi – Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye Hüseyin Rahmi Gürpınar, “İnsan adaletinin yanında bir de vicdan adaleti vardır.” der ve ekler: “Umumi adaletin kefili mahkemeler, vicdan adaletinin hakimleri ise herkesin kendisidir.” Adil bir dünya, ancak vicdanlarını dinleyenlerin sesini yükselttiği bir asırda mümkündür. Hüseyin Rahmi Gürpınar – Mürebbiye & Şeytan İşi Everest Yayınları, s.183-185 Hayriye Hanım, Muammer Efendi’ye bir kapı aşırı komşu, kimsesiz yaşlı bir duldur. Evinde yalnız başına oturur. Sevgili bir kedisi vardır. Şirin… Can yoldaşı, sırdaşı hep bu dişi hayvandır. Onunla koyun koyuna yatar, konuşur, dertleşir, beraber yerler, içerler. Dostu, çocuğu, hısımı, akrabası her şeyi bu kedidir. Dul […] Devamını Oku

    • Fyodor Dostoyevski’nin Anlamlı Sözleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 17 Şubat 2017 10:18     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Sözler Özdeyimler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Fyodor Dostoyevski’nin Anlamlı Sözleri   Sayfamızda Rus roman yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski‘ ye ait sözler ve alıntılar yer almaktadır. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Fyodor Dostoyevski sözlerinin yer aldığı sayfamızda beğendiğiniz sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.   ”Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatan dosttur. Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.”   ”Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.”   ”Herkesin yanlış yaptığı şeyi sen doğru yaparsan; Herkesin yaptığı doğru, senin yaptığın yanlış olur.”   ”Başkaları için kendinizi unutursanız, […] Devamını Oku

    • Yazar John Fante’nin Kitaplarından Alıntılar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Şubat 2017 12:32     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazarlar, Yazı Sanatı

      ❤Yazar John Fante’nin Kitaplarından Önemli Alıntılar❤   Fante daha yeraltı edebiyatı tamlamasının doğmadığı yıllarda, yani Beat Kuşağı diye tabir edilen yıllardan 20-25 yıl önce yeraltının ilk adımlarını atıyor. 1933`te ilk romanı Los Angeles Yolu’nu bitirir ancak kitap yayınevleri tarafından provokatif olduğu gerekçesiyle reddedilir. 1938 yılında ilk romanı yayımlanır: Bahara Dek Bekle, Bandini. Bukowski’nin tanıştığı kitabı Toza Sor ise 1939 yılında yayımlanır. Fante yazın dünyasından yavaş yavaş uzaklaşarak Hollywood’a doğru kaymaya başlar. Ünlü yönetmenlerle tanışır ve senaryolar yazar. 1952 yılında Hayat Dolu kitabıyla yeniden edebiyat dünyasına döner. 1955’de şeker hastalığına yakalanan John Fante, 1978’de hastalığın etkisiyle kör olur ama eşi Joyce’nin yardımıyla yazarlığa devam eder. 1982 […] Devamını Oku

    • Sevgililer Günü’e Özel filmler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Şubat 2017 12:23     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema, Tiyatro, Yazarlar

      Sevgililer Gününde izlenilesi filmler Sevgililer Günü’nde çiftler için hediyeler, romantik sözcükler ayrı bir anlam kazanırken, bu duyguları pekiştiren filmler de akıla gelmektedir. 14 Şubat Sevgililer Günü’nde ayrı bir anlam kazanan izlenilesi romantik ve aşk kokulu filmleri sizler için bir araya getirdik.     14 Şubat Sevgililer Günü’nde sinema salonlarında izlenilesi pek çok film varken evinizde, huzurlu ortamda film izlemek farklı bir keyif verecektir. Neredeyse her yıl düzenlenen “en iyi romantik filmler” listelerinin vazgeçilmezleri olan; Not Defteri (The Notebook), 50 İlk Öpücük (50 First Dates), Aşkın (500) Günü (500 Days of Summer), Sevgililer Günü (Valentine’s Day) ve Titanik gibi filmleri tekrar […] Devamını Oku

    • Dünya Öykü Gününe Özel / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Şubat 2017 11:33     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Sözler Özdeyimler

      Dünya Öykü Gününde Bütün Kalemlerin Ucundan Çiçekler Açsın Öyle bir nesil yetiştirmeliyiz ki dilencileri bile “Allah rızası için bir kitap parası” demeli. Ateş Düşürücü, Hasan Uzun (Sayfa 19) George Orwell – 1984 – Hikayesi Çevirmen: Celal Üster, Can Yayınları Bazen çıkık elmacık kemikli yüzdeki bir çift göz Winston’ınkilere garip bir ısrarla bakıyor, sonra başka bir yöne çevriliyordu. Alay sonuna yaklaşmaktaydı. Son kamyonda karmakarışık kır saçları olan yaşlı bir adam gördü; hep böyle durmaya alışkınmış gibi bileklerini önünde kavuşturmuştu. Artık kızla Winston’ın birbirlerinden ayrılma zamanları gelmişti. Son anda, kalabalık yollarını tıkamışken, kız elini Winston’ınkine uzattı ve hafifçe sıktı. Bu durum ancak on […] Devamını Oku

    • Yönetmenlerle Onur Ünlü Buluşması / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 11 Şubat 2017 18:40     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema, Sözler Özdeyimler, Yazı Sanatı

      İstanbul Modern Sinema, farklı kuşaklardan yönetmenleri ağırladığı “Yönetmenlerle Buluşma” programının dördüncüsünde Onur Ünlü’yü konuk ediyor. Program 2-12 Şubat 2017 tarihlerinde İstanbul Modern Sinema’da izlenebilir. İstanbul Modern Sinema, SİYAD işbirliği ve Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla, Türkiye’nin güncel sinema kültüründe sanatsal kimliği ve özgün yaklaşımlarıyla öne çıkan yönetmenlerin konuk olduğu buluşma serisini sürdürüyor. Farklı kuşaklardan yönetmenlerin davet edildiği “Yönetmenlerle Buluşma” adlı program, onların gözünden üretimlerine ve günümüz sinemasının dinamiklerine odaklanıyor. Serinin dördüncü konuğu, oluşturduğu kendine özel sinema diliyle birbirinden farklı türlerde dolaşan, hem televizyon hem de sinemadaki kariyeriyle hatırı sayılır bir hayran kitlesi yaratmış Onur Ünlü olacak. Yönetmenle söyleşi Program dahilinde Ünlü’nün […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR – 14 Şubat Dünya Öykü Günü

      Yazar: Editör     Tarih: 11 Şubat 2017 16:27     Kategori: Basında Biz, Dergiler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Röportaj Söyleşi, Yazarlar, Yazı Sanatı

      14 Şubat Dünya Öykü Günü   Evet, aynı zamanda Sevgililer Günü. Bu kısmını geçiyorum, erken seçim propogandası gibi her yerde bayraklarla kutlanan Aşıklar Günü’nün önemini binlerce anlatıcısına bırakıyorum. Öykü Günü’ne dönelim. Geçtiğimiz yıldan bu yana ne değişti? Görüyorum, harfler, sözcükler, sarı sayfaları bekleyen o güzel cümleler hızla bir uçurumun dibine doğru kayıyor. Gözler akıllı telefonlara, kulaklar twitter türü iletişim(siz) araçlara mahkum. Aklımız ve irademiz ipotek altına alınmış gibi. Klişe ve kolaycı bir yaklaşım olacak ama sanatın üzerinde de bir üst aklın mevcuditiyetinden eminim. Başka türlü bu kaosu nasıl izah edebiliriz ki? Birçok coğrafyada olduğu gibi ülkemizde de sanatçı iktidarın ‘tu […] Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi – Milena’ya Mektuplar – Franz Kafka

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Şubat 2017 16:52     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Yazarlar

      Milena’ya Mektuplar  “Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor.” Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır. Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin ümitsizliğin, çaresizliğin ve tükenişin anlatımına dönüşür. Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin […] Devamını Oku

    • Şiir, Kan ve Karanlıkla Yazılır / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 9 Şubat 2017 06:46     Kategori: Duyuru, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Pablo Neruda’nın Nobel Konuşması: Şiir, kan ve karanlıkla yazılır  Edebiyat, Pablo Neruda, Yazarlar Çok uzaklardan geldik biz, şimdi ardımızda kalan ve içimizde taşıdığımız uzaklardan… Başka bir dilden, birbirini seven ülkelerden geldik. Ve burada, Stockholm’de toplandık, ki bu gece dünyanın merkezi burasıdır. Kimyadan, mikroskoplardan, sibernetikten, cebirden, barometreden, şiirden kopup, burada toplandık. Laboratuvarlarımızın karanlığından, bizi onurlandıran ve gözümüzü kamaştıran bu ışıkla buluşmak için geldik. Biz ödül sahipleri için bu ışık hem neşe hem de acı kaynağıdır. Fakat teşekkürlerimi sunmadan önce ve bir nefes alıp kendimi toparlamadan evvel, eğer izin verirseniz, kendimi buradan uzaklara götürmek, ülkeme dönmek ve yurdumun gecesini ve tan vaktini […] Devamını Oku

    • Yazar Todd May’den bir Hikaye / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Şubat 2017 21:17     Kategori: Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kendimize Söyleyen Hikayeler / Yazı Atölyesi   Eve evden gidiyordum ve bir araba beni kesti. Adam gerçekten yavaş ilerliyordu ve yarım mil boyunca onu takip ettim.   Durduğu gibi ilginç bir hikaye değil. Ama başka bir satır eklediğimizi varsayalım:   Böylece bütün zamanı boynuma koydum.   Ya da belki de farklı bir çizgi:   Bu yüzden geç kaldım.   Bu iki çizgiden her biri daha önce orada olmayan bir öykü boyutunu ekliyor. Şimdi, sadece benimle ilgili bir hikaye değil, kendimi nasıl gördüğümü veya belki de kendimi nasıl göründüğümle ilgili bir hikayem var. Her iki durumda da, gevşek derecede “değer” olarak adlandırılacak […] Devamını Oku

    • Kadın Öyküleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 5 Şubat 2017 19:56     Kategori: Duyuru, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kadın Yazarlar Derneği 3. Kadın Öyküleri Projesi’ni başlatıyor. Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi – Mihriban Hanım – Dursaliye Şahan

      Yazar: Editör     Tarih: 5 Şubat 2017 07:49     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Haftanın Hikayesi, Ah O Kadınlar Kitabından Mihriban Hanım var.  Yazar Dursaliye Şahan      Mihriban Hanım  Aslında bütün mesele gülüşlerin içindeki can olmakta… “Mihriban Hanım, hâlâ uyanmadınız mı? Değişecek bütün saksıları bo­şalttım. Toprak, güneşte şöyle bir nefeslensin. Yarın, içine biraz gübre katar; yeniden saksılara doldururuz.” Onca çiçek nereye sığar? Götürebildiğimiz kadarını alıp, kalanları da eşe dosta mı dağıtsak? Bilemiyorum. Mihriban Hanım, daha çayı koymamış bile. Her sabah uyanır uyanmaz çaydanlık ocak­ta fokurdasın ister. Sabah serinliğinde demlenen çayın tadı başka olurmuş. “Mihriban Hanım, hasta mısınız? Hadi biraz doğrulun. İsterseniz kah­valtı tepsisini hazırlayıp yatağınıza getiririm. Ne dersiniz? Sırtınıza da yumuşak bir yastık […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR – İyi Romanın Tarifi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Şubat 2017 19:49     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Röportaj Söyleşi, Sözler Özdeyimler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Hayata güvenmek   Hayata ve kendine güvenmek böyle bir şey olsa gerek: “Mektupları lütfen zamanında toplayınız. Bir saat erken değil.” Binlerce posta kutusunda birine iliştirilen bu not başka nasıl bir motivasyonla yazılmış olabilir ki? İyi Romanın Tarifi Sıkıcı okul kitaplarındaki cümlelerle başlayalım: Olmuş ya da olabilecek olayları anlatan edebi esere roman denir. Peki. İyi romanın tarifi nedir? Mesela romanı, “bir yol boyunca gezdirilen bir aynadır,” sözleriyle tarif eden Stendhal’a göre hangi yolun görüntüsü daha hoştur? Ya da, “roman, öyle bir aynadır ki hayatın bütün yüzleri onda yansır,” diyen Taine’nin aynası büyülü müdür ki hayatın bütün yüzlerini yansıtabilmekte? Yukarıdaki benzer paragrafları […] Devamını Oku

    • Tottenham Çocukları ve bölünmüş duygular / Açık Gazete

      Yazar: Editör     Tarih: 31 Ocak 2017 19:46     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kafka’nın Gözüyle Okuyucu / Açık Gazete   Askar Yılmaz Tottenham Çocukları Sayın Dursaliye Şahan’ın yeni bir eseri. Eserin sıcaklığı üzerinde. Eseri soğutmadan okudum. Okumak yeterli değil. Eserle ilgili düşüncelerimi de yazdım.  Eleştirilerin yararlı olması dileğimle, Dursaliye Hanım’a başarılar… Tanıdık, dost bir yazarın eserini okumaya başladığımda, daha sorumlu okur titizliği duygusuna kapılırım. Çok uzun süredir arkadaş-dost ilişkilerimizin olduğu Dursaliye Hanım’ın “Tottenham Çocukları” kitabını ders çalışır gibi okudum. Yeniden okudum, altını çize çize. Bütün sözcük ve olayları algılamaya çalıştım. Beklenmedik bir anda, “kitabımı okudun mu”, “nasıl buldun” soruları karşısında söyleyeceğim sözüm olmalı!  Matbaalar durmadan kitap basıyor. Binlerce kitap çıkıyor piyasaya. Ortalama bir kitap […] Devamını Oku

    • ABC Gazetesinden Yeni Çıkan Kitaplar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 31 Ocak 2017 12:35     Kategori: Basında Biz, Dursaliye Şahan Kitapları, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      YENİ ÇIKAN KİTAPLAR   ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.   Dursaliye Şahan TOTTENHAM ÇOCUKLARI Sola Yayınları Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim. Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef’ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? Kaç fotoğraf […] Devamını Oku

    • Ünlü Yönetmenlerin Bilinmeyen Yönleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 30 Ocak 2017 18:57     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sinema denince akla gelen Hollywood ve türevleri içerisindeki en iyi, en çok kazanan ve en başarılı gişelere ulaşan yönetmenler gelir. Sinemacılar ise genellikle büyük yönetmenlerin listesi yaparlar. 117 yıllık sinema tarihi içinde yaşamış ve halen yaşamakta olan yönetmenlerin sinemaya ve yönetmenlik sanatına yönelik çok büyük yaptıkları katkıları vardır. Örneğin Alan Parker, David Cronenberg, Ridley Scott, John Carpenter, Ouentin Tarantino, Peter Greenaway ve Pedro Almodovar gibi. David Cronenberg’i dışarda bırakmak mümkün değil. Öte yandan klasik sinemanın büyük ustaları arasınd olanlarda; François Truffaut, Jean Luc Godard, Sidney Lumet, Elia Kazan, Passolini, John Huston, Robert Bresson, Alain Resnais, Vittorio De Sica, Robert Altman […] Devamını Oku

    • Virginia Woolf Kadının Sesinini Edebiyata Dönüştüren Kadın

      Yazar: Editör     Tarih: 30 Ocak 2017 10:14     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Woolf Hakkında Bilmesi Gereken 17 Gerçek     Tam adı Adeline Virginia Woolf olan İngiliz yazar, modernizm akımının edebiyattaki öncü isimlerindendir. Feminist, romancı, eleştirmen ve yayıncı kimlikleriyle tanınan yazar, İngiliz edebiyatının baş klasiklerine can vermekle kalmayıp edebiyatta kadının yerini sağlamlaştıran en önemli isimlerden olmuştur. Virginia Woolf’u maddelere sığdırmak pek mümkün olmasa da ölümünün 75.yılında onu anıp yaşamının satır başlarından söz etmek istedik.   1. 25 Ocak 1882 İngiltere’nin Londra şehrinde doğmuştur 2.Victoria Çağı’ndan nefret eden Woolf, kadınların bu çağda okula gönderilmemesinden ötürü erkek kardeşleri gibi okuyamamış ve eğitimini evde tamamlamak zorunda kalmıştır. Hayat boyu bunun eksikliğini hisseden Woolf, babası Sir […] Devamını Oku

    • Suzanne Pleshette Hüzünlü Bakışlı Kadın / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Ocak 2017 00:09     Kategori: Diziler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema

      Suzanne Pleshette, Geisha Boy ve The Birds gibi filmlerde rol alan Emmy Ödülü’ne aday gösterilen bir aktris ve televizyon dizisi The Bob Newhart Show’du. Hikayenin Özeti Brooklyn, New York, 31 Ocak 1937 tarihinde doğan Suzanne Pleshette Jerry Lewis’in onu film yaptı Geisha Boy ve daha sonra bir öğretmen olarak oynadı Birds . O gibi yapımları ile Broadway’de bir kariyer sahte Compulsion ve Mucize İşçi ve televizyonun üzerinde star için gitti Bob Newhart göster yanı olduğu gibi, kendisi için o iki Emmy Ödülü adaylığı, Will & Grace . 19 Ocak 2008’de Los Angeles, California’da öldü.   Erken kariyer Suzanne Pleshette 31 […] Devamını Oku

    • Haftanın Hikayesi Kar ve İnci / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Ocak 2017 19:17     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Haftanın Hikayesi, Hikaye, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Rûmî, “Kar tanelerinin birbirine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu” anlatırken, barış içinse kardeşçe yaşamanın hiç de zor olmadığını anlatıyor.   Yaşamı içselleştirertek anlamlandırmak imkansız değil. Anlamlandırmak, hep birlikte var olmaktır aslında. Yaşadığımız çağın getirdiği hastalıklardan biri, birini üzmeden sevinmenin, ötekini ezmeden, ötekileştirmeden yükselmenin imkânsızlığını öğretmekti. Oysa barış işinde sevgiyle aynı gökle-aya bakarak yaşamak, hiç de zor olmasa gerek. Nihan Kaya – Kar ve İnci/Ayrıntı Yayınları, s.72-75 Beyaz bir hastane odasında beyaz çarşaflar ve beyaz gecelik içinde bir kız, kızın başına ne gelmiş olduğunu çözmeye çalışan bir adam, Veda Gecesi’nin odağı ünlü bir aile, emekliye ayrılan yaşlı bir bestekâr, […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR

      Yazar: Editör     Tarih: 26 Ocak 2017 12:58     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Makaleler, Ne Var Ne Yok, O-KU-MA-LAR, Roman, Röportaj Söyleşi, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Vasat Okuyucu      Taylan Kara,Vasat Edebiyatı 101 kitabında, okuyucuyu da itham ediyor. “Vasat okuyucu başına gelenden sen sorumlusun,” demeye getiriyor. Bir kitabın futbol maçı gibi anlatılamayacağını, ‘başarılı’, ‘nefes kesici’, ‘süper’ sözcüklerinin edebiyat eleştirisinde, yersiz ve anlamsız kullanıldığını vurguluyor. Sürü psikolojisindeki, sorgulamayan, düşünmeyen okuyucu, yayıncıların yüzünü güldürse de sanatın gelişimine yararı olmadığı görüşünde. Taylan Kara, ilerici sanatı, “İnsanı derinlikli işleyen, insanlık durumlarını ortaya koyan ve okuyucuda farkındalığı arttıran sanattır” sözleriyle tarif ediyor.   İyi öykü 14 Şubat, (evet Sevgililer Günü) ve aynı zamanda ‘Dünya Öykü Günü’dür. Bu yılın öykü sorusu ne olabilir? Onlarca sıralamak mümkün. Mesela… Bir edebiyat öyküsünün insana […] Devamını Oku

    • Bir Hikaye “Dürüstlük Çiçeği” / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Ocak 2017 19:30     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu.   Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı. Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti. Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi. En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evlerine geri döndü. Genç kız da kendisine verilen […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR / http://www.habernewspaper.com

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Ocak 2017 21:06     Kategori: Basında Biz, Dergiler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kitaplar, Kültür Sanat, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

        O-KU-MA-LAR Size bu hafta öykünün ustalarından, Sadık Yalsızuçanlar’dan bahsetmek istiyorum. Beni en çok etkileyen öykülerinden biri ‘Annemin Yüzü’. Öyküyü önümüzdeki hafta anlatacağım ama önce yazarı tanıyın istedim. Aşağıda yazarla yaptığımız söyleşiyi bulacaksınız. Söyleşiye geçmeden önce size geçen haftanın devamı olan Taylan Kara’nın ‘Vasat Edebiyatı 101’ den, Perihan Mağden’le ilgili kısımdan bahsetmek istiyorum. Doğrusunu isterseniz bu küçücük kitap kafa karıştırıyor. Üç haftadır sağ elimden sol elime, sol elimden sağ elime alıyorum. Okuyorum, duruyorum, düşünüyorum. Kara Ahmet Altan’dan sonra Perihan Mağden’i ele almış. Ne yalan söyleyeyim Perihan Mağden’e biraz imrenirdim. Ne güzel tozu dumana katarak yazıyor da yazıyor. Küfürse küfür, imla […] Devamını Oku

    • Yayın Evleri Genel Listesi / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Ocak 2017 20:32     Kategori: Duyuru, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      ( 0 – 9 )-A-B-C-Ç-D-E-F-G-Ğ-H-I-İ-J-K-L-M-N-O-Ö-P-R-S-Ş-T-U- Ü- X- Q- V- Y- Z   A Kadro Yayınları (11) A YayınA Kadro Yayınları (11) A Yayınları (78) ABC Ajans Film Müzik (1) Abm Yayınevi (3) A-C Yayınevi (2) Aça Yayınları (0) Açı Yayınları (141) Açılım Kitap (6) Açılim Kitap (12) Adalet Yayınevi (125) Adam Yayınları (2) Adeda Yayınevi (13) Adem Güneş Yayınları (1) Adımlar Yayınevi (1) Adrenalin Yayınları (8) Agapi Yayınları (39) Agarta Yayınları (1) Agon Bilgi Akademisi (29) Ağaçkakan Yayınları (4) Ahir Zaman (1) Ahmet Çetin Ertürk Yayınları (3) Ahsen Kitap Yayınları (13) Ahsen Yayınları (3) Akademi Consulting & Training (89) Akademi […] Devamını Oku

    • Savaşın Yıkıcı Yönünü ve Hikayeleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 18 Ocak 2017 10:17     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi

      Savaşın Yıkıcı ve Korkunç Yüzünü anlatan Hikayeleri / Yazı Atölyesi   Kan, yıkım, gözyaşı… Tarihin tanıklık ettiği en ölümcül savaş olan İkinci Dünya Savaşı’nda çekilmiş en çarpıcı fotoğraflar ve hikayeleriyle karşı karşıyasınız.   1. Pearl Harbor baskınında, top atışı sonrası oluşan şarapnellerin denk geldiği, delik deşik olmuş bir sivil araç ve içindeki sürücüsü.   Pearl Harbor baskınında, top atışı sonrası oluşan şarapnellerin denk geldiği, delik deşik olmuş bir sivil araç ve içindeki sürücüsü. 2. Mısır çölündeki yaralı Alman askeri ve onun başında yardımın gelmesini bekleyen bir nöbetçi asker.   Mısır çölündeki yaralı Alman askeri ve onun başında yardımın gelmesini bekleyen […] Devamını Oku

    • Yazar Cesare Pavese / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Ocak 2017 20:32     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

       “Her şey insanın çocukluğundadır.” Zaferin tadını çıkarabilmemiz için ölülerin dirilmesi, yaşlıların gençleşmesi, uzaktaki dostlarımızın dönmesi gerekir. Biz bunun düşünü dar bir çevrede, bizim için bütün dünya sayılan bildik yüzler arasında kurmuştuk; şimdi büyüdüğümüze göre, yaptıklarımızın ve söylediklerimizin gene bu yüzlerde yansımasını isteriz. Oysa onlar yaşlanmış, ölmüş, kayıplara karışmışlardır. Bir daha dönmemecesine. Bu durumda umutsuzca çevremize bakar, bizi yalnız bırakan, ama bizi seven, yaptıklarımıza hayranlık duyacak olan bu küçük dünyayı yeniden yaratmaya çalışırız. Ama böyle bir dünya yoktur artık. On iki ya da on üç yaşında köydeki evinden ayrıldığın, dünyayı ilk gördüğün, kafanda kurduğun hayallerle (serüvenler, kentler, adlar, insanı etkileyen gürültüler, […] Devamını Oku

    • O-KU-MA-LAR / http://www.habernewspaper.com/

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Ocak 2017 20:53     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      O-KU-MA-LAR   Dursaliye Şahan Ne zaman Türkiye’ye gitsem eski alışkanlık sahaflara bi uğruyorum. Bazen Kadıköy’de, Akmar Pasajı, bazen Beyoğlu, Tepebaşı ve Beyazıt’ta Çınaraltı filan. Kapıdan içeri dalar dalmaz, yangından mal kaçırır gibi çantamı doldurup nefes nefese çıkıyorum. O yorgunlukla gözüm oturacak rahat bir köşe arıyor haliyle. Ucuz kitap talanından sonra közde pişen kahve lüksüyle memleketin matbuat hayatına göz atmak keyifli aslında. O kitapları eve taşımak, evde bavullara yerleştirmek neyse de havaalanındaki memurların gözünden 3-5 kiloyu kaçırmak için “Bu gece rüyamda tam burada bir bomba patlıyordu” gibi dikkat dağıtma girişimleri acıklı oluyor. Sahaf ziyaretleri tek alışkanlığım değil. Mesela ülkemden ayrılmadan küçücük […] Devamını Oku

    • İlginç 19 insan ve Hayvan Fotoğrafları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ocak 2017 17:26     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      İnsanı Hayret Ettiren 19 Hayvan ve İnsan Fotoğrafı   Bugün sizi aramıza Moskova’dan katılan Rus bir fotoğrafçı dostumuzla tanıştıracağız: Katerina Plotnikova. Vahşi doğadaki hayvanlar ve modelleri birlikte fotoğrafladığı bu çalışması zaten kendisiyle ilgili söylenebilecek her şeyden daha fazlası. Photoshop değil, alın teri. Kendisinin birbirinden etkileyici işlerini yayınladığı bir nevi portfolyosuna buradan ulaşabilirsiniz. Huzurlarınızda 19 hayret verici hayvan ve insan fotoğrafı:   Kirpi… Fil… Yılan… Tilki… Ayı… Deve… Baykuş… Geyik… Tavus Kuşu… Zürafa… Rakun… Sanatçının çekimlerde kullandığı hayvan dostlarımızdan bir kaçı Bu zorlu çekimlerin tamamı… Profesyonel eğiticilerin yardımı ve gözlemiyle gerçekleştirilmiş En az bu heybetli ve havalı dostlarımız kadar… Birbirinden etkileyici modeller de… […] Devamını Oku

    • Başucu Kitapları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 12 Ocak 2017 10:00     Kategori: Duyuru, Editörden, Genel, Hikaye, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Başucu Kitapları / Yazı Atölyesi   Dünyanın Sonundaki Dünya – 110 sayfa – Luis Sepulveda “Aşk Romanları Okuyan İhtiyar” adlı romanıyla tanıdığımız Luis Sepulveda, Türkçeye çevrilen ikinci romanı olan “Dünyanın Sonundaki Dünya” da günümüzdeki balina katliamını konu ediyor. İnsanoğlunun her türlü teknolojik ve parasal desteğini arkasına almış acımasız ve açgözlü bir balina avcısı Japon kaptana karşı hayatını denize ve oradaki yaşama adamış yaşlı bir kaptanın hikayesi. Aynı zamanda çağımızın en güçlü çevreci kalemlerinden birinden gelen bir umut mesajı. Bir solukta okuyup bitireceksiniz. Dünyanın Sonundaki Dünya “Aşk Romanları Okuyan İhtiyar” adlı romanıyla tanıdığımız Luis Sepulveda, 1949 yılında Şilide doğdu. Öğrenci ve […] Devamını Oku

    • Sanatın Uygarlığın Gelişmesindeki Önemi  / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Ocak 2017 23:29     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Felsefe, Genel, Hikaye, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Roman, Sinema, Sözler Özdeyimler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sanat, karanlıkta çakılan bir kibrit, gökte ışıyan bir yıldızdır,     Katkıları Ve Yararları Hakkında Bilgi Kısa Özet: Bir düğmeye basit bir dokunuşla, zaman ve mekânı birkaç yüzyıl kısaltabilecek güce erişen insan düşüncesi, yepyeni ve şiddetli korkuları da beraberinde getirdi. Bilim, endüstri, teknik ve politika alanında meydana gelen birbirine bağlı ve sürükleyici gelişmeler, toplumlara özgürlük getirdiği kadar, huzursuzlukları da arttırdı. Özellikle 1945 sonrası, insanların gökyüzüne tırmanışları, yeryüzündeki büyük sermaye hareketleri, insana yakışmayacak katliamlar, endüstriyel ve teknik gelişmeler, şiddetli ve yıpratıcı korkuları da beraberinde getirdi. Bütün bunlar, bugünkü insanın sanata bakış tarzını da biçimlendiren gelişmelerdir. Günümüzde, insanların karşı karşıya kaldığı psiko-sosyal […] Devamını Oku

    • Tottenham Çocukları kitap oldu / Olay Gazetesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Ocak 2017 10:03     Kategori: Basında Biz, Dursaliye Şahan Kitapları, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. Türkiyeli gençler arasındaki gizemli intihar salgını romanlara girdi Göçmen ailelerin korkulu rüyası, gençler arasındaki ani intiharlar karşısında çaresiz kalan anne babaların önüne çıkan nedenlerden biri de Londra’daki çeteler oldu. Polisin özellikle dikkat çektiği ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ içindeki Türk ve Kürt gençler geride iz bırakmadan hayatlarına son verirken, bir sürü soru işaretine de neden olmuş, soruşturma dosyaları netleşmeden kapanmıştı.   Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı roman ‘Tottenham Çocukları’ adıyla Sola Yayınlarından çıktı. İstemeden çeteye bulaşan gençlerin dramını anlatan Tottenham Çocukları’ndaki karakterler ve olay örgüsü her ne kadar kurgu olsa da […] Devamını Oku

    • Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” / Karadeniz Haberleri

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Ocak 2017 10:00     Kategori: Basında Biz, Diziler, Dursaliye Şahan Kitapları, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, İntihal Dosyası, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları” Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları,’ intiharı muamma olan, özellikle annesini kurtarmak için canını feda ederek çete içinde efsane olan bir genci anlatıyor. Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu… Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından […] Devamını Oku

    • Paris’ten Dünyaya INDİLA rüzgarı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ocak 2017 19:50     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Sinema

      Paris’ten Dünyaya INDİLA rüzgarı / Yazı Atölyesi Şarkısı ‘Dernière danse’taki özgün sesi ve yorumuyla Türkiye’yi kasıp kavuran Fransız şarkıcı Indila, 35 yaşında dünya listelerinde de zirveye çıktı..    Adila Sedraïa (26 Haziran 1984 Paris, Fransa), bilinen adıyla Indila, Fransız şarkıcı ve söz yazarı. 24 Şubat 2014´te yayımlanan Mini World albümündeki ‘Dernière Danse’ şarkısı ile Fransa´da en iyi on single listesinde ilk sıralarda yeralmaktadır. Adila Sedraïa 26 Haziran 1984 tarihinde Paris´te doğdu. Müzik kariyerine başlamadan önce Paris´in bir kasabası olan Rugnis´de turist rehberi olarak çalıştı. O zamanlarda şarkı söylemeyi çok sevdiğini fakat müzikle uğraşmak için fırsat bulamadığını ifade etmiştir. Sedraia; Fransız […] Devamını Oku

    • Leonard Cohen’ın Hayatındaki Üç Kadın / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ocak 2017 12:39     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Leonard Cohen’in, hayatında üç kadın ve “hiç yatmadığı kadın Suzanne’den bahsettiği o müthiş şarkı…   Büyük bir ozan, şarkılarıyla müzik dünyasına hâkim olmuş efsane şarkıcı Leonard Cohen’in hayatındaki üç kadın ve büyük aşkı. 1960’lar, Montreal. Cohen, daha sonra bahsedeceğim ikinci şarkıya konu olan hayatının aşkı Marianne’le birlikte memleketi Kanada’ya gelmiş. Favori mekânı Le Bistro’da Marianne’le otururken görüyor Suzanne’i. Genç ve müthiş yetenekli bir dansçı Suzanne. Orijinal bir karakter, tıpkı Cohen gibi. Kendisinden yaşça epeyce büyük meşhur dansçı Armand Vaillancourt’un önce dans partneri, sonra sevgilisi. Bir çocukları da oluyor fakat inişli çıkışlı, düşüşlü yokuşlu bir ilişki, nihayetinde yolları ayrılıyor. Suzanne, liman […] Devamını Oku

    • Yetmiş Yıldır Kilitli Kalan Gizemli Ev / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Ocak 2017 07:19     Kategori: Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      70 yıl önce terkedilmiş ve o zamandan bu yana sahipsiz kalmış ve yıllardır kimsenin girmediği ev Evin kapısından girince evin yıkık dökük ve tozlu olmasını beklersiniz. Bir açık artırma görevlisi 1939 yılında terkedilmiş Paris’in göbeğinde gizli kalmış evin kapısını açınca gördüklerine inanamadı. 1939 yılında 2. Dünya Savaşı patlak verdiğinde, 23 yaşındaki Madame de Florian evinin yer aldığı Paris’ten zorla göç ettirildi. Kapısına kilit vuran kadın Almanlardan kaçmak için güneye doğru yola koyuldu. Evin kirasını yıllar boyu ödemeye devam etse de yıllar önce yaşadığı eve geri dönemedi. 2010 yılında 91 yaşındayken vefat etti. Vefat ettikten hemen sonra mirasçıları Pariste bir evinin […] Devamını Oku

    • Sıla Dizisinin Öykü Yazarından “Tottenham Çocukları”/ HABERLER.COM

      Yazar: Editör     Tarih: 30 Aralık 2016 11:23     Kategori: Basında Biz, Diziler, Duyuru, Edebiyat Haberleri, Editörden, Genel, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Sinema, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Londra’daki Türk ve Kürt çocuklarının da içinde olduğu çete savaşları roman oldu. Londra’nın altını üstüne getirerek, her seferinde polisi atlatmaya başaran, çoğunluğu Türk ve Kürt çocuklarından oluşan ‘Tottenham Boys’ ve ‘Bombacılar’ roman konusu oldu. Çete üyeleri içindeki gizemli ‘intihar salgını’ üzerindeki sır perdesi İngiltere’deki film yapımcılarının da ilgisini çekmiş, ancak girişimleri yarım kalmıştı. Sola Yayınları’ndan çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları,’ intiharı muamma olan, özellikle annesini kurtarmak için canını feda ederek çete içinde efsane olan bir genci anlatıyor. Kitabın yazarı Dursaliye Şahan, karakterlerin ve olayların kurgu olduğunu belirterek “Çetelere bulaşan gençlere karşı sistem çok acımasız. Aslında bu gençlerin […] Devamını Oku

Beğen
Çevrene Ekle
Takip Et
Tasarım: D 77 Dizayn Stüdyo

Yazı Atölyesi is Stephen Fry proof thanks to caching by WP Super Cache

HAYIR DE !… Wolfgang BORCHERT / Yazı Atölyesi


Hatice Elveren Peköz

HAYIR DE !… Yazar Wolfgang BORCHERT / Yazı Atölyesi Sen. Makinanın başındaki adam ve atölyedeki adam. Sana yarın su boruları ve tencereler yerine çelik kasklar ve makinalı tüfekler yapmanı em…

Kaynak: HAYIR DE !… Wolfgang BORCHERT / Yazı Atölyesi

View original post

Yazı Atölyesi Haftanın Hikayesi


Haftanın Hikayesi – Mihriban Hanım – Dursaliye Şahan

 

Haftanın Hikayesi, Ah O Kadınlar Kitabından Mihriban Hanım var. 

Yazar Dursaliye Şahan

 

 

Mihriban Hanım 

Aslında bütün mesele gülüşlerin içindeki can olmakta…

“Mihriban Hanım, hâlâ uyanmadınız mı? Değişecek bütün saksıları bo­şalttım. Toprak, güneşte şöyle bir nefeslensin. Yarın, içine biraz gübre katar; yeniden saksılara doldururuz.”

Onca çiçek nereye sığar? Götürebildiğimiz kadarını alıp, kalanları da eşe dosta mı dağıtsak? Bilemiyorum. Mihriban Hanım, daha çayı koymamış bile. Her sabah uyanır uyanmaz çaydanlık ocak­ta fokurdasın ister. Sabah serinliğinde demlenen çayın tadı başka olurmuş.

“Mihriban Hanım, hasta mısınız? Hadi biraz doğrulun. İsterseniz kah­valtı tepsisini hazırlayıp yatağınıza getiririm. Ne dersiniz? Sırtınıza da yumuşak bir yastık koymalı…”

Biliyorum, hâlâ kızgın. İmzayı verdiğim günden beri sus pus. Ba­kışlarını kaçırıyor benden. Rengi de iyice soldu. Haksız değil ki.

 

Bu eve geldiğinde daha on dokuz yaşındaydı. O zamanlar rah­metli annem, kırmızı, pembe Japon gülleri yetiştirirdi. Mihriban gelirken penceresindeki begonyaları, sardunyaları ve odasındaki menekşeleri getirmiş; annem telaşlanmıştı.

“Çeyizden çok çiçek geldi. Nereye koyacağız ki bunları?”

O ise “Bahçe duvarı mor salkımsız olur mu?” diye mızmızlanma­ya başlamıştı.

Babam, aynı gün mor salkım fidesi getirip, hanımelinin karşısına dikmişti. Annemin kulağına eğilip, “Sitare Hanım, gelin hanıma sor bakalım başka hangi çiçekleri seviyormuş?” diye de fısıldamıştı rahmetli.

Bahçe, Mihriban’ın gelmesi ile şaha kalkmış gibiydi. Merdivenle­rin iki yanında kırmızı kırmızı gelincikler açtığında, taze gelinin yüzünde de güller açardı. Katiyen bahçeden çiçek koparılmasına razı olmaz; kim olursa olsun küserdi. Arka tarafta, her mevsim çekirdekten yetiştirdiği filizleri, fidanları, gözü gibi baktığı lâleleri olurdu. Cumbanın ön tarafına dizdiği kaktüsleri, menekşeleri her­kesin dilindeydi. Mahalleli alışmıştı. “Mihriban’ın elinden aldıysan korkma. Kuru ağaç olsa bahar dalına döner o.” diyerek gelir; çeşit çeşit fide götürürlerdi. Kimseyi geri çevirmezdi.

Her yıl, duvar diplerindeki pembe güllerden reçel yapılırdı.

“Mihriban Hanım, reçel koymamı da ister misiniz? Benim canım çekti.”

Çınar ağacının yaz konukları leylekler biraz gecikse gözlerini ufuktan alamazdı. Daha onlar gelmeden çalı çırpı toplayıp ağa­cın dibine bırakırdı. Elinden gelse ağaca tırmanıp, kış boyu harap olan yuvayı onarmak isterdi.3

Mihriban Hanım

“Mihriban Hanım, tereyağlı kızarmış ekmek kokusunu duydunuz mu? Hani bu koku bütün parfümlerden daha güzeldi?”

Ah Mihriban Hanım, bu kadar küsecek ne var? Hani çocuklar söz konusu olduğunda akan sular dururdu? Hani siz, oğlunuz, kızınız için canınızı verirdiniz?

Burak’la Firûze, ilk adımlarını bahçeye serdiğimiz battaniyenin üzerinde atmıştı. İkisi de sarıpapatyalar arasındaki kaplumbağa­lar ile oynamak için yarışırdı…

Akşamsefaları çiçeklerini bıraktığında, ailecek verandaya oturup yasemin kokuları arasında güneşin batışını seyrederdik. Mihri­ban, kahveleri yaptıktan sonra kasnağını eline alıp, nakış işlemeye başlardı. Bazen de çok sevdiği Kerime Nadir romanlarından birini okuyor olurdu.

“Mihriban Hanım, hadi artık. Yüzünüzü yıkayın. Açılırsınız.”

O cıvıl cıvıl bahçe; şimdi böyle küskün, sessiz, ölümü bekler gibi oldu. Benim canımı acıtmıyor mu sanki? Bilmiyor muyum bu evin abidevî tadını başka hiçbir mekânda bulamayacağımızı?

“Biliyor musunuz Mihriban Hanım, hava durumuna baktım. Yazdan kalma, güneşli bir hava olacakmış. Sonbaharın da tadını çıkarmak lazım değil mi?”

Ne yapabilirdim ki? Burak karşıma dikilip, “Ya ben ne olacağım baba?” dediği gün çaresiz kaldım.

“Mihriban Hanım, hadi ama! Böyle kapris yapmayın. Uyanın ar­tık. Oğlumuzun başarısı ile övünecekken siz böyle küsüyorsu­nuz. Yakışıyor mu bize? Hani Burak üniversiteye başladığı gün ne demiştiniz hatırlıyor musunuz? “Necdet Bey, oğlumuz beyaz gömleği ile eczanesinde işe başladığı ilk gün ziyaretine gidip, kö­püklü kahvesini içelim.” diye hayâller kuran siz değil miydiniz? Hatta, ‘O gün oğluma tansiyonumu ölçtüreceğim.’ demiştiniz de gülmüştük. Sizin tansiyonunuz hep düşük çıkardı biliyorsunuz.”

Hâlâ uyanmamış. Çörekleri yeniden ısıtmalı.

“Mihriban Hanım, çaya karanfil de attım. Siz seversiniz. Çörekler de çıtır çıtır oldu. Daha sonra cumbada kahvelerimizi yudumlarken size gazete­leri okurum.”

Hiç böyle yapmazdı Mihriban. Küs kalmaya dayanamaz ki. Nasıl bu kadar konuşmadan sabredebildi bilemiyorum? Meryem gitti­ğinden beri iyice içine kapandı. Ah Meryem, keşke şimdi burada olsaydın. Belki sen onu teselli edebilirdin.

“Mihriban Hanım, aklıma ne geldi biliyor musunuz? Dairemizi üst kat­lardan seçelim, diyorum. Nasıl olsa asansör var. Balkonuna çıkınca şimdi göremediğimiz, uzak ufukları görelim. Yukarılardan deniz bile görünü­yor, diyorlar. Göreceksiniz İstanbul ayaklarımızın altında gibi olacak. Her gece ışıl ışıl.”

Şimdi Meryem çıksa gelse, “Ben geldim abla.” dese, kim bilir ne sevinir? O talihsiz kız da kim bilir nerelerde? Yine adını değiştirdi mi acaba? Ama nereye kadar? Bir başına, o küçücük çocukla ne yapar, ne eder, nasıl geçinir?

“Mihriban Hanım, biliyorsunuz değil mi artık soba derdimiz de olmaya­cak. Yaz kış sıcacık ev. Oh ne rahat! Öyle kış geldi, dam aktı filan da yok. Ha, bir şey daha geldi aklıma. Yazları mutfağınızdan çıkaramadığınız o karıncalar var ya onlar da olmayacak artık. Düşünsenize, her taraf terte­miz, mis gibi. Tam istediğiniz gibi işte. Şömine de yok. Küller döküldü, diye dert etmezsiniz artık. Hem kimin evinde şömine yanıyor ki, değil mi ama? Zaten yangın riski var biliyorsunuz.” 

Mihriban Hanım

Son günlerde çocuk gibi oldu. Ne yapsam neşesi yerine gelmiyor. Eskiden bir bardak su içse keyiflenirdi.

“Boşuna dememişler, her şerde bir hayır vardır, diye. Burak evi müte­ahhite vermeseydi, biz nasıl bu dertlerden kurtulacaktık değil mi? Ama Mihriban Hanım; hâlâ benimle konuşmuyorsunuz. Güceniyorum habe­riniz olsun.”

“Burak ne dedi biliyor musunuz? ‘İsterseniz dairelerden birini satıp, güneydeki sahil kasabalarının birinden villa alırız.’ dedi. Küçük bahçeli bir ev, belki bize burayı unutturur. Ne dersiniz Mihriban Hanım? Siz isterseniz ben de isterim. Hatta isterseniz oraya şömine de yaptırırım. İstanbul’un bu kalabalığından şikâyet etmez misiniz hep? Şöyle sakin bir kasaba… Bahçesine küçük küçük ağaçlar dikeriz. Bir tarafta çiçekler, kır­mızı kırmızı süs biberleri. Bir köşeye mutlaka leylak koymalı, sümbüller de olmalı. Güllerden bahsetmiyorum zaten. Sizin olduğunuz bir bahçeyi gülsüz düşünmek mümkün mü? Yeni yeni komşularımız…”

Bilmez miyim, cennette köşk vereceklerini bilse burayı değişmez. Hayatı, bu sokakta geçti. Karşı evde doğup büyüdü, bu eve gelin oldu. Sonra çiçekleriyle birlikte çocuklarını büyüttü. Şimdi, “Bu evden, bu sokaktan çık.” diyorlar.

“Biliyor musunuz Mihriban Hanım, Burak bir araba beğenmiş. Müte­ahhitten ilk ödemeyi alır almaz, yürüyerek araba galerisine gidecek; tek­noloji harikası arabasıyla dönecekmiş. Gençlik işte. Öyle bir arabaymış ki çakıl taşlı yolda bile yağ gibi kayıyormuş. Güneye yerleşirsek sık sık ziyaretimize gelir, diyorum.”

Mihriban’ın bu kadar küs kaldığını hiç görmedim. Aslında susma­yı beceremez, sessiz insanları da sevmez. Hele bana, hep söyleye­ceği bir şey olurdu…

“Mihriban Hanım, bakın ne diyeceğim size? Mihriban Hanım, bu ne de­rin uyku böyle? Biliyorum, beni duymazlıktan geliyorsunuz ama bakın sahiden güceniyorum. Şimdi ben de darılacağım. Haberiniz olsun.”

Bu sessizlik…

“Mihriban Hanım… Ama oldu mu şimdi? Böyle… Ah Mihriban, böyle küs mü gittin? Beni bir başıma bırakıp… Mihriban, sen benim bütün evlerimi de alıp gittin. Yüreğimin sultanı, sen olmadan ben nasıl yaşa­rım ki?”

Gazete ilânıyla gelmişti. Su gibi dupduru yüzü, uzun kumral saç­ları vardı. Arkadan bağladığı çiçekli tülbendine, basma entarisine bakınca, “Bu kız, bu evin kısmeti.” dedim.

Fazla sorup soruşturmadan başlattım. Önceki kadınların aksine, hem sessiz hem de ilgisizdi. Bir de dakikti ki devlet dairesinde memur sanırsın. Saat sekiz dedi mi zil çalardı. Hepimiz anlardık:

“Fadime geldi.”

Sonraları anahtar verdim. Bir gün bile işini aksatmadı. Ellemediği, havalandırmadığı, silip süpürmediği köşe; kaldırmadığı hasıraltı kalmamıştı. Ondan önceki rutubet kokusu uçup gitmiş, her taraf su ve sabun kokar olmuştu. O kadar işi tek başına yapar, yine de of demezdi. Biz hatırlamazsak haftalığını sormadan çıkıp gider; aldığında da saymadan çantasına kordu.

 

 

 

Kaynak: Ah O Kadınlar kitabından

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPin on PinterestShare on Tumblr

Yazı Atölyesi


  • Editörden
  • totenham-cocuklari-dursaliye-sahan-yazi-atolyesi-anigif

    Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko” Kitapçılarda / Yazı Atölyesi

    Yazar: Editör     Tarih: 7 Aralık 2016

    Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko”, Kitapçılarda…     Yazar Biyografisi Dursaliye Şahan   Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre Birgün Gazetesi’ne ve Avrupa Gazetesine röportajlar yaptı. Ayrıca Karikatürist Semih Bulgur ile birlikte, ‘Zabit Londra’da’ isimli haftalık bant karikatürünü hazırladı. Birçok öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayımlandı. Yurt için den ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri aldı. Anadolu […]

    Devamını Oku

  • TAHSİS EDİT -Yazı Atölyesi

    TAHSİS/ EDİT

    Yazar: Editör     Tarih: 16 Ağustos 2016

    TAHSİS/ EDİT “Her konuda tashih/edit yapılır. Her türlü edebiyat çalışmalarınız ve yazılarınız tahsis/edit yapılır.   yusufhalid122@gmail.com

    Devamını Oku

  • KİTAP HABERLERİ
  • Tottenham Çocukları kitap oldu / Olay Gazetesi

    Tottenham Çocukları kitap oldu / Olay Gazetesi

    Yazar: Editör     Tarih: 2 Aralık 2016

    Aralarında Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. Türkiyeli gençler arasındaki gizemli intihar salgını romanlara girdi     Göçmen ailelerin korkulu rüyası, gençler arasındaki ani intiharlar karşısında çaresiz kalan anne babaların önüne çıkan nedenlerden biri de Londra’daki çeteler oldu. Polisin özellikle dikkat çektiği ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ içindeki Türk ve Kürt gençler geride iz bırakmadan hayatlarına son verirken, bir sürü soru işaretine de neden olmuş, soruşturma dosyaları netleşmeden kapanmıştı. Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı roman ‘Tottenham Çocukları’ adıyla Sola Yayınlarından çıktı. İstemeden çeteye bulaşan gençlerin dramını anlatan Tottenham Çocukları’ndaki karakterler ve olay örgüsü her ne kadar kurgu […]

    Devamını Oku

  • Dursaliye Şahan Yazdı Tottenham Çocukları Roman Oldu

    Dursaliye Şahan Yazdı Tottenham Çocukları Roman Oldu

    Yazar: Editör     Tarih: 2 Aralık 2016

      Dursaliye Şahan Yeni Kitabında Gençlerin Gizemli İntiharlarını İşledi     Yazar Dursaliye Şahan, “Çoğu göçmenin gerçek yaşamları hikâyelerdekinden, romanlardan çok daha zor. Ana sorun para gibi görünse de asıl sorun daha derin. Kültür çatışması, kimlik bunalımı diyerek geçiştirmek anlamsız. Çetelerin içindeki entrikaları ve olayları olduğu gibi yazmaya kalksaydım muhtemelen baba bir korku romanı çıkardı. Tottenham Çocukları Şırnak’dan Londra’ya uzanan maceralı, romantik bir dramı anlatıyor” dedi.     Yakın zamana kadar Türkiyeli toplumun kabusu olan ‘genç intiharlar’ roman oldu. Yazar Dursaliye Şahan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı, ‘havlu atan gençlerin erken ölümü’ olarak nitelendirdiği gençlerin hikâyesi, ‘Tottenham Çocukları’ adlı romanı Sola […]

    Devamını Oku

    • Blog’dan Son Yazılar
    • totenham-cocuklari-dursaliye-sahan-yazi-atolyesi-anigif

      Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko” Kitapçılarda / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Aralık 2016 12:02     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Röportaj Söyleşi, Senaristler

      Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko”, Kitapçılarda…     Yazar Biyografisi Dursaliye Şahan   Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etti. İstanbul’daki 13 yıllık banka memurluğunu, Londra’da temizlik işçiliği, öğretmenlik ve gazetecilik takip etti. Aynı yıllarda kadın, göçmenlik ve ırkçılık temalarının ağır bastığı öyküler ve tiyatro oyunu yazan Şahan; uzunca bir süre Birgün Gazetesi’ne ve Avrupa Gazetesine röportajlar yaptı. Ayrıca Karikatürist Semih Bulgur ile birlikte, ‘Zabit Londra’da’ isimli haftalık bant karikatürünü hazırladı. Birçok öyküsü İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde ve anonim kitaplarda yayımlandı. Yurt için den ve yurt dışından çeşitli öykü ve edebiyat ödülleri aldı. Anadolu […] Devamını Oku

    • tottenham-boys-yazi-atolyesi-4

      Tottenham’ın Türkiyeli Çocukları / Milliyet-Evrensel Haber

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Aralık 2016 07:41     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Magazin, Makaleler, Müzik, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Nevsel Elevli – Londra/Milliyet İngiltere’nin başkenti Londra’yı sarsan mafya çetelerindeki Türk ve Kürt gençlerinin yer aldığı roman, gizemli intiharlarıyla gündemden düşmeyenleri anlatıyor.     Londra’nın altını üstüne getiren mafya çeteleri ‘Tottenham Boys’un ve ‘Bombacılar’ın içindeki Türk ve Kürt gençlerini konu alan roman piyasaya çıktı.   Gizemli intiharları ile akıllarda yer eden çete üyeleri üzerindeki sır perdesi halen kalkmadı. Sola Yayınlarından çıkan, Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı, ‘Tottenham Çocukları’, intiharları muamma olan gençleri anlatıyor. Şahan, karakterlerin ve olayların kurgu olduğunu belirterek “Çetelere bulaşan gençlere karşı sistem çok acımasız. Aslında bu gençlerin yaşam hikayelerine bakarsanız göçmen gençlerin hayatlarının ne kadar zor olduğunu […] Devamını Oku

    • gulsum-oz-ve-mubadele-asklari-romani-yazi-atolyesi-1

      Gülsüm Öz ve Mübadele Aşkları Romanı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Aralık 2016 08:47     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Yeni çıkan Mübadele Aşkları romanınızda sizi ne etkiledi. Yazmaya teşvik eden en ilginç şey ne idi gibi sorularla başladık röportaja. İşte Gülsüm Öz ve Mübadele Aşkları romanı.     Roman kahramanlarımı etnik kökenlerinden ya da farklı dinlerinden dolayı birbirine düşürmeyi pek sevmem.“MÜBADELE AŞKLARI” isimli romanın yazarı GÜLSÜM ÖZ’ ü tanıyalım önce.Gülsüm Öz, çocuk yaşta yazdığı “Vatan” isimli şiiri ile ilk ödülünü 13 yaşındayken TRT’den aldı. Yazım yaşamına gazetelerde köşe yazarak devam etti. Gelişim yayınları “Büyük Larousse” da düzeltmenlik yaptı.“İltica” isimli ilk romanı 2009 Ekim ayında, “Anneler Kızları ve Esrar” isimli romanı 2012 yılında çıktı. 2014 yılında İltica üçlemesinin ikincisi “Hoş […] Devamını Oku

    • tottenham-boys-yazi-atolyesi-1

      Tottenham Boys Çetesi Roman Oldu / Londra Gazetesi

      Yazar: Editör     Tarih: 5 Aralık 2016 05:05     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      ARALARINDA Türkiyeli toplumdan gençlerin de bulunduğu Tottenham Boys çetesi roman oldu.   Türk ve Kürt gençleri arasındaki intihar salgınında polisin ve sivil toplum örgütlerinin odaklandığı ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ çetesi roman oldu. Yazar Dürsaliye Şahan’ın kaleme aldığı roman ‘Tottenham Çocukları’ adıyla Sola Yayınlarından çıktı. İstemeden çeteye bulaşan gençlerin dramını anlatan Tottenham Çocukları’ndaki karakterler ve olay örgüsü her ne kadar kurgu olsa da gerçek yaşam öyküleriyle örtüşen yanları ağırlıkta olduğu muhakkak. Kitap önümüzdeki günlerde internet kitapçılarında ve Londra’da, ‘Kitap Café’si olan The Garden House’da (410 High Rd, Tottenham Hale, London N17 9JB) satışa sunulacak.02   Kaynak: http://www.londragazete.com/2016/12/02/tottenham-boys-cetesi-roman-oldu/ Devamını Oku

    • tottenham-cocuklari-dursaliye-sahan-49

      Tottenham Çocukları kitap oldu / Olay Gazetesi

      Yazar: Editör     Tarih: 2 Aralık 2016 18:21     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, İntihal Dosyası, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Aralarında Türk ve Kürt gençlerinin de bulunduğu ‘Tottenham Boys’ roman oldu. Türkiyeli gençler arasındaki gizemli intihar salgını romanlara girdi     Göçmen ailelerin korkulu rüyası, gençler arasındaki ani intiharlar karşısında çaresiz kalan anne babaların önüne çıkan nedenlerden biri de Londra’daki çeteler oldu. Polisin özellikle dikkat çektiği ‘Bombacılar’ ve ‘Tottenham Boys’ içindeki Türk ve Kürt gençler geride iz bırakmadan hayatlarına son verirken, bir sürü soru işaretine de neden olmuş, soruşturma dosyaları netleşmeden kapanmıştı. Yazar Dursaliye Şahan’ın kaleme aldığı roman ‘Tottenham Çocukları’ adıyla Sola Yayınlarından çıktı. İstemeden çeteye bulaşan gençlerin dramını anlatan Tottenham Çocukları’ndaki karakterler ve olay örgüsü her ne kadar kurgu […] Devamını Oku

    • httpyaziatolyesi-comdursaliye-sahan-yazdi-tottenham-cocuklari-roman-oldu

      Dursaliye Şahan Yazdı Tottenham Çocukları Roman Oldu

      Yazar: Editör     Tarih: 2 Aralık 2016 17:16     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

        Dursaliye Şahan Yeni Kitabında Gençlerin Gizemli İntiharlarını İşledi     Yazar Dursaliye Şahan, “Çoğu göçmenin gerçek yaşamları hikâyelerdekinden, romanlardan çok daha zor. Ana sorun para gibi görünse de asıl sorun daha derin. Kültür çatışması, kimlik bunalımı diyerek geçiştirmek anlamsız. Çetelerin içindeki entrikaları ve olayları olduğu gibi yazmaya kalksaydım muhtemelen baba bir korku romanı çıkardı. Tottenham Çocukları Şırnak’dan Londra’ya uzanan maceralı, romantik bir dramı anlatıyor” dedi.     Yakın zamana kadar Türkiyeli toplumun kabusu olan ‘genç intiharlar’ roman oldu. Yazar Dursaliye Şahan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı, ‘havlu atan gençlerin erken ölümü’ olarak nitelendirdiği gençlerin hikâyesi, ‘Tottenham Çocukları’ adlı romanı Sola […] Devamını Oku

    • dursaliye-sahan-kitap-kapak-tasarim

      Dursaliye Şahan’dan Yeni Öykü Kitabı: Ah O Kadınlar

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Kasım 2016 10:58     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Ah O Kadınlar     Gazeteci Yazar Dursaliye Şahan’ın dördüncü öykü kitabı ‘Ah O Kadınlar’ Akademisyen Yayınlarından çıktı. Önceki öykü kitaplarında daha çok göçmenlik konularına ağırlık veren Şahan, bu kez sekiz farklı kadının hayatını anlatan hikâyeler kaleme almış. Yasak aşkların toplum içindeki yanıltıcı yansımaları ve muhataplarında bıraktığı enkazlar, şefkatin vaz geçilmez huzuru… Ve elbette söz konusu aşk olunca, kolayca ortadan kalkabilen sınıf farkının aslında hayatımızda çok da gerekli olmadığını gösteren, hepsi yaşamın içindeki hikâyeler. Ah O Kadınlar Sayfa sayısı: 97 Yayınevi: Akademisyen Yayınları   Kitaptan alıntı: “Bütün mesele gülüşlerin içinde can olabilmekte” Kitaptaki ‘Mihriban Hanım’ hikâyesi.   Kaynak: http://www.tyb.org.tr/dursaliye-sahandan-yeni-oyku-kitabi-ah-o-kadinlar-25200h.htm Devamını Oku

    • tottenham-cocuklari-adli-yeni-kitabi-raflarda-yazi-atolyesi

      Tottenham Çocukları Adlı Yeni Kitabı Raflarda! / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Kasım 2016 13:12     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kitaplar, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Dursaliye Şahan’ın Tottenham Çocukları Adlı Yeni Kitabı Raflarda!        Kitap Tanıtım Bülteni     Gazetecilerin ömrü çabuk tükenir. Çünkü onlar 7/24 çalışır. Oysa bir gazeteyle kebapçı arasında, işletme bakımından hemen hiç fark yoktur. Her ikisi de müşterinin isteğine göre servis yapar. Hâliyle ben de o çarkın en anlamsız haberlerini yapan muhabir ordusundan sadece biriydim.     Gelen istihbaratın değeri yüksekse -ki bunun anlamı okuyucu sayısı demekti- Şef’ten duyduğumuz ilk sözcük bu olurdu. Haber bitene kadar da kıpır kıpır yerinde duramazdı. Son noktayı koyup teslim ettiğimizde biz rahatlardık ama o başka bir boyuta geçerdi. Hangi sayfada çıkacak? Ne kadarı kırpılacak? […] Devamını Oku

    • evrensel-cocuk-film-festivali-basladi-yazi-atolyesi-1

      Evrensel Çocuk Film Festivali Başladı / Yazı Atölyesi

      Yazar: admin     Tarih: 25 Kasım 2016 11:57     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Tiyatro

        Evrensel Çocuk Film Festivali Beşiktaş’ta!     Beşiktaş Belediyesi, Çocuk Film ve Sanat Derneği iş birliği ile 26-30 Kasım 2016 tarihleri arasında Evrensel Çocuk Film Festivali düzenliyor. Evrensel Çocuk Film Festivali, 26-30 kasım tarihleri arasında Akatlar ve Ortaköy kültür merkezlerinde… Beşiktaş Belediyesi, çocukların hoşgörülü, barışsever ve sanata yatkın bireyler olarak yetişmesi amacıyla Evrensel Çocuk Film Festivali’nin paydaşı oldu. Evrensel Çocuk Film Festivali, evrensel niteliğiyle çocuklara başka ülkelerin, kültür ve yaşam biçimlerini tanıma fırsatı sunarken dünya barışına da dikkat çekiyor. Festivalde yer alan filmlerle çocuklar ve aileler çocuk hakları konusunda bilgilendiriliyor. Teması barış olan festival, çocukları farklı coğrafyalardan filmler ve […] Devamını Oku

    • orhan-kemal-roman-armagani-icin-basvurular-basladi-yazi-atolyesi-1

      Orhan Kemal Roman Armağanı İçin Başvurular Başladı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Kasım 2016 07:28     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      46. Orhan Kemal Roman Armağanı’na, katılım süresi başladı. Katılım süresi 10 Ocak 2017 tarihine kadar devam edecek.46. Orhan Kemal Roman Armağanı’na, katılım süresi başladı. Katılım süresi 10 Ocak 2017 tarihine kadar devam edecek.     Orhan Kemal Roman Armağanı’na, katılım süresi başladı. Başvurunun yayınevleri tarafından 2016 yılında ilk kez yayınlanmış olan, Orhan Kemal Roman Armağanı yönetmeliğine uygun romanlar için yapılması gerekiyor. Orhan Kemal Roman Armağanı’na katılım süresi 10 Ocak 2017 tarihine kadar devam edecek. Orhan Kemal Roman Armağanı Seçiciler Kurulu Nâzım K.Öğütçü, Turhan Günay, M.Nuri Gültekin, Erendiz Atasü, Handan İnci, Çimen Günay Erkol ve Yiğit Bener’den oluşuyor. Roman armağanı kazanan […] Devamını Oku

    • 13266216_tn70_0

      Hakkâri’de Bir Mevsim Yeniden Beyazperdede! / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Kasım 2016 21:50     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sinematek Yaşıyor: Hakkâri’de Bir Mevsim Yeniden Beyazperdede!   Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen; Sinematek’in 50. yılında 50 film 50 sunum etkinlikleri devam ediyor; Onat Kutlar anısına, Aydın Engin’in sunumuyla Hakkâri’de Bir Mevsim 4 Kasım’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak. Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen; daha önce Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’dasını, Kubrick’in unutulmaz eseri 2001: Space Odyssey’i, François Truffaut’un 1959 yapımı filmi Les Quatre Cents Coups’ı izleyiciyle buluşturan Sinematek’in 50. yılında 50 film 50 sunum etkinliklerinde bu kez de Erden Kıral’ın 1983 yapımı filmi Hakkâri’de Bir Mevsim izleyiciyle buluşacak. 4 Kasım’da saat 20:30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan gösterime sinemaseverler ücretsiz olarak […] Devamını Oku

    • sanatin-toplumda-onem-nedir-7

      Sanat ve Medeniyet Üzerine / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Kasım 2016 21:23     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sözler Özdeyimler, Yazı Sanatı

      Bir toplumun gelişmesinde sanatın önemi nedir? “… Baudelaire salon sanatçılarına, burjuva koleksiyoncularına ve galeri despotlarına inat, “Kötülük Çiçekleri”ni yazdı. Kitabının ismi, muhafazakarların da bir tiksinti tepkisi uyanmasına sebep oluyor. (Öte taraftan kendi döneminin estetlerinin yasaklatma yoluna gittiği kitap, günümüz estetlerince sırf şairin adının inkâr edilemez büyüsü nedeniyle yere göğe konulmuyor. ) Oysa Baudelaire’in poetikası derinde (aydınlanmacılığın tek boyutluluğuna karşı sembolist çıkarımlarıyla) İbni Arabi’ciydi ve bunu da yerleşik Müslümanlardan çok önce İsveçli Müslüman bir ressam, İvan Aguéli gördü. “Ben Baudelaire’in züppesiyim; sonsuz bir basitlikle birleştirilmiş en üstün incelik” ve “İslam İsmail’in çocuğu. Delacroix ve Baudelaire belirgin İsmail’cilerdi”, dedi Aguéli.”   Sanat […] Devamını Oku

    • ilhan_erdost_un_kizi_oldurduler_onu_doverek_bagirmadi_bir_kez_olsun_yazi-atolyesi-1

      Okuyan Ağlasın İstemiyorum Payına Utanmak Düşüyorsa Utansın / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 15 Kasım 2016 09:32     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok

      İlhan Erdost’un kızı Alaz Erdost babasının anısına bir yazı kaleme aldı. “Bunları utanarak, sıkılarak, af dileyerek yazıyorum. Bir büyük derdim var benim. Babamdan bahsetmek ayıp sanki? “ BirGün’de yayımlanan yazısında Esrdost, “Öldürdüler onu döverek, bağırmadı bir kez olsun… Ben utanmalara doymadım, utanması gerekenler utanmadı” dedi.   “Ben bugün bu yazıyı babam için yazıyorum. 7 Kasım 1980’de Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülen yayıncı “İlhan Erdost” olan babam için değil, küçük bir kız çocuğunun “sıradan” babası gibi olan babam için yazıyorum” diyen Alaz Erdost’un BirGün’de yer alan yazısı şöyle:   Bunları utanarak, sıkılarak, af dileyerek yazıyorum. Bir büyük derdim var benim. Babamdan bahsetmek […] Devamını Oku

    • leonard-cohenden-hayatinin-aski-marianne-ihlen-2

      Efsanevi Leonard Cohen Hayata Veda Etti! / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 11 Kasım 2016 12:39     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Yazarlar

      Efsanevi Leonard Cohen Hayata Veda Etti! / Yazı Atölyesi     Leonard Cohen kimdir? Dünyaca ünlü Kanadalı şair, şarkı sözü yazarı, romancı ve müzisyen Leonard Cohen, 82 yaşında hayatını kaybetti. Sanat dünyasının efsaneleri arasında yer alan Cohen, The New Yorker dergisine verdiği röportajda; “Ölmeye hazırım. Umarım bu söylediğim çok rahatsız edici olmamıştır. Benim için durum bu” demişti.     Leonard Cohen’den hayatının aşkı Marianne Ihlen’e mektup Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesi bulunan Cohen’in Yunan adası Hydra’da 1960’lı yıllarda tanıştığı ve yaklaşık 10 yıl birlikte yaşadığı eski aşkı için yazdığı mektup şöyle: “Pekala Marianne, çok yaşlandık ve vücutlarımız ayrı düşüyor. […] Devamını Oku

    • istanbul-oykuleriyle-heykel-duvar-ve-resimleri-1

      İstanbul Öyküleri Resim Heykel ve Resimleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Kasım 2016 02:53     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok

      İstanbul Öyküleriyle, Resim, Heykel ve Resimleri   MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Seminerlerinde; Öyküleriyle İstanbul’un Heykelleri, Duvar Resimleri ve Kamusal Alanda Sanat” başlıklı sunuşu ile Ferda Çağlayan.” Kariyerinde birçok muhabirlik, foto muhabirliği, reklam fotoğrafçılığı, dergi yazarlığı ve fotoğrafçılığı deneyimi bulunan; fotoğraf eğitmenliğinin yanı sıra, heykel, resim ve fotoğraf tarihine yönelik araştırma projelerini ve kitap çalışmalarını sürdüren Çağlayan’ın yapatığı sunuşun tanıtım metninde: “8500 yıllık tarihiyle dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul bugün dev bir şantiye görünümünde. İstanbul eşsiz tarihsel birikimine büyük bir basınç uygulayarak çılgınca, büyüyor. Dikey, yatay, ölçeksiz ve sınırsızca. Sanki yapılar değil, rantın egemenliği inşa ediliyor. Kent, medeniyetin göstergesi […] Devamını Oku

    • adana_altin_koza_film_festivali_yazi-atolyesi-3

      23.Uluslararası Adana Film Festivali / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 9 Kasım 2016 09:22     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Senaristler, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      23.Uluslararası Adana Film Festivali Sonuçları Açıklandı / Yazı Atölyesi     ADANA FİLM FESTİVALİ’NDE BÜYÜK ÖDÜL KOCA DÜNYA’YA   Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleşen 23.Uluslararası Adana Film Festivali’nde ödül kazananlar.       24 Eylül Cumartesi akşamı sahiplerini buldu.    Jüri başkanlığını yönetmen ve senaryo yazarı Tayfun Pirselimoğlu’nun yaptığı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda diğer jüri üyeleri yönetmen Emin Alper, görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi ve oyuncular Hatice Aslan ve Muhammet Uzuner’in değerlendirmeleri sonucunda ‘En İyi Film Ödülü’, Reha Erdem’in yönettiği Koca Dünya isimli filmin oldu. ‘Yılmaz Güney Ödülü’, yönetmenliğini Kıvanç Sezer’in yaptığı Babamın Kanatları isimli filmin olurken, Adana Jürisi seçimini, Yüksel […] Devamını Oku

    • buyulu-kalemin-sahibi-gabriel-garcia-marquez-yazi-atolyesi-1

      Büyülü Kalemin Sahibi Gabriel García Márquez / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Kasım 2016 05:15     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Latin Amerika’nın Büyülü Yalnızlığında Gabriel García Márquez O, gerçekle düşü iç içe geçirip bize bitmesini istemediğimiz hikâyeler anlattı. Gabriel García Márquez’in kalemi büyüleyici, kelimeleri sihirliydi. O sanki bize uykudan önce tatlı tatlı masallar fısıldarken, Latin Amerika’nın çalkantılı geçmişi onun satırlarında fantastik öğelerle buluştu. Márquez’i aslında en iyi Márquez ifade ederdi. Usta yazar yazmadan önce tıpkı ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ta anlattığı gibi, “Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin adı yoktu daha ve bunlardan söz ederken parmakla işaret edip göstermek gerekirdi.” 1. Ey sevgili torun! Gabriel García Márquez 6 Mart 1927’de Kuzey Kolombiya’nın küçük kasabası Aracataca’da doğdu. 16 kardeşin en büyüğüydü. Babası […] Devamını Oku

    • sair-sylvia-plathi-30-yasinda-intihara-goturen-neden-yazi-atolyesi-1

      Şair Sylvia Plath’ı 30 Yaşında İntihara Götüren Neden / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Kasım 2016 20:00     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

       Şair Sylvia Plath’ı 30 Yaşında İntihara Götüren Neden / Yazı Atölyesi   Amerikan edebiyatının, sıra dışı karanlık şiirleriyle olduğu kadar trajik intiharıyla da bilinen ünlü şairi Sylvia Plath, 1963’te henüz 30 yaşındayken, intiharı seçer. Kendisi gibi şair olan Ted Hughes’la evli ve iki çocuk annesi Plath’in, bir gece eşi yanında yokken Londra’daki evlerinde iki çocuğunun başucuna süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, mutfaktaki hava gazını sonuna kadar açıp kafasını içine sokması okurlarını şok eder. 27 Ekim 1932’de, Alman bir baba ve Amerikalı bir annenin çocuğu olarak Boston’da doğan şair, profesör babası 1940’ta öldüğünde, henüz 8 yaşında olmasına rağmen ilk şiirini yayımlar. […] Devamını Oku

    • lise-ogrencisi-huseyin-ege-kok-ahiri-kutuphaneye-cevirdi-yazi-atolyesi-i

      Lise Öğrencisi Hüseyin Ege Kök Ahırı Kütüphaneye Çevirdi / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Kasım 2016 20:22     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Röportaj Söyleşi, Yazı Sanatı

      Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde Lise Öğrencisi Hüseyin Ege Kök Ahırı Kütüphaneye Çevirdi / Yazı Atölyesi     Ülkemizin kitap okuma oranlarını, kişi başına düşen kitap sayısı gibi istatistikleri gördükçe genelde moralimiz bozulur. Ama geleceğimize dair umut veren gençlerin varlığını asla göz ardı etmemeliyiz. Hüseyin Ege Kök’ün hikayesi bizi gülümsetmeyi ve aydınlığa dair umutlarımızı yeşertmeyi başardı. Hüseyin’in gencecik yaşında yaptığı muhteşem girişim ve kocaman adamlara örnek olacak düşünceleri sizin de yüzünüzde tebessüm oluşmasına neden olacak. 😊 Hüseyin Ege Kök sadece 17 yaşında bir lise öğrencisi. Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde yaşıyor ve okumayı çok seven bir genç Hüseyin’in annesi kısa bir süre önce vefat etti. […] Devamını Oku

    • anne-frank-her-seye-ragmen-insanlarin-kalplerinde-iyi-olduklarina-inaniyorum-yazi-atolyesi-3

      Her Şeye Rağmen İnsanların Kalplerinde İyi Olduklarına İnanıyorum – Anne Frank / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Kasım 2016 09:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Her Şeye Rağmen İnsanların Kalplerinde İyi Olduklarına İnanıyorum -Anne Frank / Yazı Atölyesi     Anne Frank – Anne Frankin Hatıra Defterinden Neden her gün savaş için milyonlar harcanıyor da, sağlığa, sanata ve yoksullara bir sent bile yok? Neden dünyanın başka yerlerinde bolluktan yiyecekler çürürken insanlar açlık çekiyor? Neden insanlar bu kadar deli? Savaşın sadece büyük adamlar tarafından yapıldığını sanmıyorum. Hayır, küçük adamlar da savaş yavlısı, yoksa bütün haklar çoktan ayaklanırdı!! İnsanların içinde yıkma dürtüsü var, öldürme, katletme ve öfkeli olmak var, şayet tek bir istisna kalmayana denk tüm insanlar bir metamorfoz geçirmezlerse savaş devam eder. İnşa edilmiş, bakılmış, büyütülmüş […] Devamını Oku

    • edebiyat-dergileri-eskiler-ve-gunumuz-dergi-e-postalari-yazi-atolyesi-3

      Eski ve Günümüz Dergileri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 1 Kasım 2016 23:49     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Sinema Haberleri, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Eskiler ve Günümüz Dergi E Postaları / Yazı Atölyesi Adabelen Dergisi (17) Afrodisyas Sanat Dergisi (21) Ahlat Gazetesi (41) Akatalpa Dergisi (24) Akpınar Dergisi (14) Amanos Dergisi (3) Amik Dergisi (12) Andız Dergisi (4) Antakya (36) Antakya Kültür Sanat Dergi (17) Antakya Kütüphanesi (151) Asinin Sesi Dergisi (5) Aşkın e Hali Dergisi (21) Ay Vakti Dergisi (27) Aydın Efesi Dergisi (23) Ayraç Dergisi (20) Bağlaç Dergisi (7) Bağlantılar (9) Belgesel (26) Berfin Bahar Dergisi (42) Beşiktaş (2) Beşparmak Dergisi (24) Bilgisayar Dergileri (29) Bizim Atabarı (2) Bizim Ece Dergisi (3) Bütün Dünya Dergisi (5) Çağla Dergisi (5) Çıngı Dergisi (8) […] Devamını Oku

    • httpyaziatolyesi-comadobe-photoshopta-gizli-kisayol-tuslari-yazi-atolyesi

      Adobe Photoshop’ta Gizli Kısayol Tuşları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 31 Ekim 2016 18:26     Kategori: Duyuru, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazı Sanatı

      Adobe Photoshop’ta Gizli Kısayol Tuşları / Yazı Atölyesi     Photoshopta Tuşlar Ne İşe Yarar? Başlarken Ctrl + Alt + Shıt basılırsa Photoshopa reset atılır yani son ayarlamalar gider. Alt + Backspace Foreground rengını boyar Ctrl + Backspace Background rengını boyar Ctrk + K weya Edit=Prefence=General genel ayarların yapıldığı menü Ctrl + + Zoom in Ctrl + – Zoom out Zoom yaptığınızda space tusuna basarsanız zoom un ıcınde dolasabilirsiniz Tab tusu ile butun bölümleri kaldırıp geri getirebiliriz Shift + Tab tusu ile sağdaki menuleri kaldırıp geri getirir F = full screen B = Fırçayı alır ingilizce klavyede Ğ we Ü […] Devamını Oku

    • ates-ilyas-bassoydur-demeyen-kizlaryazi-atolyesi-2

      “DUR” DEMEYEN KIZLAR” / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Ekim 2016 08:51     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      “DUR” DEMEYEN KIZLAR” / Yazı Atölyesi Uçurumun kenarında dev bir ağaç. Bu ağacın iri bir dalı, uzaktaki tepelerin omuzlarına uzanan güçlü bir kol gibi yere paralel büyümüş, beraberce aşağıdaki körfezi izliyorlar. Ağaç sanki bin yaşında gibi ama belki seksen yaşında. Ona sormak gerek ama ulu ağaçlara yaşı sorulmaz. Zamanı gelince bir cengaver bu ağaca tırmanıyor. Yüksekteki meşhur dala ulaşınca, elindeki halatı aşağı sarkıtıyor. Ürpertici Hıdırellez salıncağı böyle kuruluyor. Şimdi sıra sallanmakta. Köy kızları bu salıncağa tek tek oturuyor ve aşık oldukları oğlanlar tarafından sallanıyorlar. Sallanma hızlandıkça, salıncak uçurumun kıyısından yükselmeye başlıyor. Sallanmanın hızı kız ve oğlanın aşklarının göstergesi. Çoğu çiftin […] Devamını Oku

    • bbc-kultur-anketinden-21-yuzyilin-en-iyi-filmleri-yazi-atolyesi

      BBC Kültür Anketinden 21 Yüzyılın En İyi Filmleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Ekim 2016 16:11     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri

      BBC Kültür Anketinden 21 Yüzyılın En İyi Filmleri / Yazı Atölyesi BBC Kültür Anketi, dünyanın dört bir yanından gelen 177 film eleştirmeni ile “21. Yüzyılın En İyi Filmleri”ni seçti. Listedeki en popüler isimler David Lynch, Wes Anderson, Apichatpong Weerasethakul, Christopher Nolan, Michael Haneke, Paul Thomas Anderson, Joel ve Ethan Coen oldu. Her yönetmenin listede üçer filmi bulunuyor. Bu usta yönetmenlerin yanı sıra listede uluslararası arenada çok beğeni toplamış Türk bir yönetmen de var.   1 – Mulholland Drive (David Lynch, 2001) 2- In the Mood for Love (Wong Kar-wai, 2000) 3- There Will Be Blood (Paul Thomas Anderson, 2007) 4-Spirited Away (Hayao Miyazaki, 2001) […] Devamını Oku

    • 1-mzfczkywflpvtativm-amw-ahuna-yazi-atolyesi

      Ahuna

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Ekim 2016 12:20     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Yazarlar

      Ahuna   Ahuna Ne zaman istanbul’a gelsem bavulun yarısı kitapla doluyor. Oysa ömrümün sonuna kadar yetecek, okunmamış kitabım var. Ama işte, insan fıtratı! Bir kitabı satın alıp raftaki bölmelerden birine,(hemen okunacak/önemli/ çok önemli / unutma / ne zaman okunsa olur….) yerleştirdiğimde, artık o kitap bir deste kağıt olmaktan çıkar. Küçük arka odanın, meşe ağacından yapılmış, kokusu hoş rafındaki karakterler, yan yana oturup, ayaklarını sarkıtarak günlerce, hatta aylarca okunmayı yani beni bekler. Birbirine benzemeyen bu sabırsız karakterleri görmemek için bazen o kapının önünden bile geçemem. Gözümün içine içine bakmalarına dayanamıyorum. Deli saçması diyeceksiniz ama ben de durum bu… Neyse,bugün o rafa […] Devamını Oku

    • televizyon-gazete-wepsiteleri-telefon-ve-adresleri-yazi-atolyesi

      Televizyon Gazete Wepsiteleri Telefon ve Adresleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 24 Ekim 2016 10:27     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Diziler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Sinema Haberleri, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Televizyon Gazete Wepsiteleri Telefon ve Adresleri / Yazı Atölyesi GAZETELERİN ADRES VE TELEFONLARI TELEVİZYONLARIN ADRES VE TELEFONLARI HABER AJANSLARININ ADRES VE TELEFONLARI DERGİLERİN ADRES VE TELEFONLARI BASIN MESLEK KURULUŞLARININ ADRES VE TELEFONLARI YEREL BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ADRES VE TELEFONLARI TÜRKİYE’DEKİ SÜRELİ YAYINLAR GAZETELERİN BİRİNCİ SAYFALARI   Ulusal Gazeteler Türkiye’nin 81 ilindeki tüm yerel gazetelere de kolayca ulaşabilirsiniz. AkşamAkşam Gazetesi Arşivi AnayurtAnayurt Gazetesi Arşivi AydınlıkAydınlık Gazetesi Arşivi BirgünBirgün Gazetesi Arşivi CumhuriyetCumhuriyet Gazetesi Arşivi DünyaDünya Gazetesi Arşivi EvrenselEvrensel Gazetesi Arşivi FanatikFanatik Gazetesi Arşivi FotomaçFotomaç Gazetesi Arşivi GüneşGüneş Gazetesi Arşivi HabertürkHabertürk Gazetesi Arşivi HürriyetHürriyet Gazetesi Arşivi KararKarar Gazetesi Arşivi KorkusuzKorkusuz Gazetesi Arşivi MilatMilat […] Devamını Oku

    • antalya-film-festivaline-yildiz-yagdi-yazi-atolyesi-oduller-sahiplerini-buldu-1

      Antalya Film Festivaline Yıldız Yağdı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Ekim 2016 10:25     Kategori: Diziler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri, Tiyatro, Yazı Sanatı

      Antalya Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 53’üncüsü düzenlenen Uluslararası Film Festivali’nde Yaratıcı Ödüller ve Antalya Film Forumu ödülleri sahiplerini buldu. Rixos Land of Legends’ta düzenlenen törende konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Menderes Türel, siyaset ve sanatın popüler olan ve olmayan yanları olduğunu söyledi. Son yıllara kadar kortejin festivalin en popüler kısmı olduğunu belirten Türel, “Ben, festivalin uluslararası boyutuna önem verdiğimde eleştirildim. Oysa sanatta biraz popülizm gereklidir. Sadece popülizm olursa, bu da doğru değil. Antalya Film Forumu’yla bir fidan diktik ve bu fidan dev bir çınar olacak. Festivalin zenginleştiğini görmek beni mutlu ediyor. […] Devamını Oku

    • gule-gule-saadet-abla-yazi-atolyesi-3

      Güle Güle Saadet Abla

      Yazar: Editör     Tarih: 21 Ekim 2016 11:34     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Güle Güle Saadet Abla   Bir şehir, bir kasaba, bir köy aklınızda nasıl kalır? Yeşili vardı, suyu vardı dersiniz ama aslında o yeşili, o suyu, o güneşi ısıtan, içinde yaşayan insanlardır. Öyle sıfatlardan bahsetmiyorum. Tam da hiç tanımadığınız bir insanın yüzündeki gülümseme sihirlidir. Hafızanızın derinliklerine iner, siz o insanı o yüzü bir dana hatırlamazsınız ama, o gülücüğün bıraktığı duygu ruhunuza geçer. İki gün önce Saadet ablayı duyduğumda uzun uzun bunları düşündüm. Yıllar ve yıllar önce, Reyhanlı’ya ilk gittiğimde “…bir ağa” dediklerinde “keşke geri gitsek” diyesim geldi. “…sosyalist” lafını duyunca “Ağa ve sosyalist. Ne alaka?” dedim. Merhum Yahya Kanbolat’ı tanıdığımda anladım […] Devamını Oku

    • (photo credit: Thinkstock)

      Nietzsche’den Varoluşun Yaşam Felsefesi Üzerine / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 21 Ekim 2016 06:59     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

       Nietzsche’den Varoluşun Yaşam Felsefesi Üzerine / Yazı Atölyesi   “Sadece ve sadece senin üstünden geçeceğin yaşam köprüsünü, kimse senin için inşa edemez.”   Friedrich Nietzsche (15 Ekim, 1844 – 25 Ağustos, 1900) insanın kendisini bulmasıyla ilgili yazdığı yazısında böyle der. Fakat bu köprüyü inşa etmek, özel bir arzu, kişinin kendi kurtuluşuna erebilmesini sağlayacak bir güç gerektirir. Nietzsche, İnsanca, Pek İnsanca (1879) adlı 1879 başyapıtında, bu arzu ve gücü keşfetmeye çalışır. Nietzsche, özgür ruh düşüncesine adadığı bu eserini “cesaret kırıcı-cesaretlendirici bir çalışma” olarak tanımlar.   Bir yüzyıl kadar önce, modern psikologlar insan doğası hakkındaki inanışların insan doğasını nasıl şekillendirdiğini çözmeyi başardılar. […] Devamını Oku

    • kurk-mantolu-madonna-sinemaya-uyarlaniyor-yazi-atolyesi-2

      Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna sinemaya uyarlanıyor / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Ekim 2016 15:51     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna sinemaya uyarlanıyor / Yazı Atölyesi   Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımlanan ve uzun zamandır çok satanlar listesinden inmeyen romanı Kürk Mantolu Madonna film oluyor.   Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserlerinden biri olan Kürk Mantolu Madonna isimli romanı film oluyor. 1943 yılında yazılan Kürk Mantolu Madonna, 70 yıl aradan sonra yeniden en popüler kitaplar arasına girdi ve uzun zamandır çok okunanlar listesinden inmiyor. Sabahattin Ali’nin 41 yıllık hayatına sığdırdığı en önemli eserlerinden biri olan Kürk Mantolu Madonna’yı okuyan herkesin aklına gelen soru, bunun niçin bir filmi yapılmadığı idi. Hazır senaryo tekniğine yakın bir üslupla yazılan Kürk Mantolu […] Devamını Oku

    • nobel-odullu-yazarlar-yazi-atolyesi

      17 Nobel Ödüllü Yazarları ve Okumanız Gereken 27 Eser / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 19 Ekim 2016 16:39     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      17 Nobel Ödüllü Yazarları ve Okumanız Gereken 27 Eser / Yazı Atölyesi   Pearl S. Buck (1892 – 1973) – Ana Pearl S. Buck, 1938 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Amerikalı kadın yazar. Çin’de akademik çalışmalar yapmak için uzun süre bulunur ve Çin kültürüne hayran kalır. Daha sonra Amerika’ya dönse de kendini Çin’de daha iyi hissettiğini için, Amerikalı bir misyoner rahiple evlenip tekrar Çin’e yerleşir. Ana’da Çin köylerini, geleneklerini anlatırken, bunu bir Amerikalı gözüyle yapmaz. Romanın evrensel olabilmesi için karakterlerinin isimleri yoktur. Ana, büyük oğlan, küçük oğlan, kocakarı, fitne dul gibi… Yalnız bir kadının, üç çocuğuyla birlikte, komünizmin yeni yayıldığı […] Devamını Oku

    • kemal-ates-sozcuklerin-izini-suruyor-yazi-atolyesi-1

      Kemal Ateş Sözcüklerin İzini Sürüyor / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 18 Ekim 2016 13:04     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kemal Ateş Sözcüklerin İzini Sürüyor / Yazı Atölyesi       Bütün Yazarlar İçin Saklı Sözlük  “Halk diline kulak vermek” diyor Nurullah Ataç. Yazı dilimizin kuruluş aşamasında bu yapılmadı, bu nedenle geçmişte bir dil mezarlığı bırakıldı.Kâşgarlı Mahmut’tan başlayarak, R. H. Karay, M. Ş. Esendal, R. N. Güntekin, O. C. Kaygılı, Halikarnas Balıkçısı, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Mehmet Seyda, Rıfat Ilgaz gibi halk diline kulak veren yazarları kısmen de olsa tarayarak elde ettiğimiz; ihmal edilmiş, edebiyatta, yazılı kaynaklarda şöyle bir görünüp kaybolmuş ya da kaybolmak üzere olan sözcükleri, ayrıca halk dilinin “yerel” diye dışlanmış söz varlığını bulacaksınız bu sözlükte. […] Devamını Oku

    • dr-muhsin-bozun-yazarlik-seruveni-yazi-atolyesi

      DR. Muhsin BOZ’un Yazarlık Serüveni / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Ekim 2016 09:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Röportaj Söyleşi, Yazarlar

      DR. Muhsin BOZ’un Yazarlık Serüveni / Yazı Atölyesi   EPİGRAF           Sokakları bok götürüyorken, kanalizasyonun pis suları her yeri kaplamışken, herkes pis kokuları kokluyor ve bundan şikâyet ediyorken, niye biz yazdığımız zaman sadece ve sadece çiçeklerin güzelliğinden ve ne harika koktuklarından söz etmek zorunda kalalım.   Sanullah İbrahim – Mısırlı Yazar Muhsin Boz, Antakya’da, 1961’de doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi (1985). 1989-1994 yılları arasında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji (intaniye) üzerine uzmanlaştı. Antakya’da uzman doktor olarak çalışıyor. 1998’de, edebiyata “merhaba” dedi. Öykü yazıyor. 2000’de Varlık dergisinde bir öyküsü yayımlandı. 2001’de, “Onlar Hayvandı Ama…” adlı kitabı […] Devamını Oku

    • elena-ferrantenin-napoli-romanlari-yazi-atolyesi-3

      Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 15 Ekim 2016 10:01     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” ve Orta Sınıf İyilikseverliğinin Sınırları – Yazı Atölyesi   ’nin dört ciltlik “Napoli Romanları” serisi, İngilizceye çevrilmeye başladığı andan itibaren hem Amerika’da hem de İngiltere’de edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Kimi okuyucu ve eleştirmenler, bu romanları iki kadın arkadaşın çocukluklarından itibaren devam eden çatışmalı, inişli çıkışlı ilişkilerinin hikâyesi olarak tanımlarken, kimisi Napoli’nin yoksul bir mahallesinde, İtalya’nın marjinlerinde, yoksulluğun içinde süregiden varoluş mücadelesinin hikâyesi olarak tanımladı. Türkçe baskısı Everest Yayınları tarafından yayımlanan Ferrante’nin “Napoli Romanları”, en genel anlamıyla, Napoli’de başlayan, Napoli’den İtalya’nın merkezine taşan bir kadınlık ve sınıf hikâyesi. Dünyanın dört bir yanında geniş ve tutkulu bir […] Devamını Oku

    • her-iktidar-korku-uzerine-kuruludur-yazi-aatolyesi-2

      Oblomovluk Nedir? / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Ekim 2016 21:37     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      Oblomovluk Nedir? / Yazı Atölyesi   “Yüzyıllar yüzyılları izliyor ve yarım milyon tembel mıymıntı insan büyük bir uyuşukluk içinde pinekleyip duruyor.”- GOGOL   Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir. Sosyal yaşamdan kopuş, topluma uyum sağlayamama, bilinçli bir vazgeçiştir. Handiyse ölüme eş bir uyuşukluk hali; bir başka deyişle yaşarken ölmektir. Gonçarov 1849’da yazdığı bir romanda çağımızın toplumsal hastalığını tanıtıyor yani Oblomovluğu. Yerküre üzerindeki her insanın içinde bulunan/bulunabilecek bir […] Devamını Oku

    • oblomovluk-nedir-yazi-atolyesiatolyesi-3-4

      Her iktidar korku üzerine kuruludur / Yazı Aatölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Ekim 2016 20:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Her iktidar korku üzerine kuruludur / Yazı Aatölyesi Foucault’nun söz ettiği gibi, iktidarın işlevlerinden birisi de disiplin altına alarak denetlediği, gözetlediği bireyi, “terbiye” etme” yani istediği noktaya yöneltme işlevidir. “Terbiye etme” yöntem ve araçları çok çeşitlidir devletin veya iktidarın. “Nitekim disiplinsel iktidar, insanlardan bir şeyler sızdırmak veya çekip almak yerine, başlıca işlev olarak ‘terbiye etme’ görevine; veya daha doǧrusu daha fazla miktarda şey sızdırmak veya çekip almak için terbiye etme görevine dahil olan bir iktidardır.” İktidar sahibi olmak, suç ișlemek gibidir. İktidar sahipleri sanki suç ișlemișler gibi, bunun bedelini ödemekten korkarlar. Bu yüzden çevrelerinde korumalar vardır. Yemeklerini onlardan önce bașkaları […] Devamını Oku

    • frida-kahlodan-diego-riveraya-ask-mektuplari-yazi-atolyesi-2

      Frida Kahlo’dan Diego Rivera’ya Aşk Mektupları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 20:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Frida Kahlo’dan Diego Rivera’ya Aşk Mektupları / Yazı Atölyesi Senden niye vaz geçtim Diego! Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” […] Devamını Oku

    • filozoflarin-sordugu-sorularda-farkli-olan-bedir-yazi-atolyesi-6

      Cioran’dan 41 SÖZ / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 20:06     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Cioran’dan 41 SÖZ / Yazı Atölyesi Hakikatler! Artık onların yükünü çekmek istemiyoruz, ne de onlara kanmak veya suç ortağı olmak. Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum. Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır. Fikirler tarihi, yalnızların kininin tarihidir. İleride biyografisini yazacak birinin çıkması ihtimalinin, kimseyi bir hayatı olmaktan vazgeçirmemiş olması inanılmazdır. Bir zihni, karanlık fikirleri kavramaktan duyduğu tiksinti kadar hiçbir şey kurutamaz. Temel bir yanılgı olmasından da evvel, hayat, ne ölümün ne de şiirin düzeltmeyi başarabildiği bir zevksizliktir. Her düşünce, bir gülümseyişin yıkıntısını andırmalıdır. Büyük adamların gündelik hayatı tahayyül edilmeye çalışıldığındaki o tedirginlik. Öğleden sonra […] Devamını Oku

    • filozoflarin-sordugu-sorularda-farkli-olan-bedir-yazi-atolyesi-8

      Filozofların Sorduğu Sorularda Farklı Olan Nedir? / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 18:14     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Ne Var Ne Yok

      Filozofların Sorduğu Sorularda Farklı Olan Nedir? / Yazı Atölyesi İnsanın gündelik yaşamı, bir takım yapıp etmeler, eylemeler içinde geçer. Zira yaşamak istiyorsak, eylemek zorundadır. Eylemek ise son çözümde, genellikle insanın ya kendi bedensel-tinsel varlığında ya da çevresinde bir değişikliğin oluşması veya oluşturulması ile sonuçlanmaktadır. Bu eylemlerin başladığı noktaya biraz daha yakından baktığımızda göreceğimiz bir diğer şey, eylemden neredeyse tümüyle farklı bir şey olan sorudur. Başka bir deyişle, soru-eylem ilişkisi, bizim gündelik yaşamımızda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kimi zaman sorular eylemi başlattığı gibi, kimi zaman da eylemler sorulara yol açmaktadır. Gündelik yaşamımızda sorduğumuz soruların çoğu, pratik yaşamın içinden gelmekte olup, çoğunlukla […] Devamını Oku

    • hayallerin-pesinde-frank-wheeler-2008_780x438-o8f5y9s9wz

      Oscar Ödüllü Sinemanın Altın Çocuğu Dicaprio / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Ekim 2016 19:50     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      Oscar Ödüllü Sinemanın Altın Çocuğu Dicaprio / Yazı Atölyesi DiCaprio’nun filmlerinde bugüne dek canlandırdığı bir çok karakter var. Bu da bugünlere kolaylıkla gelmediğinin bir kanıtı. Çocukluğundan itibaren senelerini sinema sektörüne vermiş olan DiCaprio’nun almış olduğu Oscar’ı nasıl hakettiğine, basamakları nasıl tırmandığına ilk filminden son filmine dek gelin bir göz atalım. 1. Mahluklar 3 (Josh) – 1991 2. Bu Çocuğun Hayatı (Tobias Wolff) – 1993 3. Gilbert’in Hayalleri (Arnie Grape) – 1993 4. Hızlı ve Ölü (Kid) – 1995 5. Günlük (Jim Carroll) – 1995 6. Tutkunun Şairleri (Arthur Rimbaud) – 1995 7. Romeo & Juliet (Romeo Montague) – 1996 8. Marvin’in Odası […] Devamını Oku

    • dergiler-yazi-atolyesi

      En Çok Okunan Dergiler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Ekim 2016 19:20     Kategori: Dergiler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Mizah Dergilerinin Dünü Bu Günü / Yazı Atölyesi Devamını Oku

    • bedri-rahminin-karadutum-siir-hikayesi-yazi-atolyesi-1

      Bedri Rahmi’nin Karadutum Şiir Hikayesi / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ekim 2016 20:27     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Bedri Rahmi’nin Karadutum Şiir Hikayesi / Yazı Atölyesi 1949’da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını iste…diler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı: “Karadutum, çatal karam, çingenem Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın”…   Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu… Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın, karısı değildi. Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan… Mari Gerekmezyan     Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı […] Devamını Oku

    • aciklanamayan-gizemli-olaylar-yazi-atolyesi-1

      Açıklanamayan Gizemli Olaylar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ekim 2016 20:11     Kategori: Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Açıklanamayan Gizemli Olaylar / Yazı Atölyesi 1 – BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI :Bir efsaneye dönüşen ‘Plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte,yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler,dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor. 2 […] Devamını Oku

    • uc-sairin-ask-oldugu-kadin-tomris-uyar-yazi-atolyesi-6

      Üç Şairin Aşk Olduğu Kadın – Tomris Uyar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 2 Ekim 2016 09:11     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

         Türk Edebiyat Dünyasında Üç Şairin Aşk Olduğu Kadın – Tomris Uyar / Yazı Atölyesi Öykücü Tomris Uyar… Şair değil ama Türk şiirinin en önemli üç ismi onun için en güzel dizelerini ‘aşkla’ yazdı… “Bir insan ne zaman ölür?” sorusuna Romalılar, eski bir taş yazıtta şöyle yanıt vermişler: “Onu en son anan insan öldüğü zaman”… Bu yazıda isimlerini yâd deceğimiz biri kadın üçü erkek dört güzel insan, tam da bu tanıma uyan büyük sanatçılar. Yaşadıkları dönemde edebiyat dünyasına damgasını vuran, bizim kuşağın da vazgeçilmez yazar ve şairleri… Tomris Uyar, 62 yaşında ayrıldı aramızdan; ama arkasında öyle bir şiir demeti bıraktı […] Devamını Oku

    • love-story-filminden-45-yil-sonra-yeni-bir-ask-hikayesinde-bulustular-yazi-aolyesi-7

      Love Story Filminden 45 Yıl Sonra Yeni Bir Aşk Hikayesinde Buluştular / Yazı Aölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 1 Ekim 2016 18:57     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      1970 senesinde çekilen ve sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri haline gelen Aşk Hikayesi’nin yıldızları Ali MacGraw ve Ryan O’Neal, 45 sene sonra, bu kez tiyatro sahnesinde, yeniden birlikte… Yalnızca vizyona girdiği döneme değil, sonrasına da damga vuran Aşk Hikayesi’nin ana karakterlerine hayat veren Ali MacGraw ve Ryan O’Neal, bu kez Love Letters (Aşk Mektupları) isimli bir oyun için tekrar bir arada. Broadway’de başarıyı temsil eden, Amerika ’nın en önemli tiyatro ödüllerinden olan Tony’yi iki kez kucaklamış olan Gregory Mosher tarafından yönetilen Love Letters, 13 Ekim’de sahnelenmeye başlayacak. Oyunda birbirlerinden çok farklı hayat tercihleri olmuş aynı yaştaki iki kişiyi canlandıracak […] Devamını Oku

    • batan-gemiden-canini-kurtarmak-icin-karisini-gemide-birakti-garip-ve-huzunlu-hikayeler-yazi-atolysi-2

      Garip ve Hüzünlü Hikaye / Yazı Atölysi

      Yazar: Editör     Tarih: 30 Eylül 2016 09:23     Kategori: Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      Garip ve Hüzünlü Hikaye / Yazı Atölysi Öğretmen bir gün denizin ortasında batmak üzere olan bir geminin hikayesini sınıfta öğrencileriyle paylaşır. Gemideki çift cankurtaran botunun yanına kadar gelir ve sadece bir kişilik yer olduğunu görür. Hikayenin gerçekliği hakkında tamamen emin olmasam da, hepimizin hikayeden ders çıkaracağını zannediyorum. Öğretmen, hikayeyi anlatmaya başlar. Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür. O an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur. Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne […] Devamını Oku

    • koy-enstituleri-kapatilmasaydi-her-sey-cok-farkli-olurdu-yazi-atolyesi-1

      Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı Her Şey Çok Farklı Olurdu / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Eylül 2016 22:02     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı Her Şey Çok Farklı Olurdu / Yazı Atölyesi   Okuduğunuz bu cümle, bu ara benim sıkça duyduğum cümlelerden biri. Peki, nedir bu Köy Enstitüleri? Üniversitede okurken öğrendiğim şekliyle ülkeyi kucaklayan öncü bir eğitim ve öğretim programı mı yoksa uygulama noktasında sıkıntıları olan ama sonrasında efsaneleştirilen bir girişim mi? Okuyacağınız bu yazıda, toplumumuzda hala bahsedilen, kimi zaman sadece bir kesimin ideolojisini yansıttığı öne sürülen ama ne olursa olsun, tüm yönleriyle Türk toplumunda farklı ve önemli bir yeri olduğunu kabul ettiğimiz bu girişimi kısa bir şekilde ele almayı amaçlıyoruz. Zekeriya Tonguç’un arşivinden bir fotoğraf Türk toplum yapısını incelediğimizde hangi […] Devamını Oku

    • m-o-3500lerde-ilk-yaziyi-bulan-sumerler-yazi-atolyesi-4

      M.Ö 3500’lerde İlk Yazıyı Bulan Sümerler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Eylül 2016 21:45     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      M.Ö 3500’lerde İlk Yazıyı Bulan Sümerler / Yazı Atölyesi “Bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, boy ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi. Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar Okuduğunuz paragraf; Nippur’lu Ludigirra’nın anılarından bir alıntı. Yanlış duymadınız; yaklaşık M.Ö 3500’li yıllarda yaşayan Ludingirra ülkesini, anılarını yazdığı tabletlerde böyle ifade etmiş. Kendisinden sonra gelecek kuşaklara medeniyetinden iz […] Devamını Oku

    • proxy-2

      İzlenmesi Gereken Distopik Filmler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Eylül 2016 15:54     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      İzlenmesi Gereken Distopik Filmler / Yazı Atölyesi Toplumsal hareketlerin yeni bir dünya ile nasıl tanıştığına şahit olacağınız bu distopik filmler hafızanızda hiç silinmeyecek. Sizi farklı bir dünyanın içine sürükleyecek bu filmleri mutlaka izlemelisiniz.  1. V For Vendetta Hikâye; geleceğin İngiltere’sinde (2020) geçmektedir.Diktatör bir rejime bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal hale geldiğini gösterir. Özellikle V for Vendetta’nın sinema dünyasına vurduğu damgadan sonra son yıllarda çekilen filmler bu akımın sinema sektöründeki temsilcileri oldular. 2. Uyumsuz (Divergent) İnsanlar 16 yaşına geldiklerinde kendi insani özelliklerine göre bir seçim yapmak zorundadırlar. Çünkü insanlar 5 farklı bölüme ayrılmış şekilde yaşamaktadırlar. Tris için de bu kuralı uygulama zamanı geldiğinde kendiyle ilgili büyük bir […] Devamını Oku

    • sanal-bir-evrende-yasiyor-olabiliriz-yazi-atolyesi

      Sanal Bir Evrende Yaşıyor Olabiliriz / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Eylül 2016 15:49     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Sanal Bir Evrende Yaşıyor Olabiliriz Ama sorun değil! / Yazı Atölyesi Bunu duymuş olabilirsiniz: Dünyamız, gerçek bir dünyada yaşandığı izlenimi yaratan akıllı bir bilgisayar simülasyonu olabilir. Elon Musk bu konuyu bir süre önce gündeme getirdi. Doğruyu söylemek gerekirse, muhtemelen de haklı. Bununla birlikte, tüm bu “gerçek/sahte” tartışmasında çok önemli bir nokta gözden kaçırılıyor: Aslına bakılırsa, ikisi arasında bir farklılık yok. Öncelikle, neden dünyamız bir simülasyon olabilir? Musk, dünyamızın sahte olduğunu söyleyen ilk kişi değil. Bu, antik Yunan’a kadar dayanan bir fikir. Biz konuyu bilgisayar simülasyonu olarak ele alırken, antik Yunanlılar bunu bir hayal olarak nitelendiriyordu. Anlaşılması gereken ilk nokta şu: […] Devamını Oku

 

Tottenham Boys Romanı – Dursaliye Şahan — Tottenham Boys


Editörden Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko” Kitapçılarda / Yazı Atölyesi Yazar: Editör Tarih: 17 Kasım 2016 Dursaliye Şahan’ın Yeni Kitabı “Keko”, Kitapçılarda… Yazar Biyografisi Dursal… Kaynak: Tottenham Boys Romanı – Dursaliye Şahan

Tottenham Boys Romanı – Dursaliye Şahan — Tottenham Boys üzerinden

Yazı Atölyesi Konu Başlıkları


  • KİTAP HABERLERİ
  • Yeni Kitap: Ah O Kadınlar / edebiyathaberleri.com

    Yeni Kitap: Ah O Kadınlar / edebiyathaberleri.com

    Yazar: Editör     Tarih: 7 Ağustos 2016

    Yeni Kitap: Ah O Kadınlar Dursaliye Şahan imzası taşıyan “Ah O Kadınlar” adlı kitap Akademisyen Kitabevi etiketi taşıyor.     BU KİTABI İNDİRİMLİ OLARAK SATIN ALMAK İÇİN TIKLAYIN! Akademisyen Yayınlarından çıkan, “Ah O Kadınlar” Dursaliye Şahan’ın dördüncü öykü kitabı. Her bir öykü adeta, o anda, sahnede, antraktsız seyredilen tiyatro oyunu, capcanlı bir solukta okunuyor. Fakat öyküdeki Mihriban Hanım, Meryem, Nimet, Ela, Firuze, Güllü, Asiye ve Kiraz, okuyucuyla yaşamaya devam ediyor, öyle hemen onlardan kurtulamıyorsunuz. Etkileyici, hüzünlü, güçlü, vefakar, sevgi dolu, merhametli, diğergam, kadir-kıymet bilen kadınlar. Öykülerdeki ana izlek, sevilen kişilerin yokluğunda oluşan doldurulamayan boşluklar, müzmin acılar bırakan kadınlar. Nasıl olmasın ki! Bu kadınlar, mesleklerinin ne olduğunun önemi […]

    Devamını Oku

  • Dursaliye Şahan’dan göçmen kadın öyküleri / Londra Gazetesi

    Dursaliye Şahan’dan göçmen kadın öyküleri / Londra Gazetesi

    Yazar: Editör     Tarih: 5 Temmuz 2016

    Dursaliye Şahan’dan göçmen kadın öyküleri (Kitabın yayımlandığı linkler) Kitaptan alıntı: “Aslında bütün mesele gülüşlerin içindeki can olmakta…” (Mihriban Hanım’ın hikâyesinden…) Kitaptaki ‘Mihriban Hanım’ hikâyesi. — 12 Mayıs 2016 “Ah O Kadınlar” Dursaliye Şahan’ın dördüncü öykü kitabı olan ‘Ah O Kadınlar’ Akademisyen Yayınlarından çıktı. Gazeteci Yazar Dursaliye Şahan’ın Akademisyen Yayınlarından çıkan dördüncü öykü kitabı, ‘Ah O Kadınlar’ raflarda. Daha çok göçmenlik konusunu işleyen Şahan’ın kahramanları yine kadınlar. Yasak aşkların toplum içindeki yansımaları ve muhataplarında bıraktığı enkazlar, yaşanmamış sevdalarla birlikte şefkatin vazgeçilmez huzuru… Ve elbette söz konusu aşk olunca, kolayca ortadan kalkabilen sınıf farkının aslında hayatımızda çok da gerekli olmadığını gösteren yaşamın […]

    Devamını Oku

    • Blog’dan Son Yazılar
    • leonard-cohenden-hayatinin-aski-marianne-ihlen-2

      Efsanevi Leonard Cohen Hayata Veda Etti! / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 11 Kasım 2016 12:39     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Yazarlar

      Efsanevi Leonard Cohen Hayata Veda Etti! / Yazı Atölyesi     Leonard Cohen kimdir? Dünyaca ünlü Kanadalı şair, şarkı sözü yazarı, romancı ve müzisyen Leonard Cohen, 82 yaşında hayatını kaybetti. Sanat dünyasının efsaneleri arasında yer alan Cohen, The New Yorker dergisine verdiği röportajda; “Ölmeye hazırım. Umarım bu söylediğim çok rahatsız edici olmamıştır. Benim için durum bu” demişti.     Leonard Cohen’den hayatının aşkı Marianne Ihlen’e mektup Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesi bulunan Cohen’in Yunan adası Hydra’da 1960’lı yıllarda tanıştığı ve yaklaşık 10 yıl birlikte yaşadığı eski aşkı için yazdığı mektup şöyle: “Pekala Marianne, çok yaşlandık ve vücutlarımız ayrı düşüyor. […] Devamını Oku

    • istanbul-oykuleriyle-heykel-duvar-ve-resimleri-1

      İstanbul Öyküleri Resim Heykel ve Resimleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Kasım 2016 02:53     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok

      İstanbul Öyküleriyle, Resim, Heykel ve Resimleri   MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Seminerlerinde; Öyküleriyle İstanbul’un Heykelleri, Duvar Resimleri ve Kamusal Alanda Sanat” başlıklı sunuşu ile Ferda Çağlayan.” Kariyerinde birçok muhabirlik, foto muhabirliği, reklam fotoğrafçılığı, dergi yazarlığı ve fotoğrafçılığı deneyimi bulunan; fotoğraf eğitmenliğinin yanı sıra, heykel, resim ve fotoğraf tarihine yönelik araştırma projelerini ve kitap çalışmalarını sürdüren Çağlayan’ın yapatığı sunuşun tanıtım metninde: “8500 yıllık tarihiyle dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul bugün dev bir şantiye görünümünde. İstanbul eşsiz tarihsel birikimine büyük bir basınç uygulayarak çılgınca, büyüyor. Dikey, yatay, ölçeksiz ve sınırsızca. Sanki yapılar değil, rantın egemenliği inşa ediliyor. Kent, medeniyetin göstergesi […] Devamını Oku

    • adana_altin_koza_film_festivali_yazi-atolyesi-3

      23.Uluslararası Adana Film Festivali / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 9 Kasım 2016 09:22     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Senaristler, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      23.Uluslararası Adana Film Festivali Sonuçları Açıklandı / Yazı Atölyesi     ADANA FİLM FESTİVALİ’NDE BÜYÜK ÖDÜL KOCA DÜNYA’YA   Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleşen 23.Uluslararası Adana Film Festivali’nde ödül kazananlar.       24 Eylül Cumartesi akşamı sahiplerini buldu.    Jüri başkanlığını yönetmen ve senaryo yazarı Tayfun Pirselimoğlu’nun yaptığı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda diğer jüri üyeleri yönetmen Emin Alper, görüntü yönetmeni Türksoy Gölebeyi ve oyuncular Hatice Aslan ve Muhammet Uzuner’in değerlendirmeleri sonucunda ‘En İyi Film Ödülü’, Reha Erdem’in yönettiği Koca Dünya isimli filmin oldu. ‘Yılmaz Güney Ödülü’, yönetmenliğini Kıvanç Sezer’in yaptığı Babamın Kanatları isimli filmin olurken, Adana Jürisi seçimini, Yüksel […] Devamını Oku

    • buyulu-kalemin-sahibi-gabriel-garcia-marquez-yazi-atolyesi-1

      Büyülü Kalemin Sahibi Gabriel García Márquez / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Kasım 2016 05:15     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Roman, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Latin Amerika’nın Büyülü Yalnızlığında Gabriel García Márquez O, gerçekle düşü iç içe geçirip bize bitmesini istemediğimiz hikâyeler anlattı. Gabriel García Márquez’in kalemi büyüleyici, kelimeleri sihirliydi. O sanki bize uykudan önce tatlı tatlı masallar fısıldarken, Latin Amerika’nın çalkantılı geçmişi onun satırlarında fantastik öğelerle buluştu. Márquez’i aslında en iyi Márquez ifade ederdi. Usta yazar yazmadan önce tıpkı ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ta anlattığı gibi, “Dünya öylesine çiçeği burnundaydı ki, pek çok şeyin adı yoktu daha ve bunlardan söz ederken parmakla işaret edip göstermek gerekirdi.” 1. Ey sevgili torun! Gabriel García Márquez 6 Mart 1927’de Kuzey Kolombiya’nın küçük kasabası Aracataca’da doğdu. 16 kardeşin en büyüğüydü. Babası […] Devamını Oku

    • sair-sylvia-plathi-30-yasinda-intihara-goturen-neden-yazi-atolyesi-1

      Şair Sylvia Plath’ı 30 Yaşında İntihara Götüren Neden / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Kasım 2016 20:00     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

       Şair Sylvia Plath’ı 30 Yaşında İntihara Götüren Neden / Yazı Atölyesi   Amerikan edebiyatının, sıra dışı karanlık şiirleriyle olduğu kadar trajik intiharıyla da bilinen ünlü şairi Sylvia Plath, 1963’te henüz 30 yaşındayken, intiharı seçer. Kendisi gibi şair olan Ted Hughes’la evli ve iki çocuk annesi Plath’in, bir gece eşi yanında yokken Londra’daki evlerinde iki çocuğunun başucuna süt ve kurabiye bıraktıktan sonra, mutfaktaki hava gazını sonuna kadar açıp kafasını içine sokması okurlarını şok eder. 27 Ekim 1932’de, Alman bir baba ve Amerikalı bir annenin çocuğu olarak Boston’da doğan şair, profesör babası 1940’ta öldüğünde, henüz 8 yaşında olmasına rağmen ilk şiirini yayımlar. […] Devamını Oku

    • lise-ogrencisi-huseyin-ege-kok-ahiri-kutuphaneye-cevirdi-yazi-atolyesi-i

      Lise Öğrencisi Hüseyin Ege Kök Ahırı Kütüphaneye Çevirdi / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Kasım 2016 20:22     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Röportaj Söyleşi, Yazı Sanatı

      Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde Lise Öğrencisi Hüseyin Ege Kök Ahırı Kütüphaneye Çevirdi / Yazı Atölyesi     Ülkemizin kitap okuma oranlarını, kişi başına düşen kitap sayısı gibi istatistikleri gördükçe genelde moralimiz bozulur. Ama geleceğimize dair umut veren gençlerin varlığını asla göz ardı etmemeliyiz. Hüseyin Ege Kök’ün hikayesi bizi gülümsetmeyi ve aydınlığa dair umutlarımızı yeşertmeyi başardı. Hüseyin’in gencecik yaşında yaptığı muhteşem girişim ve kocaman adamlara örnek olacak düşünceleri sizin de yüzünüzde tebessüm oluşmasına neden olacak. 😊 Hüseyin Ege Kök sadece 17 yaşında bir lise öğrencisi. Osmaniye’nin Düziçi İlçesi’nde yaşıyor ve okumayı çok seven bir genç Hüseyin’in annesi kısa bir süre önce vefat etti. […] Devamını Oku

    • anne-frank-her-seye-ragmen-insanlarin-kalplerinde-iyi-olduklarina-inaniyorum-yazi-atolyesi-3

      Her Şeye Rağmen İnsanların Kalplerinde İyi Olduklarına İnanıyorum – Anne Frank / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 3 Kasım 2016 09:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Her Şeye Rağmen İnsanların Kalplerinde İyi Olduklarına İnanıyorum -Anne Frank / Yazı Atölyesi     Anne Frank – Anne Frankin Hatıra Defterinden Neden her gün savaş için milyonlar harcanıyor da, sağlığa, sanata ve yoksullara bir sent bile yok? Neden dünyanın başka yerlerinde bolluktan yiyecekler çürürken insanlar açlık çekiyor? Neden insanlar bu kadar deli? Savaşın sadece büyük adamlar tarafından yapıldığını sanmıyorum. Hayır, küçük adamlar da savaş yavlısı, yoksa bütün haklar çoktan ayaklanırdı!! İnsanların içinde yıkma dürtüsü var, öldürme, katletme ve öfkeli olmak var, şayet tek bir istisna kalmayana denk tüm insanlar bir metamorfoz geçirmezlerse savaş devam eder. İnşa edilmiş, bakılmış, büyütülmüş […] Devamını Oku

    • edebiyat-dergileri-eskiler-ve-gunumuz-dergi-e-postalari-yazi-atolyesi-3

      Eski ve Günümüz Dergileri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 1 Kasım 2016 23:49     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Sinema Haberleri, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Eskiler ve Günümüz Dergi E Postaları / Yazı Atölyesi Adabelen Dergisi (17) Afrodisyas Sanat Dergisi (21) Ahlat Gazetesi (41) Akatalpa Dergisi (24) Akpınar Dergisi (14) Amanos Dergisi (3) Amik Dergisi (12) Andız Dergisi (4) Antakya (36) Antakya Kültür Sanat Dergi (17) Antakya Kütüphanesi (151) Asinin Sesi Dergisi (5) Aşkın e Hali Dergisi (21) Ay Vakti Dergisi (27) Aydın Efesi Dergisi (23) Ayraç Dergisi (20) Bağlaç Dergisi (7) Bağlantılar (9) Belgesel (26) Berfin Bahar Dergisi (42) Beşiktaş (2) Beşparmak Dergisi (24) Bilgisayar Dergileri (29) Bizim Atabarı (2) Bizim Ece Dergisi (3) Bütün Dünya Dergisi (5) Çağla Dergisi (5) Çıngı Dergisi (8) […] Devamını Oku

    • httpyaziatolyesi-comadobe-photoshopta-gizli-kisayol-tuslari-yazi-atolyesi

      Adobe Photoshop’ta Gizli Kısayol Tuşları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 31 Ekim 2016 18:26     Kategori: Duyuru, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazı Sanatı

      Adobe Photoshop’ta Gizli Kısayol Tuşları / Yazı Atölyesi     Photoshopta Tuşlar Ne İşe Yarar? Başlarken Ctrl + Alt + Shıt basılırsa Photoshopa reset atılır yani son ayarlamalar gider. Alt + Backspace Foreground rengını boyar Ctrl + Backspace Background rengını boyar Ctrk + K weya Edit=Prefence=General genel ayarların yapıldığı menü Ctrl + + Zoom in Ctrl + – Zoom out Zoom yaptığınızda space tusuna basarsanız zoom un ıcınde dolasabilirsiniz Tab tusu ile butun bölümleri kaldırıp geri getirebiliriz Shift + Tab tusu ile sağdaki menuleri kaldırıp geri getirir F = full screen B = Fırçayı alır ingilizce klavyede Ğ we Ü […] Devamını Oku

    • ates-ilyas-bassoydur-demeyen-kizlaryazi-atolyesi-2

      “DUR” DEMEYEN KIZLAR” / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Ekim 2016 08:51     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      “DUR” DEMEYEN KIZLAR” / Yazı Atölyesi Uçurumun kenarında dev bir ağaç. Bu ağacın iri bir dalı, uzaktaki tepelerin omuzlarına uzanan güçlü bir kol gibi yere paralel büyümüş, beraberce aşağıdaki körfezi izliyorlar. Ağaç sanki bin yaşında gibi ama belki seksen yaşında. Ona sormak gerek ama ulu ağaçlara yaşı sorulmaz. Zamanı gelince bir cengaver bu ağaca tırmanıyor. Yüksekteki meşhur dala ulaşınca, elindeki halatı aşağı sarkıtıyor. Ürpertici Hıdırellez salıncağı böyle kuruluyor. Şimdi sıra sallanmakta. Köy kızları bu salıncağa tek tek oturuyor ve aşık oldukları oğlanlar tarafından sallanıyorlar. Sallanma hızlandıkça, salıncak uçurumun kıyısından yükselmeye başlıyor. Sallanmanın hızı kız ve oğlanın aşklarının göstergesi. Çoğu çiftin […] Devamını Oku

    • bbc-kultur-anketinden-21-yuzyilin-en-iyi-filmleri-yazi-atolyesi

      BBC Kültür Anketinden 21 Yüzyılın En İyi Filmleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Ekim 2016 16:11     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri

      BBC Kültür Anketinden 21 Yüzyılın En İyi Filmleri / Yazı Atölyesi BBC Kültür Anketi, dünyanın dört bir yanından gelen 177 film eleştirmeni ile “21. Yüzyılın En İyi Filmleri”ni seçti. Listedeki en popüler isimler David Lynch, Wes Anderson, Apichatpong Weerasethakul, Christopher Nolan, Michael Haneke, Paul Thomas Anderson, Joel ve Ethan Coen oldu. Her yönetmenin listede üçer filmi bulunuyor. Bu usta yönetmenlerin yanı sıra listede uluslararası arenada çok beğeni toplamış Türk bir yönetmen de var.   1 – Mulholland Drive (David Lynch, 2001) 2- In the Mood for Love (Wong Kar-wai, 2000) 3- There Will Be Blood (Paul Thomas Anderson, 2007) 4-Spirited Away (Hayao Miyazaki, 2001) […] Devamını Oku

    • 1-mzfczkywflpvtativm-amw-ahuna-yazi-atolyesi

      Ahuna

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Ekim 2016 12:20     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Yazarlar

      Ahuna   Ahuna Ne zaman istanbul’a gelsem bavulun yarısı kitapla doluyor. Oysa ömrümün sonuna kadar yetecek, okunmamış kitabım var. Ama işte, insan fıtratı! Bir kitabı satın alıp raftaki bölmelerden birine,(hemen okunacak/önemli/ çok önemli / unutma / ne zaman okunsa olur….) yerleştirdiğimde, artık o kitap bir deste kağıt olmaktan çıkar. Küçük arka odanın, meşe ağacından yapılmış, kokusu hoş rafındaki karakterler, yan yana oturup, ayaklarını sarkıtarak günlerce, hatta aylarca okunmayı yani beni bekler. Birbirine benzemeyen bu sabırsız karakterleri görmemek için bazen o kapının önünden bile geçemem. Gözümün içine içine bakmalarına dayanamıyorum. Deli saçması diyeceksiniz ama ben de durum bu… Neyse,bugün o rafa […] Devamını Oku

    • televizyon-gazete-wepsiteleri-telefon-ve-adresleri-yazi-atolyesi

      Televizyon Gazete Wepsiteleri Telefon ve Adresleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 24 Ekim 2016 10:27     Kategori: Basında Biz, Çocuk Gelinler, Dergiler, Diziler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Hikaye, İntihal Dosyası, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Öykü, Resim Galerisi, Roman, Röportaj Söyleşi, Senaristler, Sinema Haberleri, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Tiyatro, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Televizyon Gazete Wepsiteleri Telefon ve Adresleri / Yazı Atölyesi GAZETELERİN ADRES VE TELEFONLARI TELEVİZYONLARIN ADRES VE TELEFONLARI HABER AJANSLARININ ADRES VE TELEFONLARI DERGİLERİN ADRES VE TELEFONLARI BASIN MESLEK KURULUŞLARININ ADRES VE TELEFONLARI YEREL BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ADRES VE TELEFONLARI TÜRKİYE’DEKİ SÜRELİ YAYINLAR GAZETELERİN BİRİNCİ SAYFALARI   Ulusal Gazeteler Türkiye’nin 81 ilindeki tüm yerel gazetelere de kolayca ulaşabilirsiniz. AkşamAkşam Gazetesi Arşivi AnayurtAnayurt Gazetesi Arşivi AydınlıkAydınlık Gazetesi Arşivi BirgünBirgün Gazetesi Arşivi CumhuriyetCumhuriyet Gazetesi Arşivi DünyaDünya Gazetesi Arşivi EvrenselEvrensel Gazetesi Arşivi FanatikFanatik Gazetesi Arşivi FotomaçFotomaç Gazetesi Arşivi GüneşGüneş Gazetesi Arşivi HabertürkHabertürk Gazetesi Arşivi HürriyetHürriyet Gazetesi Arşivi KararKarar Gazetesi Arşivi KorkusuzKorkusuz Gazetesi Arşivi MilatMilat […] Devamını Oku

    • antalya-film-festivaline-yildiz-yagdi-yazi-atolyesi-oduller-sahiplerini-buldu-1

      Antalya Film Festivaline Yıldız Yağdı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Ekim 2016 10:25     Kategori: Diziler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri, Tiyatro, Yazı Sanatı

      Antalya Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 53’üncüsü düzenlenen Uluslararası Film Festivali’nde Yaratıcı Ödüller ve Antalya Film Forumu ödülleri sahiplerini buldu. Rixos Land of Legends’ta düzenlenen törende konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Menderes Türel, siyaset ve sanatın popüler olan ve olmayan yanları olduğunu söyledi. Son yıllara kadar kortejin festivalin en popüler kısmı olduğunu belirten Türel, “Ben, festivalin uluslararası boyutuna önem verdiğimde eleştirildim. Oysa sanatta biraz popülizm gereklidir. Sadece popülizm olursa, bu da doğru değil. Antalya Film Forumu’yla bir fidan diktik ve bu fidan dev bir çınar olacak. Festivalin zenginleştiğini görmek beni mutlu ediyor. […] Devamını Oku

    • gule-gule-saadet-abla-yazi-atolyesi-3

      Güle Güle Saadet Abla

      Yazar: Editör     Tarih: 21 Ekim 2016 11:34     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Güle Güle Saadet Abla   Bir şehir, bir kasaba, bir köy aklınızda nasıl kalır? Yeşili vardı, suyu vardı dersiniz ama aslında o yeşili, o suyu, o güneşi ısıtan, içinde yaşayan insanlardır. Öyle sıfatlardan bahsetmiyorum. Tam da hiç tanımadığınız bir insanın yüzündeki gülümseme sihirlidir. Hafızanızın derinliklerine iner, siz o insanı o yüzü bir dana hatırlamazsınız ama, o gülücüğün bıraktığı duygu ruhunuza geçer. İki gün önce Saadet ablayı duyduğumda uzun uzun bunları düşündüm. Yıllar ve yıllar önce, Reyhanlı’ya ilk gittiğimde “…bir ağa” dediklerinde “keşke geri gitsek” diyesim geldi. “…sosyalist” lafını duyunca “Ağa ve sosyalist. Ne alaka?” dedim. Merhum Yahya Kanbolat’ı tanıdığımda anladım […] Devamını Oku

    • (photo credit: Thinkstock)

      Nietzsche’den Varoluşun Yaşam Felsefesi Üzerine / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 21 Ekim 2016 06:59     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

       Nietzsche’den Varoluşun Yaşam Felsefesi Üzerine / Yazı Atölyesi   “Sadece ve sadece senin üstünden geçeceğin yaşam köprüsünü, kimse senin için inşa edemez.”   Friedrich Nietzsche (15 Ekim, 1844 – 25 Ağustos, 1900) insanın kendisini bulmasıyla ilgili yazdığı yazısında böyle der. Fakat bu köprüyü inşa etmek, özel bir arzu, kişinin kendi kurtuluşuna erebilmesini sağlayacak bir güç gerektirir. Nietzsche, İnsanca, Pek İnsanca (1879) adlı 1879 başyapıtında, bu arzu ve gücü keşfetmeye çalışır. Nietzsche, özgür ruh düşüncesine adadığı bu eserini “cesaret kırıcı-cesaretlendirici bir çalışma” olarak tanımlar.   Bir yüzyıl kadar önce, modern psikologlar insan doğası hakkındaki inanışların insan doğasını nasıl şekillendirdiğini çözmeyi başardılar. […] Devamını Oku

    • kurk-mantolu-madonna-sinemaya-uyarlaniyor-yazi-atolyesi-2

      Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna sinemaya uyarlanıyor / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Ekim 2016 15:51     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Roman, Senaristler, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna sinemaya uyarlanıyor / Yazı Atölyesi   Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımlanan ve uzun zamandır çok satanlar listesinden inmeyen romanı Kürk Mantolu Madonna film oluyor.   Sabahattin Ali’nin ölümsüz eserlerinden biri olan Kürk Mantolu Madonna isimli romanı film oluyor. 1943 yılında yazılan Kürk Mantolu Madonna, 70 yıl aradan sonra yeniden en popüler kitaplar arasına girdi ve uzun zamandır çok okunanlar listesinden inmiyor. Sabahattin Ali’nin 41 yıllık hayatına sığdırdığı en önemli eserlerinden biri olan Kürk Mantolu Madonna’yı okuyan herkesin aklına gelen soru, bunun niçin bir filmi yapılmadığı idi. Hazır senaryo tekniğine yakın bir üslupla yazılan Kürk Mantolu […] Devamını Oku

    • nobel-odullu-yazarlar-yazi-atolyesi

      17 Nobel Ödüllü Yazarları ve Okumanız Gereken 27 Eser / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 19 Ekim 2016 16:39     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      17 Nobel Ödüllü Yazarları ve Okumanız Gereken 27 Eser / Yazı Atölyesi   Pearl S. Buck (1892 – 1973) – Ana Pearl S. Buck, 1938 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Amerikalı kadın yazar. Çin’de akademik çalışmalar yapmak için uzun süre bulunur ve Çin kültürüne hayran kalır. Daha sonra Amerika’ya dönse de kendini Çin’de daha iyi hissettiğini için, Amerikalı bir misyoner rahiple evlenip tekrar Çin’e yerleşir. Ana’da Çin köylerini, geleneklerini anlatırken, bunu bir Amerikalı gözüyle yapmaz. Romanın evrensel olabilmesi için karakterlerinin isimleri yoktur. Ana, büyük oğlan, küçük oğlan, kocakarı, fitne dul gibi… Yalnız bir kadının, üç çocuğuyla birlikte, komünizmin yeni yayıldığı […] Devamını Oku

    • kemal-ates-sozcuklerin-izini-suruyor-yazi-atolyesi-1

      Kemal Ateş Sözcüklerin İzini Sürüyor / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 18 Ekim 2016 13:04     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Sözler Özdeyimler, Sözlük, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Kemal Ateş Sözcüklerin İzini Sürüyor / Yazı Atölyesi       Bütün Yazarlar İçin Saklı Sözlük  “Halk diline kulak vermek” diyor Nurullah Ataç. Yazı dilimizin kuruluş aşamasında bu yapılmadı, bu nedenle geçmişte bir dil mezarlığı bırakıldı.Kâşgarlı Mahmut’tan başlayarak, R. H. Karay, M. Ş. Esendal, R. N. Güntekin, O. C. Kaygılı, Halikarnas Balıkçısı, Orhan Kemal, Fakir Baykurt, Yaşar Kemal, Mehmet Seyda, Rıfat Ilgaz gibi halk diline kulak veren yazarları kısmen de olsa tarayarak elde ettiğimiz; ihmal edilmiş, edebiyatta, yazılı kaynaklarda şöyle bir görünüp kaybolmuş ya da kaybolmak üzere olan sözcükleri, ayrıca halk dilinin “yerel” diye dışlanmış söz varlığını bulacaksınız bu sözlükte. […] Devamını Oku

    • dr-muhsin-bozun-yazarlik-seruveni-yazi-atolyesi

      DR. Muhsin BOZ’un Yazarlık Serüveni / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Ekim 2016 09:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Röportaj Söyleşi, Yazarlar

      DR. Muhsin BOZ’un Yazarlık Serüveni / Yazı Atölyesi   EPİGRAF           Sokakları bok götürüyorken, kanalizasyonun pis suları her yeri kaplamışken, herkes pis kokuları kokluyor ve bundan şikâyet ediyorken, niye biz yazdığımız zaman sadece ve sadece çiçeklerin güzelliğinden ve ne harika koktuklarından söz etmek zorunda kalalım.   Sanullah İbrahim – Mısırlı Yazar Muhsin Boz, Antakya’da, 1961’de doğdu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi (1985). 1989-1994 yılları arasında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji (intaniye) üzerine uzmanlaştı. Antakya’da uzman doktor olarak çalışıyor. 1998’de, edebiyata “merhaba” dedi. Öykü yazıyor. 2000’de Varlık dergisinde bir öyküsü yayımlandı. 2001’de, “Onlar Hayvandı Ama…” adlı kitabı […] Devamını Oku

    • elena-ferrantenin-napoli-romanlari-yazi-atolyesi-3

      Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 15 Ekim 2016 10:01     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Elena Ferrante’nin “Napoli Romanları” ve Orta Sınıf İyilikseverliğinin Sınırları – Yazı Atölyesi   ’nin dört ciltlik “Napoli Romanları” serisi, İngilizceye çevrilmeye başladığı andan itibaren hem Amerika’da hem de İngiltere’de edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Kimi okuyucu ve eleştirmenler, bu romanları iki kadın arkadaşın çocukluklarından itibaren devam eden çatışmalı, inişli çıkışlı ilişkilerinin hikâyesi olarak tanımlarken, kimisi Napoli’nin yoksul bir mahallesinde, İtalya’nın marjinlerinde, yoksulluğun içinde süregiden varoluş mücadelesinin hikâyesi olarak tanımladı. Türkçe baskısı Everest Yayınları tarafından yayımlanan Ferrante’nin “Napoli Romanları”, en genel anlamıyla, Napoli’de başlayan, Napoli’den İtalya’nın merkezine taşan bir kadınlık ve sınıf hikâyesi. Dünyanın dört bir yanında geniş ve tutkulu bir […] Devamını Oku

    • her-iktidar-korku-uzerine-kuruludur-yazi-aatolyesi-2

      Oblomovluk Nedir? / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Ekim 2016 21:37     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      Oblomovluk Nedir? / Yazı Atölyesi   “Yüzyıllar yüzyılları izliyor ve yarım milyon tembel mıymıntı insan büyük bir uyuşukluk içinde pinekleyip duruyor.”- GOGOL   Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir. Sosyal yaşamdan kopuş, topluma uyum sağlayamama, bilinçli bir vazgeçiştir. Handiyse ölüme eş bir uyuşukluk hali; bir başka deyişle yaşarken ölmektir. Gonçarov 1849’da yazdığı bir romanda çağımızın toplumsal hastalığını tanıtıyor yani Oblomovluğu. Yerküre üzerindeki her insanın içinde bulunan/bulunabilecek bir […] Devamını Oku

    • oblomovluk-nedir-yazi-atolyesiatolyesi-3-4

      Her iktidar korku üzerine kuruludur / Yazı Aatölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Ekim 2016 20:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Felsefe, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Her iktidar korku üzerine kuruludur / Yazı Aatölyesi Foucault’nun söz ettiği gibi, iktidarın işlevlerinden birisi de disiplin altına alarak denetlediği, gözetlediği bireyi, “terbiye” etme” yani istediği noktaya yöneltme işlevidir. “Terbiye etme” yöntem ve araçları çok çeşitlidir devletin veya iktidarın. “Nitekim disiplinsel iktidar, insanlardan bir şeyler sızdırmak veya çekip almak yerine, başlıca işlev olarak ‘terbiye etme’ görevine; veya daha doǧrusu daha fazla miktarda şey sızdırmak veya çekip almak için terbiye etme görevine dahil olan bir iktidardır.” İktidar sahibi olmak, suç ișlemek gibidir. İktidar sahipleri sanki suç ișlemișler gibi, bunun bedelini ödemekten korkarlar. Bu yüzden çevrelerinde korumalar vardır. Yemeklerini onlardan önce bașkaları […] Devamını Oku

    • frida-kahlodan-diego-riveraya-ask-mektuplari-yazi-atolyesi-2

      Frida Kahlo’dan Diego Rivera’ya Aşk Mektupları / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 20:43     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Frida Kahlo’dan Diego Rivera’ya Aşk Mektupları / Yazı Atölyesi Senden niye vaz geçtim Diego! Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim. Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim. Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim. Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim. Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim. Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim. Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim. Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim. Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” […] Devamını Oku

    • filozoflarin-sordugu-sorularda-farkli-olan-bedir-yazi-atolyesi-6

      Cioran’dan 41 SÖZ / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 20:06     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

      Cioran’dan 41 SÖZ / Yazı Atölyesi Hakikatler! Artık onların yükünü çekmek istemiyoruz, ne de onlara kanmak veya suç ortağı olmak. Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum. Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır. Fikirler tarihi, yalnızların kininin tarihidir. İleride biyografisini yazacak birinin çıkması ihtimalinin, kimseyi bir hayatı olmaktan vazgeçirmemiş olması inanılmazdır. Bir zihni, karanlık fikirleri kavramaktan duyduğu tiksinti kadar hiçbir şey kurutamaz. Temel bir yanılgı olmasından da evvel, hayat, ne ölümün ne de şiirin düzeltmeyi başarabildiği bir zevksizliktir. Her düşünce, bir gülümseyişin yıkıntısını andırmalıdır. Büyük adamların gündelik hayatı tahayyül edilmeye çalışıldığındaki o tedirginlik. Öğleden sonra […] Devamını Oku

    • filozoflarin-sordugu-sorularda-farkli-olan-bedir-yazi-atolyesi-8

      Filozofların Sorduğu Sorularda Farklı Olan Nedir? / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 13 Ekim 2016 18:14     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Ne Var Ne Yok

      Filozofların Sorduğu Sorularda Farklı Olan Nedir? / Yazı Atölyesi İnsanın gündelik yaşamı, bir takım yapıp etmeler, eylemeler içinde geçer. Zira yaşamak istiyorsak, eylemek zorundadır. Eylemek ise son çözümde, genellikle insanın ya kendi bedensel-tinsel varlığında ya da çevresinde bir değişikliğin oluşması veya oluşturulması ile sonuçlanmaktadır. Bu eylemlerin başladığı noktaya biraz daha yakından baktığımızda göreceğimiz bir diğer şey, eylemden neredeyse tümüyle farklı bir şey olan sorudur. Başka bir deyişle, soru-eylem ilişkisi, bizim gündelik yaşamımızda oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Kimi zaman sorular eylemi başlattığı gibi, kimi zaman da eylemler sorulara yol açmaktadır. Gündelik yaşamımızda sorduğumuz soruların çoğu, pratik yaşamın içinden gelmekte olup, çoğunlukla […] Devamını Oku

    • hayallerin-pesinde-frank-wheeler-2008_780x438-o8f5y9s9wz

      Oscar Ödüllü Sinemanın Altın Çocuğu Dicaprio / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Ekim 2016 19:50     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      Oscar Ödüllü Sinemanın Altın Çocuğu Dicaprio / Yazı Atölyesi DiCaprio’nun filmlerinde bugüne dek canlandırdığı bir çok karakter var. Bu da bugünlere kolaylıkla gelmediğinin bir kanıtı. Çocukluğundan itibaren senelerini sinema sektörüne vermiş olan DiCaprio’nun almış olduğu Oscar’ı nasıl hakettiğine, basamakları nasıl tırmandığına ilk filminden son filmine dek gelin bir göz atalım. 1. Mahluklar 3 (Josh) – 1991 2. Bu Çocuğun Hayatı (Tobias Wolff) – 1993 3. Gilbert’in Hayalleri (Arnie Grape) – 1993 4. Hızlı ve Ölü (Kid) – 1995 5. Günlük (Jim Carroll) – 1995 6. Tutkunun Şairleri (Arthur Rimbaud) – 1995 7. Romeo & Juliet (Romeo Montague) – 1996 8. Marvin’in Odası […] Devamını Oku

    • dergiler-yazi-atolyesi

      En Çok Okunan Dergiler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 6 Ekim 2016 19:20     Kategori: Dergiler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Mizah Dergilerinin Dünü Bu Günü / Yazı Atölyesi Devamını Oku

    • bedri-rahminin-karadutum-siir-hikayesi-yazi-atolyesi-1

      Bedri Rahmi’nin Karadutum Şiir Hikayesi / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ekim 2016 20:27     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar

      Bedri Rahmi’nin Karadutum Şiir Hikayesi / Yazı Atölyesi 1949’da bir gün İstanbul Büyük Kulüp’teki bir toplantıda, davetliler Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan bir şiir okumasını iste…diler. Eyüboğlu ayağa kalktı ve Karadut’u okumaya başladı: “Karadutum, çatal karam, çingenem Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın”…   Bedri Rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. Salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı Eren Eyüboğlu… Çünkü şiirde “kadınım, kısrağım, karımsın” dediği kadın, karısı değildi. Bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: Mari Gerekmezyan… Mari Gerekmezyan     Mari, Bedri Rahmi’nin asistanlık yaptığı […] Devamını Oku

    • aciklanamayan-gizemli-olaylar-yazi-atolyesi-1

      Açıklanamayan Gizemli Olaylar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 4 Ekim 2016 20:11     Kategori: Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Açıklanamayan Gizemli Olaylar / Yazı Atölyesi 1 – BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI :Bir efsaneye dönüşen ‘Plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte,yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler,dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor. 2 […] Devamını Oku

    • uc-sairin-ask-oldugu-kadin-tomris-uyar-yazi-atolyesi-6

      Üç Şairin Aşk Olduğu Kadın – Tomris Uyar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 2 Ekim 2016 09:11     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri, Yazarlar, Yazı Sanatı

         Türk Edebiyat Dünyasında Üç Şairin Aşk Olduğu Kadın – Tomris Uyar / Yazı Atölyesi Öykücü Tomris Uyar… Şair değil ama Türk şiirinin en önemli üç ismi onun için en güzel dizelerini ‘aşkla’ yazdı… “Bir insan ne zaman ölür?” sorusuna Romalılar, eski bir taş yazıtta şöyle yanıt vermişler: “Onu en son anan insan öldüğü zaman”… Bu yazıda isimlerini yâd deceğimiz biri kadın üçü erkek dört güzel insan, tam da bu tanıma uyan büyük sanatçılar. Yaşadıkları dönemde edebiyat dünyasına damgasını vuran, bizim kuşağın da vazgeçilmez yazar ve şairleri… Tomris Uyar, 62 yaşında ayrıldı aramızdan; ama arkasında öyle bir şiir demeti bıraktı […] Devamını Oku

    • love-story-filminden-45-yil-sonra-yeni-bir-ask-hikayesinde-bulustular-yazi-aolyesi-7

      Love Story Filminden 45 Yıl Sonra Yeni Bir Aşk Hikayesinde Buluştular / Yazı Aölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 1 Ekim 2016 18:57     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      1970 senesinde çekilen ve sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri haline gelen Aşk Hikayesi’nin yıldızları Ali MacGraw ve Ryan O’Neal, 45 sene sonra, bu kez tiyatro sahnesinde, yeniden birlikte… Yalnızca vizyona girdiği döneme değil, sonrasına da damga vuran Aşk Hikayesi’nin ana karakterlerine hayat veren Ali MacGraw ve Ryan O’Neal, bu kez Love Letters (Aşk Mektupları) isimli bir oyun için tekrar bir arada. Broadway’de başarıyı temsil eden, Amerika ’nın en önemli tiyatro ödüllerinden olan Tony’yi iki kez kucaklamış olan Gregory Mosher tarafından yönetilen Love Letters, 13 Ekim’de sahnelenmeye başlayacak. Oyunda birbirlerinden çok farklı hayat tercihleri olmuş aynı yaştaki iki kişiyi canlandıracak […] Devamını Oku

    • batan-gemiden-canini-kurtarmak-icin-karisini-gemide-birakti-garip-ve-huzunlu-hikayeler-yazi-atolysi-2

      Garip ve Hüzünlü Hikaye / Yazı Atölysi

      Yazar: Editör     Tarih: 30 Eylül 2016 09:23     Kategori: Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazı Sanatı

      Garip ve Hüzünlü Hikaye / Yazı Atölysi Öğretmen bir gün denizin ortasında batmak üzere olan bir geminin hikayesini sınıfta öğrencileriyle paylaşır. Gemideki çift cankurtaran botunun yanına kadar gelir ve sadece bir kişilik yer olduğunu görür. Hikayenin gerçekliği hakkında tamamen emin olmasam da, hepimizin hikayeden ders çıkaracağını zannediyorum. Öğretmen, hikayeyi anlatmaya başlar. Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür. O an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur. Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne […] Devamını Oku

    • koy-enstituleri-kapatilmasaydi-her-sey-cok-farkli-olurdu-yazi-atolyesi-1

      Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı Her Şey Çok Farklı Olurdu / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Eylül 2016 22:02     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı Her Şey Çok Farklı Olurdu / Yazı Atölyesi   Okuduğunuz bu cümle, bu ara benim sıkça duyduğum cümlelerden biri. Peki, nedir bu Köy Enstitüleri? Üniversitede okurken öğrendiğim şekliyle ülkeyi kucaklayan öncü bir eğitim ve öğretim programı mı yoksa uygulama noktasında sıkıntıları olan ama sonrasında efsaneleştirilen bir girişim mi? Okuyacağınız bu yazıda, toplumumuzda hala bahsedilen, kimi zaman sadece bir kesimin ideolojisini yansıttığı öne sürülen ama ne olursa olsun, tüm yönleriyle Türk toplumunda farklı ve önemli bir yeri olduğunu kabul ettiğimiz bu girişimi kısa bir şekilde ele almayı amaçlıyoruz. Zekeriya Tonguç’un arşivinden bir fotoğraf Türk toplum yapısını incelediğimizde hangi […] Devamını Oku

    • m-o-3500lerde-ilk-yaziyi-bulan-sumerler-yazi-atolyesi-4

      M.Ö 3500’lerde İlk Yazıyı Bulan Sümerler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 29 Eylül 2016 21:45     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      M.Ö 3500’lerde İlk Yazıyı Bulan Sümerler / Yazı Atölyesi “Bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler. Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, boy ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi. Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar Okuduğunuz paragraf; Nippur’lu Ludigirra’nın anılarından bir alıntı. Yanlış duymadınız; yaklaşık M.Ö 3500’li yıllarda yaşayan Ludingirra ülkesini, anılarını yazdığı tabletlerde böyle ifade etmiş. Kendisinden sonra gelecek kuşaklara medeniyetinden iz […] Devamını Oku

    • proxy-2

      İzlenmesi Gereken Distopik Filmler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Eylül 2016 15:54     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      İzlenmesi Gereken Distopik Filmler / Yazı Atölyesi Toplumsal hareketlerin yeni bir dünya ile nasıl tanıştığına şahit olacağınız bu distopik filmler hafızanızda hiç silinmeyecek. Sizi farklı bir dünyanın içine sürükleyecek bu filmleri mutlaka izlemelisiniz.  1. V For Vendetta Hikâye; geleceğin İngiltere’sinde (2020) geçmektedir.Diktatör bir rejime bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal hale geldiğini gösterir. Özellikle V for Vendetta’nın sinema dünyasına vurduğu damgadan sonra son yıllarda çekilen filmler bu akımın sinema sektöründeki temsilcileri oldular. 2. Uyumsuz (Divergent) İnsanlar 16 yaşına geldiklerinde kendi insani özelliklerine göre bir seçim yapmak zorundadırlar. Çünkü insanlar 5 farklı bölüme ayrılmış şekilde yaşamaktadırlar. Tris için de bu kuralı uygulama zamanı geldiğinde kendiyle ilgili büyük bir […] Devamını Oku

    • sanal-bir-evrende-yasiyor-olabiliriz-yazi-atolyesi

      Sanal Bir Evrende Yaşıyor Olabiliriz / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 27 Eylül 2016 15:49     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Sanal Bir Evrende Yaşıyor Olabiliriz Ama sorun değil! / Yazı Atölyesi Bunu duymuş olabilirsiniz: Dünyamız, gerçek bir dünyada yaşandığı izlenimi yaratan akıllı bir bilgisayar simülasyonu olabilir. Elon Musk bu konuyu bir süre önce gündeme getirdi. Doğruyu söylemek gerekirse, muhtemelen de haklı. Bununla birlikte, tüm bu “gerçek/sahte” tartışmasında çok önemli bir nokta gözden kaçırılıyor: Aslına bakılırsa, ikisi arasında bir farklılık yok. Öncelikle, neden dünyamız bir simülasyon olabilir? Musk, dünyamızın sahte olduğunu söyleyen ilk kişi değil. Bu, antik Yunan’a kadar dayanan bir fikir. Biz konuyu bilgisayar simülasyonu olarak ele alırken, antik Yunanlılar bunu bir hayal olarak nitelendiriyordu. Anlaşılması gereken ilk nokta şu: […] Devamını Oku

    • musluman-topluluk-olan-tuareglerde-son-sozu-kadinlar-soyler-yazi-atolyesi-2016-09-26-11-44-35

      Müslüman Topluluk Olan Tuaregler’de Son Sözü Kadınlar Söyler / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 26 Eylül 2016 08:58     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Müslüman Topluluk Olan Tuaregler’de Son Sözü Kadınlar Söyler / Yazı Atölyesi   Tuaregler, Kuzey Afrika Berberilerinin bir kolu. 1000 yılı aşkın süredir Sahra Çölü’nde göçebe olarak yaşıyorlardı. Şimdi ise yarı göçebeler. Nüfusları ise yaklaşık 1,5 milyon. Kendilerini İmuhar (özgür adam) olarak adlandıran Tuaregler, Müslümanlar ve birbirine sıkı geleneksel bağlarla bağlı kabileler halinde yaşarlar. Onları farklı kılansa, kadınlara verilen önem… Tuaregler, 1000 yılı aşkın süredir Cezayir, Mali ve Nijerya arasındaki bölgede yaşıyorlar. Anaerkil bir yapıya sahipler. Çocuklar annenin kabilesine ait ve soy zinciri anne kolundan yürüyor. Eskiden göçebe olan halk, artık yarı göçebe olarak yaşıyor. Kültür ve geleneklerini, yüzyıllardır korumayı başaran nadide […] Devamını Oku

    • yazi-atolyesi-duntyada-cozulyemen-sirlar

      Dünyada Sırrı Çözülemeyen Bazı Olaylar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 25 Eylül 2016 20:13     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok

      Dünyada Sırrı Çözülemeyen  Bazı Olaylar / Yazı Atölyesi   Kolombiya , Bogota yakınlarında bulunmuş bir insan eli fosili. Fosilleştiği kayanın yaşı 100 – 130 milyon yıldır. Yani, fosil de o kadar sene önce meydana gelmiş demek. Oysa iki ayağı üzerine kalkan ilk varlık bundan 1.8 milyon yıl önceye ait homo erectuslardır… Bu cisim Kanada’nın Kuzey kutup bölgesindeki Axel Heiberg adası eski fosiller koleksiyonunda bulunmuştur. İncelemeler bunun bir insan parmağı fosili olduğunu gösteriyor. Bu fosil 100 ile 110 milyon yıl öncesine aittir (Creataceous jeolojik dönemi). Röngen ışınlarıyla yapılan inceleme sonucunda yukarıdaki resimdeki siyah kısımların parmak kemiklerine ait olduğu ortaya çıkmıştır. Bu […] Devamını Oku

    • sevgilinizle-birlikte-izleyebileceginiz-en-guzel-ask-filmleri-yazi-atolyesi-2

      Sevgilinizle Birlikte İzleyebileceğiniz En Güzel Aşk Filmleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 24 Eylül 2016 10:22     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri

      Sevgilinizle birlikte İzleyebileceğiniz En Güzel Aşk Filmleri / Yazı Atölyesi Aşk, şüphesiz dünyanın çekim merkezini oluşturur. Ama aşk, her zaman kolay olmayabilir. Aşksız bir dünyada, savaşların ve şiddetin tetikleyicisi olur. Filmlerde de olsa aşk, güzelliğiyle, hüznüyle yaşama olağanüstü güce sahip ve bazen de büyüsü bir masala dönüşür. Film izlerken, herkes kendi karakterine birazcık olur. Kimi de her filmde, kendi aşkını duyumsayarak izler ve bir parça da olsa aşık olduğu karakterle bütünleşir.   1. Aşk ve Gurur (2005)  Bay Darcy’nin Elizabeth Bennet’a yaptığı konuşmadan daha güzel bir ilan-ı aşk yapıldı mı hiç?   “Vücudumu ve ruhumu büyüledin. Seni seviyorum, seviyorum, seviyorum. […] Devamını Oku

    • edebiyatin-huzunlu-sairi-turgut-uyar-yazi-atolyesi-2

      Edebiyatın Hüzünlü Şâiri Turgut Uyar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 23 Eylül 2016 23:09     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

       Edebiyatın Hüzünlü Şâiri Turgut Uyar / Yazı Atölyesi   Gelin Hep Beraber Göğe Bakalım! * Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi.   Türk şiirin bu büyük ismi 4 Ağustos 1927 tarihinde Ankara’da, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ahmet Turgut Uyar, harita subayı olan bir babanın altı çocuğunun beşincisi olarak Ankara’da doğar. Babası aynı zamanda hattattır. Ankara’nın Latin alfabesiyle yazılan ilk sokak levhalarını babası yazmıştır.   Ancak babasının görev icabı kendilerinden ayrı olması ve ardından gelen ölümü Turgut Uyar’ı derinden etkiler. Babasının ölümünün ardından […] Devamını Oku

    • en-iyi-genclik-filmleri-yazi-atolyesi-1

      En İyi Gençlik Filmleri / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 20 Eylül 2016 18:20     Kategori: Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

      En İyi Gençlik Filmleri / Yazı Atölyesi Şimdi Film Zamanı İngiliz sinema dergisi Total Film bu defa gençlik filmlerini mercek altına aldı ve tüm zamanların en iyi gençlik filmlerini belirledi. İşte Total Film’in gözünden en iyi gençlik filmleri… 25. Risky Business (1983) 24. Ghost World (2001) 23. The Perks of Being a Wallflower (2012) 22. Easy A (2010) 21. Dazed and Confused (1993) 20. Animal House (1978) 19. Pretty in Pink (1986) 18. 10 Things I Hate About You (1999) 17. Donnie Darko (2001) 16. Brick (2005) 15. Say Anything… (1989) 14. Pump up the Volume (1990) 13. Juno (2007) […] Devamını Oku

    • tumblr_nl44hgyofv1r8lg3io1_1280

      Kült Filmlere Farklı Açılardan Bakmak / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 17 Eylül 2016 19:04     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Senaristler, Sinema Haberleri

      Kült Filmlere Farklı Açılardan Bakmak / Yazı Atölyesi  20 ve 21’nci yüzyıla damgasını vuran 365 film ilginç bir projenin konusu oldu. Her gün için bir film belirleyen ve bu filmlerden akılda kalanları kendi üslubunca yorumlayan Ian Simmons, çalışmasını sosyal medya üzerinden yayınladı. İşte sanatçının en dikkat çeken film tasvirleri… (Taken) 2 Harry Potter 3 Moulin Rouge 4 Marslı 5 Yüzüklerin Efendisi 6 Star Wars 7 6’ncı his 8 Baba 9 V For Vendetta 10 Açlık Oyunları 11 Kuzuların Sessizliği 12 Kara Şövalye 13 Dövüş Kulübü 14 Men in Black 15 Halka 16 Donnie Darko 17 Star Wars 18 Cesur Yürek 19 Geleceğe […] Devamını Oku

    • orman-yesili-bir-yildiz-kaydi-yazi-atolyesi

      Orman Yeşili bir Yıldız Kaydı / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 16 Eylül 2016 13:08     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Sinema Haberleri

       Tarık Akan’ın Sinema Hayatı ve Direnişi / Yazı Atölyesi    Tarık Akan doğum adı ile Tarık Tahsin Üregül, (13 Aralık 1949, İstanbul, – ö. 16 Eylül 2016, İstanbul), Türk sinema ve dizi oyuncusu   1970 yılında Ses dergisinin oyunculuk yarışmasına katılarak birinci olmuştur. 1971 yılında ilk sinema filmi Emine ile oyunculuk kariyeri başlamıştır. Bir anda Yeşilçam’ın en yakışıklı oyuncularından birisi haline gelmiştir. Daha sonra 1972 yılında oynadığı film Suçlu ile 1973 yılında Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alır. 1973 yılında Yeşilçam’ın en iyi duygusal filmlerinden birisi olarak bilinen Canım Kardeşim (1973) adlı filmde Halit Akçatepe ile […] Devamını Oku

    • tumblr_static_filename_640_v2

      Ödüllü Kitraplar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 15 Eylül 2016 22:56     Kategori: Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Yazarlar, Yazı Sanatı

       Ödüllü Kitraplar Genel Listesi / Yazı Atölyesi Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü Afet İnan Tarih Araştırmaları Ödülü 1990 yılında, Prof. Dr. Afet İnan’ın anısını yaşatmak, onu genç kuşaklara tanıtmak ve tarih araştırmalarını teşvik etmek amacıyla ailesinin girişimiyle verilmeye başlandı. İki yılda bir yeni sahiplerini bulan ödül, 1995 yılından itibaren Tarih Vakfı’nın akademik desteğiyle verilmeye devam etmektedir. Akademi Kitabevi Edebiyat Ödülleri Genç yazarları özendirmek amacıyla 1979’da kurulan ödül, şiir, hikâye, roman, deneme-inceleme-eleştiri-gezi ve çocuk edebiyatı dallarında yayımlanmış ya da yayıma hazırlanmış ilk yapıtlara verilmekteydi. Altın Portakal Şiir Ödülleri Altın Portakal Şiir Ödülü, AKSAV (Altın Portakal Kültür ve Sanat Vakfı) ile AKSEV […] Devamını Oku

    • eski-bayramlar-ve-panayir-alanlari-yazi-atolyesi-3

      Eski Bayramlar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 15 Eylül 2016 13:03     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü

      Eski Zamanlarda Bayramlar ve Panayır Alanları     Eskiden bayramlar kutsalların kutsandığı günler olmasından çok, geleneklere göreneklere uygun kutlanırdı. En güzel elbiseler giyilir, en güzel en temiz şekilde ya misafirliğe gidilir ya da misafirler ağırlanırdı. Arife gününden önce her evde aynı tatlı telaşlar yaşanırdı. Cevizli baklavalar açılır, çörekler, muhallebiler yapılırdı. Bayram yerine gitmek için yemiş dolusu sepetler gün öncesinden hazırlanırdı. Bayram sabahı, namazı çıkışında ilk bayramlaşma töreni başlardı ve bu tören bayramın son gününe kadar sürüp giderdi. Küçükler büyüklerin ellerinden öperek kutlar, büyükler çocuklara renga renk şekerle birlikte, bayram harçlığı verirlerdi. Komşular birbirlerine bayramlaşmaya giderken, hediye olarak kimine beyaz bir […] Devamını Oku

    • yildiz-kenter-1

      BELKİ DE BİLDİĞİMİZ BİR AŞK ÖYKÜSÜ / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 14 Eylül 2016 23:21     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Sinema Haberleri, Tiyatro

       Kim Bilir Kaç Perde Dedi Tiyatro ve Kim Bilir Kaç Sevdalı Aktris Cennet Gözyaşları Döktü Rolünde?  Müşfik Kenter   Dedesi, Bağdat kadısı, babası, padişah tarafından atanan Heyet-i Ayan azası’ydı. Çamlıca’da, uşaklı bahçıvanlı, muhteşem bi köşkte yaşayan, oturmasını kalkmasını, ecnebi lisanları bilen, yakışıklı bi delikanlıydı. Yüksek tahsil için İskoçya’ya gönderildi. Ve, Londra’da bi partide gördü onu… Güzeller güzeli İngiliz genç kadın, şahane gülümsüyor, etrafına ışık saçıyordu. Vuruldu, âşık oldu. Gözler her şeyi anlatır derler ya, belli ki, hisleri karşılıksız değildi. Zaten, zarif bi kaç kısa cümleden oluşan sohbet sırasında işareti almış, genç kadının her gün Hyde Park’ta at gezintisi yaptığını öğrenmişti. Sabahın köründe, […] Devamını Oku

    • herkesin-bir-hikayesi-vardir-2

      Güncel Sanat Şiir ve Öykü Yarışması / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Eylül 2016 20:20     Kategori: Dergiler, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Öykü, Yazarlar, Yazı Sanatı

      GÜNCEL SANAT DERGİSİ 7. ÖYKÜ VE KAYGUSUZ ABDAL ADINA AÇILAN ŞİİR – ÖYKÜ YARIŞMA DUYURUSU   ŞİİR YARIŞMASI ŞARTLARI: 1- Yarışmada konu ve tür serbesttir. Daha önce ödül almamış, hiçbir yerde yayımlanmamış en fazla iki şiir ile katılabilecektir. (Serbest ve hece ayrımı yoktur.) (Kitap, dergi, gazete, internet siteleri, facebook gibi sosyal paylaşım ağları ve bloklar dahil yayınlanmış olursa derece alsa dahi ödülü geri alınır.) 2- Şiirler, 12 punto Times new roman karakterli bilgisayar ile 1 satır aralıklı olarak yazılacak. Her şiir için ayrı rumuz kullanacaklar. Beş adet çoğaltılacak. İçinde rumuzlarının yazılı olduğu küçük zarfın içine 1 özgeçmiş, 1vesikalık fotoğraf ile […] Devamını Oku

    • cocuklar-icin-umudun-resimini-cizen-diala-brisly-5

      Suriye’de Çocuklar İçin Umudun Resimini Çizen Diala Brisly / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 10 Eylül 2016 18:10     Kategori: Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Kültür Sanat, Magazin, Ne Var Ne Yok, Resim Galerisi, Röportaj Söyleşi

      Suriye’de Dağıtılan Çocuk Dergisinde Çocuklar İçin Umudun Resimlerini Çizen Sanatçı   Sanatçı Diala Brisly, 2013 yılında Suriye’yi terk etti. Şu anda Beyrut’ta yaşıyor. Ancak inanılmaz bir şekilde çatışmalara rağmen hala basılan ve dağıtılan bir çocuk dergisindeki çalışmaları dolayısıyla Suriye’de çok tanınan birisi. İşte Brisly’nin kendi kelimeleriyle hayat hikayesi ve çalışmaları…   Derginin adı Zayton (zeytin) ve Zaytonah – bir oğlan ve bir kız ismi. Suriye’nin kuzeyinde çok sayıda zeytin ağacı ve zeytin tarlaları var.   Eskiden dergiyi Saraqeb’de basarlardı ama matbaa top mermilerinden zarar gördü ve orayı onaramadılar. O yüzden şimdi Halep’de basıyorlar. Dergiyi basarak ve dağıtarak büyük bir riske […] Devamını Oku

    • unlu-yazar-ve-dusunurleri-alintilar-yazi-atolyesi-1

      Ünlü Yazar ve Düşünürlerden Alıntılar / Yazı Atölyesi

      Yazar: Editör     Tarih: 7 Eylül 2016 16:25     Kategori: Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden, Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Magazin, Makaleler, Ne Var Ne Yok, Öykü, Roman, Sözler Özdeyimler, Yazı Sanatı

      Ünlü Yazar ve Düşünürlerin Kşıtaplarından Alıntılar / Yazı Atölyesi Devamını Oku

Yazı Atölyesi is Stephen Fry proof thanks to caching by WP Super Cache

Roman Tottenham Çocukları / Yazar Dursaliye Şahan — Tottenham Boys


Yazı Atölyesi / Dursaliye Şahan

Tottenham’ın ayak sesleri geliyor… Yazar Özgeçmişi Dursaliye Şahan Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında […]

Roman Tottenham Çocukları / Yazar Dursaliye Şahan — Tottenham Boys üzerinden

View original post

Roman Tottenham Çocukları / Yazar Dursaliye Şahan — Tottenham Boys


Tottenham’ın ayak sesleri geliyor… Yazar Özgeçmişi Dursaliye Şahan Sivas’ın Geyikpınar Köyü’nde doğan Dursaliye Şahan; dört yaşında […]

Roman Tottenham Çocukları / Yazar Dursaliye Şahan — Tottenham Boys üzerinden

Leonard Cohen 1934 – 2016 — Fandango Groovers Movie Blog


Everybody knows that the dice are loaded Everybody rolls with their fingers crossed Everybody knows the war is over Everybody knows the good guys lost Everybody knows the fight was fixed The poor stay poor, the rich get rich That’s how it goes Everybody knows When I was around 15 or 16 years old I […]

Leonard Cohen 1934 – 2016 — Fandango Groovers Movie Blog üzerinden

Dursaliye Şahan Yazdı – Bir Aşk Hikayesi / Kahve Molası


yazı atolyesi- haber - resimleri l

Dursaliye Şahan Yazdı – Bir Aşk Hikayesi / Kahve Molası

Yazar: Editör     Tarih: 20 Nisan 2016 12:09     Kategori: Basında Biz, Duyuru, Edebiyat Sanat Haberleri, Editörden,Genel, Hikaye, Kültür Sanat, Ne Var Ne Yok, Öykü, Yazarlar

Dursaliye Şahan Yazdı / Kahve Molası 

 

Bir Aşk Hikayesi

Raise-Turkey Holding’in 217.nci katındaki, mavi cam bölmelerle ayrılmış, lüks odalarda, ekranların ortasına, bomba gibi bir mesaj düştü. Havai fişek ışıkları arasında gelen mesajı okuyan elamanlar dona kaldı.

İlk şaşkınlığı geçen Barby-Kemal, isyankar ses tonu ile ortalığa konuştu:
-“İnanmıyorum yaa!”
Rose-Gül sinirli sinirli Barby-Kemal’in isyanına katıldı:
-“Hadi yaa!”
-“Demek başarılı üç elemana jaguar-helikopter hediyesi ha!”
-“Hem de yılbaşı balosunda!.. Geçen yıl gördük senenin en başarılı elemanlarının nasıl seçildiğini.”
-“Ayak oyunlarında en becerikliler!”

Tam bu sırada Adam-Adem içeri girip, sırtındaki ağır çantayı ve ceketini, hardal rengindeki yumuşak halının üzerine bıraktı.
-“Başarılı günler sevgili arkadaşlar. Müthiş yoruldum,” diyerek, yayılırcasına koltuğuna oturdu.

Barby-Kemal ile Rose-Gül göz göze geldiler. İlk konuşan Barby-Kemal oldu.

-“Haberi henüz duymamış gibisin.”
Adam-Adem nefes nefese,
-“Gurum adına, hayırdır!?”
Rose-Gül sakin görünmeye çalışarak;
-“Yılbaşı balosu New-Hilton Oteli’nde olacakmış. Vee yılın en başarılı elemanına son model jaguar-helikopter hediye edilecekmiş.”
Barby-Kemal de Rose-Gül gibi ses tonunu kısarak,
-“Ne hoş değil mi? Geçen yıl iki tane yazlık ev verilmişti, bu yıl jaguar-helikopter. Acaba bu şanslı arkadaşımız kim olacak dersin?

Adam-Adem koltuğunda doğrulmaya çalışarak;
-“Sizi anlamıyorum. Her yıl yinelenen olaylar değil mi bunlar? Evet son üç yıldır biraz abartıldı. Ama ne fark eder ki? Sonuçta bütün ödüller ve ikramiyeler vergiden düşüyor. Çünkü Global Dünya Büyük Patronlar Hükümet Meclisi bunu teşvik ediyor.

Rose-Gül sakinleştirmeye çalıştığı ses tonu ile;
-“Sence 2067 yılının en başarılı elemanı kim olacak dersin?”
Adam-Adem birkaç saniye düşündü ve sonra başını kaldırarak, muzipçe gülümsedi;
-“Ben olmadığım kesin. Benim dışımdakiler de beni fazla ilgilendirmiyor.”
Barby-Kemal;
-“Bence senin sevineceğin bir isim olacak çünkü seninkinin kazanma ihtimali yüksek.”
Adam-Adem şaşkın bir ifade ile,
-“Kim? Lily-Leman mı?”
Rose-Gül;
-“Tabiiki hayır. Biz Sally-Selma’yı kast etmiştik.”
-“Ama bu saçmalık. Biz Sally-Selma ile ayrılalı neredeyse bir yıl olacak. Hem sadece iki ay çıkmıştık. Aslında çıkmamış sürekli kavga etmiştik. Şimdi neden Sally-Selma hala benimki oluyor? Holding onu yılın en başarılı elamanı seçerek bir servete boğacakmış. Kutlu olsun. Beni ilgilendirmiyor. İlgilenmek istemiyorum anlıyor musunuz?”
Rose-Gül birden ciddileşerek, daha samimi bir ses tonu ile;
-“Aslında haklısın Adam-Adem. Ama daha bu sabah jimnastik molasında Sally-Selma ne dedi biliyor musun? Aynen şöyle söyledi; ‘2068 yılındaki tek hedefim anne olmak. Biraz demode bir duygu ama evlenip çocuk doğurmak istiyorum. Hatta bebeğimin gözleri Adam-Adem’e, boyu babama, saçları anne anneme, zekası anneme ve karakteri de bana benzesin istiyorum. Doktorumla konuştum, bütün ayarlamaları yapabileceğini söyledi.’ Buna ne diyeceksin?”
Adam-Adem başını iki yana sallayarak,
-“Ne yapabilirim ki? Sally-Selma akıllı ve zeki bir kadın ancak takıntıları var sanıyorum. Son takıntısı da benim galiba. Ona defalarca terapistini değiştirmesini önerdim ama aldırış ettiği yok.”
Barby-Kemal etrafı kollayarak, Adam-Adem’e dönüp fısıldarcasına;
-“Sally-Selma seninle evleneceğinden o kadar emin ki, babasının kendisine nikah hediyesi için Mavi Gökyüzü-Blue Sky Gökdelenlerinden bir daire aldığını, annesi ile anneannesinin şimdiden bütün ultra-mega marketleri dolaşarak mobilya seçmeye başladıklarını da anlatıyor, haberin olsun.”
Rose-Gül yüzünü buruşturarak Barby Kemal’i yanıtladı;
-“Ay ne banel! Annesi ve anneannesi ile aynı zevkleri paylaşıyor.”

Adam-Adem derin bir nefes alarak bilgisayarına dönüp, düğmesine bastı ve saygıyla,
-“Günaydın en değerli yardımcım,” dedi.
Bilgisayar, Adam-Adem’i mekanik sesiyle yanıtladı;
-“Hoş geldiniz eleman.”

Adam-Adem kucağındaki dosyalarla döner koltuğunda bir daire çizerek neşeyle;
-“Size benim de bir sır vermemi ister misiniz?”

Barby-Kemal ve Rose-Gül sohbet etmesini sevdikleri için arada bir kara listeye girenlerdendi.
-“Tabii ki seni dinliyoruz. Bize güvenebilirsin değil mi?”

Adam-Adem kararlı bakışlarını iki sevimli arkadaşının üzerinde dolaştırarak başladı;
-“Ben başka biri ile birlikteyim. Üstelik çok uyumluyuz. Evliliğe karşı olduğumuz için evlenmiyoruz. Ama ilişkimiz tahmin edemeyeceğiniz kadar güzel ve heyecanlı. Altı ay bitti, hiç kavga etmedik.”
Önce Barby-Kemal atıldı,
-” Kim bu kadın veya erkek? Bizim Holdingde mi çalışıyor?”
Rose-Gül heyecanla;
-“Evet evet bizim Holdingde. Sanırım İstihbarat servisinde. Hani şu iki isim kullanmayı, dolayısıyla Amerika Pasaportunu almayı reddeden, anarşist grup üyesi kadın değil mi?”
Adam-Adem’in yüzünde sevgi dolu bir gülümseme yayıldı.
-“Evet sevgili arkadaşlarım. Bir anarşist ile beraberim ve onu çok seviyorum.”

Jimnastik ve içecek molasından sonra üç arkadaş hummalı bir çalışmaya girdi. Akşam üstü şef 4657 Mavi Robot yapılan işleri kontrol edecekti ki, asla hata ve gecikme kabul edilemezdi.

Öğleden sonra çalışmanın en hassas yerinde, yeşil köle robotlardan biri elindeki kırmız gül demeti ile bip bip yaparak servisden içeri girdi. Rose-Gül sevinçle ellerini çırparak;
-“Yasasın galiba Toby-Tayyar hatasını anladı bana gül gönderiyor” dedi.

Yeşil Robot mekanik gülümsemesi ile Adam-Adem’in önünde durup, dizlerinin üzerinde çökerek;
-“Bunları size güzel kadın Sally-Selma gönderdi” dedi.

Kaybedecek zaman yoktu. İş yetişmezse şef Mavi Robot her zamanki gibi çok katı davranabilirdi. Adam-Adem ise yorgun ve stresliydi.
-“Hemen bu gülleri Sally-Selma’ya geri götür ve bir daha da bana çiçek göndermemesini söyle. Evdeki bütün vazolar doldu. Gece uyurken alerji yapıyor, sürekli hapşırıyorum. Çiçeklerin solmadan atılması yasak ve bu son üretilen çiçeklerde bir aydan önce solmuyor. Geçen hafta iki kez çöp cezası aldım. İstemiyorum anlıyor musun? Sally-Selma’yı da, çiçeklerini de istemiyorum.”

Yeşil Köle Robot üzgün bir ses tonu ile,
-“Peki efendi Adam-Adem. Bip, bip…”, diyerek, elindeki gül demeti ile birlikte gerip dönüp, birbirinin aynı adımlarla ilerlemeye başladı.

Barby-Kemal ve Rose-Gül bu işe daha da sevinmişlerdi. Yarın yemek masasında satın alma servisinin elemanlarına anlatıp, gülüşebilirlerdi. Sonuç açıktı. Sally-Selma Jaguar-helikopter’i kazanabilirdi ama Adam-Adem onu istemiyordu. Hem de kim için? Kariyeri pek parlak görünmeyen bir anarşist için. Zaten laf aramızda Adam-Adem’de de gizli bir anarşistlik yok değildi. Yani öyle Holdingin her isteğine sessizce boyun eğip, yalakalık yapan tiplerden değildi ki, bu da şu demekti. Adam-Adem bir iş arkadaşı olarak hiçbir zaman tehdit sayılmazdı çünkü bu mantıkla kariyerinde yükselmesi imkansız kadar zordu. Üstelik Adam-Adem’in eski model alışkanlıkları da vardı. Örneğin ana bilgisayardan beynine, saatte 1500 kitap aktarabilecekken o ayaklarını uzatıp, eski müzikleri dinleyerek kitap okumayı tercih ediyordu. Zorunlu olmadıkça beynine kitap aktarılmasına izin vermiyordu.

Anarşist kızın da şiir yazdığı gelen dedikodular arasındaydı. Günahı söyleyenlerin boynuna. Belki de bunun için iyi anlaşıyorlardı.

Akşam üstü dosyaların hepsi bilgisayara yüklenmişti ki, Şef 4657 Mavi Robot içeri girdi.
-“Selam çocuklar. Nasıl gidiyor?”
Adam-Adem, Rose-Gül ve Barby-Kemal saygıyla şeflerini selamladılar. Odadaki baş bilgisayar;
-“Hoş geldin 4657. Herşey tamam. Bu defa da kılı kılına kurtardılar. Ellerini biraz daha çabuk tutsalar iyi olacak. Bana göre hava hoş.”
Şef 4657 Mavi Robot gülümseyerek baş bilgisayara;
-“Ne yapıyorlar?” dedi.
Barby-Kemal şef görmeden, baş bilgisayara eliyle sus işareti yaptı ama baş bilgisayar aldırmadı.
-“Bütün gün Sally-Selma’yı çekiştiriyorlar.”
Mavi Robot başını sallayarak,
-“Haa, şu ihtiraslı kadın. Yukarısı ondan pek memnun. Büyük ödülü kazanacak gibi.”
Rose-Gül mahçup bir gülümseme ile,
-“Biliyoruz Sayın Şef. İnanın bizi pek ilgilendirmiyor aslında, öylesine sohbet ediyorduk. Kim hak ediyorsa tabii ki ödülü de o alacaktır,” dedi.
Tam o sırada Sally-Selma elindeki gül demeti ile hışımla içeri girip Adam-Adem’in önünde durdu.
-“Sen nasıl benim gönderdiğim gülleri reddedersin ha?. Bunlara kaç para ödedim biliyor musun?”
Adam-Adem ve diğerleri şefi fark etmeden odaya dalan Sally-Selma’nın bağırışlarını sessizce dinlemekle yetindilerl. Adam-Adem, yavaş bir ses tonu ile,
-“Sakin olun, Sally-Selma. Çiçeklere alerjim olduğu için onları iade ettim” diyerek, hafifçe öksürdü.
-“Aptal, ilaç alsaydın,” diye bağırdı Sally-Selma.
Rose-Gül ve Barby-Kemal sevinçten zıplamamak için kendilerini zor tuttular. Sonuçta kendilerine zarar verecek bir durum yoktu ama Sally-Selma hayatının yanlışını yapıyor gibiydi. İzinsiz bir servise girmek ve işi bölmek üstelik 4657 gibi yüksek rütbeli bir şefin önünde bağırmak… Ödülü kaybedebilirdi.
Adam-Adem’in ve odadakilerin ısrarlı suskunluğu karşısında Sally-Selma bir hata yaptığını anladı. Bir anda geriye döndü. Tam tahmin ettiği gibi Şef Mavi Robot odadaydı. Birden Sally-Selma gülümseyerek elindeki çiçekleri Şef 4657 Mavi Robot’un ön torbasına yerleştirdi.
-“İşte budur!” dedi.
Şef Mavi Robot sert bir sesle;
-“Sally-Selma ne yaptığınızın farkında mısınız?”
Sally-Selma olabildiğince yumuşak ve seksi bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-“Tabii ki ne yaptığımı biliyorum ve çok mutluyum. Slave-Mehmet ile iddiaya girmiştik. Ben ona dedimki Mavi Robotların içindeki en duygusal ve insan zekasına en yakın olanı 4657’dir. Bunu da ispatlarım. O odadayken girip, ortalığı sabote ederim. Neden olarak da Adam-Adem’e olan aşkımı gösteririm. O, aşık ve reddedilen bir kadının yapacağı bütün fevri davranışları bir insan gibi anlayışla karşılayacaktır. Ah sayın 4657 siz ne kadar şanslısınız!? Hem insan duygusallığını taşıyorsunuz hem de inanılmaz bir bilgi ve işlem deposuna sahipsiniz. Kimbilir size aşık kaç kadın ve kaç erkek vardır. Bence kurulması planlanan Robot Sendikasının başkanı siz olmalısınız.”

Şef Mavi Robot’un programları bir karışıklık yaşadı. Kendisini öven ve takdir eden birine negatif bir yaptırım uygulayamazdı. Ancak samimi olup olmadığını nasıl anlayacaktı? Sözlerini test etmek zorundaydı bu da kendi değerini test etmesi ile ilgiliydi. ‘Hayır ben söylendiği kadar iyi bir robot değilim’ derse, günün birinde ana merkez bunu kullanarak onu çürüğe bile çıkarabilirdi. En iyisi bunu herkes çekildikten sonra düşünmeliydi. Sendika Başkanı olmayı da hiç düşünmemişti ama… Kendisini toparlayıp, Sally-Selma’ya dönerek;
-“Bahsi kazandığınıza göre burayı terk eder misiniz?” dedi.
Sally-Selma hızla çıktı. 4657 numaralı Mavi Robot yaşamında ilk kez çiçek almıştı ve bu bir demet gülü neye yapacağı konusunda şaşkındı. Barby-Kemal ve Rose-Gül de şaşkındı. Adam-Adem ise kızgındı.

Sally-Selma işten atılmaktan kıl payı kurtulmuştu. Üstelik de Adam-Adem’i hala evliliğe ikna edememişti. Nedense Adam-Adem’de bir salaklık vardı. Sally-Selma gibi sağlıklı, zeki, kariyeri parlak, evi ve dolgun maaşı olan bir kadını reddetmek için mutlaka salak olmak gerekti.

Şehrin en ünlü yaşam koçuna başvuran Sally-Selma, Adam-Adem’i evliliğe razı edebilecek bir plan satın alarak işe koyuldu.

Yılbaşı gecesi, 7 yıldızlı New Hilton Otelinde Raise-Turkey Holding çalışanları çılgınca eğleniyorlardı. Yemekler ve ilk kadehler ücretsizdi. İkinci ve üçüncü kadehler yarı fiyatına, dördüncü kadeh tam fiyatına, beşinci kadeh ise altı kat fiyatına satılıyordu ki, zaten üçüncü kadehten sonra içmeye devam etmek görgüsüzlük sayılıyordu.

Sally-Selma yılbaşı gecesi büyük ödül jaguar-helikopteri alırken yapacağı konuşmayı, esprilerini, mimiklerini ve yürüyüşünü iyice ezberlemiş bekliyordu.

Adam-Adem ve anarşist Meryem, arka masalardan birinde, göz göze sohbet ediyorlardı.

Genel Müdür sahneye çıkarak konuşmaya başladı. 2067 yılı Raise-Turkey için çok karlı ve başarılı bir yıl olmuştu. Elbette bunda çalışanların payı büyüktü. Yönetim bunun farkındaydı ve büyük fedakarlıklarla en başarılı elemanı ödüllendirmeye karar vermişti. Onlar büyük ve güçlü bir aileydiler.

Sally-Selma isminin anons edilmesi ile birlikte, yerinden kalkarak, sarı üzerine lacivert puanlı tafta tuvaletinin eteklerini düzeltip, planda olduğu gibi heyecandan tökezleyerek yürümeye başladı. Genel Müdür’ün elindeki, ışıltılı jaguar-helikopter’in anahtarını alınca, gözleri dolu dolu sevinçten zıpladı. Sıra esprideydi:
-“Bu Jaguar-helikopter şimdi gerçekten benim öyle mi? İnanamıyorum. Rüyada olabilir miyim? Guruma bunun bir rüya olmaması için yalvarıyorum. Şey, bir şey sorabilir miyim? Önümüzdeki yıl aynı performansı gösteremezsem, jaguar-helikopterim benden geri mi alınacak?”
Genel Müdür gülümseyerek,
-“Oo sevgili Sally-Selma, biliyor musun, sevincini kıskanıyorum? İçin rahat olsun jaguar-helikopter hayatın boyunca senin olarak kalacaktır.”
-“Tamam o zaman, şimdi istifa ediyorum!”
Salonda gülüşmeler oldu. Rose-Gül dişlerinin arasından mırıldandı.
-“Gurum aşkına, en büyük dileğim bu sahtekar kadının kovulduğuna tanık olmak.”

Sally-Selma jaguar-helikopter’in anahtarlarını alıp, yutkunarak salondakilere döndü. Titrek bir ses tonu ile yeniden başladı.
-“Bu güne kadar böylesine gurur duyabileceğim bir hediye almadım. Holdingimi ve bütün arkadaşlarımı çok seviyorum. Hatta itiraf etmek istiyorum. 4657 numaralı şef mavi robotun bile hayatımda önemli bir rolü olduğunu fark ettim. Emin olun jaguar-helikopteri kazanmasaydım da emekli oluncaya kadar, ya da kovuluncaya kadar diyelim, işimi bırakamazdım. Varlığımın tek amacı Raise-Turkey Holding’e hizmet etmektir.”

Sadece salondakiler değil, eğlenceyi bilgisayar ekranlarından izleyen robotların arasındaki Şef 4657 de şaşkındı. Parmaklarını ön cebine sokup, kuruyan gül yapraklarını tuttu. Sorunlar karşısında başarısız olmak bir robot için erime kazanına gitmek, yani yok olmak demekti.

Sally-Selma bir an durdu, yaşam koçuyla kararlaştırdıkları gibi, saçlarını arkaya atıp, ağlamaklı ama kararlı bir ses tonu ile yeniden başladı.
-“Ancak benim hayatımda önemli bir insan var. Bu benim zayıf bir yanım. Ona aşığım. Bunu burada açık açık siz dostlarımla paylaşıyorum. Adam-Adem’i çok seviyorum ve bu aldığım değerli ödülü kendisine hediye etmek istiyorum. Nasıl olsa beraber kullanacağız.”

Bu 2068 yılı için olağanüstü bir fedakarlıktı. Genel Müdür bu kez kuralların dışında konuştu;
-“Sall-Selma sarhoş değilsin değil mi? Bu jaguar-helikopter son model ve çok pahalı. Doğrusu Holdingimizde senin gibi bir azizenin çalıştığını bilmiyordum.”

Adam-Adem ve Meryem kıpırtısız